2017 TEOG Değerlendirmesi

Ana Sayfa » EDEBİ KİŞİLER » Tevfik Fikret kimdir, hayatı edebi kişiliği hakkında bilgi

Tevfik Fikret kimdir, hayatı edebi kişiliği hakkında bilgi

Tevfik Fikret kimdir, hayatı edebi kişiliği hakkında bilgi

 
18 Mayıs 2013 Cumartesi 16:19
Okunma: 11730
Yorum YapYazdır
 
Tevfik Fikret kimdir, hayatı edebi kişiliği hakkında bilgi

Hayatı:

Çankırı’nın Ilgaz ilçesine bağlı Dalkök köyündendir. Dedesi Ahmet Ağa, İstanbul’a yerleşmiştir. Sonradan müslüman olmuş Sakızlı bir Rum ailesinin kızı olan annesi Hatice Refia Hanım, babası da Hüseyin Efendi’dir. Mehmet Tevfik, 24 Aralık 1867′de İstanbul Aksaray’da dünyaya gelir. Fikret’in annesi, o daha 12 yaşındayken, hac dönüşü vebadan ölür. İstanbul’da memurluk yapan babası da bir yolsuzluk meselesi dolayısıyla saraya jurnal edilir ve kendisine mutasarrıflık görevi verilerek İstanbul’dan uzaklaştırılır. Böylece koruyucusuz kalan Tevfik Fikret, annesi ile dedesinin yanına yerleşir. Hüseyin Efendi Hama, Urfa, Akka ve Halep’te mutasarrıf olarak çalıştıktan sonra 1895′te Antep’te ölmüştür.

Tevfik Fikret ilk öğrenimini, Aksaray’daki Mahmudiye Rüştiyesi’nde yapmış; daha sonra Galatasaray Lisesi’ni birincilikle bitirmiştir. Sanatçının öğrencilik hayatı düzgün ve istikrarlıdır. Giyiminden yazısına kadar zevk ve şekil düşkünü bir genç olan Fikret’in resmi de güzeldir. Şair bu okulda Recaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci gibi birbirine ters düşüncede olan edebiyat otoritelerinden ders almıştır. Bu tezatlık onun şairliğini büyük ölçüde etkileyecektir.

Liseyi bitirdikten sonra Tevfik Fikret, Babıali’de Hariciye İstişare Odası’na memur olarak girer. Burada müdür yardımcılığı mertebesine kadar yükselir. Ancak bir süre sonra devrin mali aksaklıkları nedeniyle maaşını alamayınca görevinden ayrılır. Sanatçı 1890′da Ticaret Mekteb-i Âli’sine Fransızca ve Türkçe yazı dersleri öğretmeni olarak atanır. Aynı yılın ağustos ayında, Trabzon valisi olan dayısı Mustafa Bey’in 15 yaşındaki kızı Nazıma Hanım’la evlenir. Bu sırada Fikret, 22 yaşındadır. Bu erken evlilik, onun hayatı için çok büyük bir olaydır. Çünkü karakteri, her konuda erdemli görünme konusuna takıntılıdır. Bu nedenle arada bazı aşk maceraları yaşamış olsa da özellikle Haluk’un dünyaya gelmesinden sonra, aşk şiirleri yazmaktan çekinmiş; ancak bu konuda çok kapalı birkaç şiir yazabilmiştir.

Tevfik Fikret şiirde ilk büyük şöhretini, Muallim Naci’nin çıkardığı ve İsmail Safa’nın yönettiği Mirsad dergisinin açtığı şiir yarışmasında “Tevhid” ile “Sitaâyiş-i Hazret-i Padişâhi” şiirleriyle aldığı birinciliklerle kazanır. 1891′de Galatasaray Sultanisi’nde Türkçe öğretmenliğine başlayan şair, bu görevini 1895′e kadar sürdürür. Bu yıllarda Tevfik Fikret padişaha bağlı görülür. Nitekim Mirsad dergisinin kapatılmasından sonra 1894′te yayımlanan Malumat dergisinin ilk sayısında II. Abdülhamit’i öven “Tebrik-i Velâdet” isimli şiirini yayımlar. Sanatçı 1893 ile 1896 arasında yazdığı şiirlerini bu dergide yayımlamıştır. Bu yıllar aynı zamanda onun yavaş yavaş Batı edebiyatıyla temasa geçtiği yıllardır. Şiirlerinde yeni atılımların sesleri duyulmaya başlamıştır. Bunun en güzel örneği 1894′te Malumat’ta yayımladığı “Hayal” adlı şiiridir. Aynı tarihlerde Fikret, Malumat’ın başyazarlığına getirilir. Burada eskilerine oranla daha Avrupai tarzda söylenmiş şiirlerini yayımlar. 1896′da Robert Kolej’de yüksek bir maaşla öğretmenliğe başlayan sanatçı, yaşamını Aksaray’daki konakta maddi sıkıntı çekmeden sürdürmektedir.

1895 yılının sonlarında Recaizade Mahmut Ekrem’in teklifi ile Servet-i Fünun dergisinin başyazarı olur. Bu dergide yayımlanan ilk şiiri “Hayran”dır. Edebi yaşamının en başarılı dönemini bu dergide yaşayan şair, Tevfik Fikret imzasını da ilk defa bu dergideki şiirlerinin altına koyar. Zira önceden şiirlerini Mehmet Tevfik olarak imzalamaktadır. Servet-i Fünun’da çalışmaya başladığı ilk yılın haziran ayında oğlu Haluk’un da dünyaya gelmesiyle şair, hayatının en mutlu dönemlerinden birini yaşar. Baba olmuştur, derginin idaresi ondadır, devrin meşhur birçok şair ve yazarı onun etrafında toplanmıştır. Bu sırada sanatçı Batı edebiyatıyla olan iletişimini hız kesmeden sürdürür. Charles Foster’dan çeviriler yapıp yayımlar, batının etkileri şiirlerinde daha çok varlık kazanır ve şöhreti de gittikçe artar.

1896-1897 Türk-Yunan Savaşı’nda Türklerin zafer kazanmasından çok etkilen şair, vatan sevgisiyle kahramanlık ve zafer şiirleri yazar. “Yenişehir Gazilerine” şiirinde dünyaya meydan okurcasına güçlü bir üslup kullanan şair, 1897′de Mütalaa dergisinde yayımlanan bu şiirinden sonra, Hasan’ın Gazası, Asker Geçerken, Kılıç, Kenan gibi şiirleriyle de aynı çizgiyi sürdürmüştür.

Babasının İstanbul’da dışında olması, II. Abdülhamit’in baskıcı yönetimi, edebiyat dergisine uygulanan sansür ve derginin zaman zaman kapatılması Fikret’in hem hayatında hem de şiirlerinde yankı bulmuştur. 1898′de sanatçı, ilk kez konağından bir saray yaveriyle alınıp saraya getirilmiş ve tutuklanmıştır. Tutukluluğunun ikinci gecesi evinde arama yapılmış, babasından gelen mektuplar alınmış, ertesi gün ise serbest bırakılmıştır. Sonraları birkaç kez daha uyarılmış ve gözaltı süreçleri yaşamıştır.

Tevfik Fikret, 1899′da Rübâb-ı Şîkeste adlı ilk şiir kitabını yayımlamıştır. 1901′de, Servet-i Fünun’un kapatılmasından kısa bir süre önce, yaşadığı bazı anlaşmazlıklar ve gördüğü siyasi baskılar nedeniyle dergiden ayrılan şair, sadece Robert Kolej’deki görevini sürdürür ve Âşiyan’da inzivaya çekilir. Bu dönemden sonra Tevfik Fikret, sanat anlayışını değiştirerek sosyal içerikli şiirler yazmaya başlar. 1902′de İstanbul’daki ahlak düşkünlüğünü lanetleneyen “Sis” şiirini yazar, ancak şiiri II. Meşrutiyet’e kadar yayımlayamaz. Geçirdiği inziva sürecinde Tevfik Fikret, bir zamanlar övdüğü Sultan Abdülhamit’in en amansız düşmanlarından biri olur. Siyasi baskının ağırlığından yakınan şair, bu dönemde bir de babasını ve kızkardeşini kaybeder. Çeşitli olayların sıkıntısı ve üzüntüsünün yanında kendisine yapılan fikri baskılar nedeniyle de sanatçı büyük bir görüş ve inanç bunalımına düşer. Tarih-i Kadim gibi uzun bir manzume yazarak dinler, ideolojiler, vatan ve millet sevgisi gibi evrensel değerlere hücum eder. Sanatçı Tarih-i Kadim’i Meşrutiyet’ten sonra bile yayımlamaz; fakat şiir imzasız olarak birçok yerde yayımlanır.

Tevfik Fikret’in yaşadığı bu karamsarlık günleri, ordunun 23 Temmuz 1908′de yaptığı darbe ile II. Abdülhamit’i tahttan indirerek Meşrutiyet’i ilan etmesiyle sona erer. Sanatçı inzivadan çıkarak Hüseyin Cahit ve Hüseyin Kazım ile birlikte Tanin gazetesini kurar. Bu gazetenin ilk sayısında çıkan Rücu adlı şiirinde, Sis‘te İstanbul için söylediklerini özür dilercesine geriye alır. Bu dönemde siyasi faaliyetlere pek katılmayan Fikret Darülmuallimin, Darülfünun ve Galatasaray’da Türk edebiyatı öğretmenliklerinde bulunmuş; Abdülhamit yönetimi varken yazdığı ama yayımlayamadığı şiirlerini de ekleyerek Rübab-ı Şikeste’nin yeni iki baskısını çıkarmıştır. Oğlu Haluk’a verdiği öğütleri içeren Haluk’un Defteri adlı ikinci şiir kitabını da bastırmıştır.

Tevfik Fikret 1911′de, hayatının ikinci ve son inzivasına çekilir. Tüm görevlerini bırakarak sadece Robert Kolej’deki öğretmenliğiyle yetinir. Bu dönemde yazdığı şiirlerde devrin kötü siyasetine çok ağır hücumlarda bulunur. İttihat ve Terakki idaresini beğenmeyen Fikret, onların Meclis-i Mebusan’ı kapatmasına kızar ve Doksan Beşe Doğru şiirini yazar. Bu şiiriyle İttihatçılardan tepki gören şair, Han-ı Yağma şiiriyle bu kızgınlığı daha da artırır. Dindar kesim tarafından da tutumları sevilmeyen şairi, onların ve İttihatçıların hücumları çökertir. Şeker hastalığı su yüzüne çıkan Fikret, zayıflar. 1914′e gelindiğinde Şermin adlı çocuk şiirlerinin yer aldığı kitabını ve Sancak-ı Şerif’i yayımlar ama kendisine gösterilen düşmanlık hala sönmez. Morali iyice çöken sanatçı, geçirdiği bir ameliyat sonrasında, 19 Ağustos 1915′te ölür; mezarı 1945′te müze yapılan Aşiyan’dadır.

 

ESERLERİ:

Rübab-ı Şikeste (1900)
Haluk’un Defteri (1911)
Rübab’ın Cevabı (1911)
Şermin (1914)
Tarih-i Kadim (1928)
Son Şiirler (1952)

 
18 Mayıs 2013 Cumartesi 16:19
Okunma: 11730
Yorum YapYazdır
 
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
 
Tarihte Bugün
1903 - Alberta'da (Kanada) meydana gelen toprak kaymasında 70 kişi öldü.
1916 - Kut'ül Ammare Kuşatmasında Halil Kut Paşa komutasındaki 6. Ordu Irak cephesinde Kut'ül Ammare kasabasında İngiliz Mezopotamya ordusunu teslim aldı.
1939 - Türk güreşçileri Yaşar Doğu ve Mustafa Çakmak 66 ve 87 kilolarda Avrupa ikincisi oldu.
1945 - İtalya'daki Alman birlikleri teslim oldu.
1945 - Sovyet tankları Berlin'e girdi. Sovyet askerleri şansölyelik binasının kapılarını zorlarken, Nazi lider Adolf Hitler, tabancayla intihar etti.
1945 - Adolf Hitler, Eva Braun ile Berlin'de evlendi ve Amiral Karl Dönitz'i veliahtı tayin etti.
1945 - Dachau Toplama Kampı, ABD Kara Kuvvetleri'ne bağlı 42. Piyade Tümeni ve diğer 7. Ordu birlikleri tarafından kurtuldu.
1949 - Sabahattin Ali'yi öldüren Ali Ertegin'in yargılanmasına başlandı.
1951 - Helsinki'de düzenlenen Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nı Türk Milli Takımı kazandı.
1955 - Güney Vietnam'da iç savaş başladı.
1959 - CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Ege illerini kapsayan yurt gezisine çıktı. Ankara garında ve Eskişehir tren istasyonunda halkın muhalefet lideriyle görüşmesi ve gösteri yapması polis tarafından engellendi.
1960 - Ankara ve İstanbul'da üniversiteler 1 ay süreyle kapatıldı. İstanbul Üniversitesi'nde gösterilere polisin silahlı müdahalesinde önceki gün bir öğrenci ölmüş, ayrıca sıkıyönetim ilan edilmişti.
1968 - Hair Müzikali Broadway'de perdelerini açtı.
1971 - Çetin Altan ve İlhan Selçuk 9 Mart 1971 darbe teşebbüsü ile ilgili olarak sorgulanmak üzere gözaltına alındılar.
1972 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay hükümeti kurma görevini eski başbakanlardan Suat Hayri Ürgüplü'ye verdi.
1979 - İstanbul'da 1 Mayıs günü sokağa çıkma yasağı uygulanacağı ilan edildi.
1979 - Süleyman Demirel, Türkiye Muhtarlar Federasyonu'nun 5. Genel Kurulu'nda "Türkiye Muhtarbaşı" seçildi.
1980 - 1 Mayıs'ın yasaklandığı il sayısı 30'a yükseldi.
1981 - Ankara Sıkıyönetim Askeri Savcılığı, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ve 219 sanık hakkında idam istemiyle dava açtı.
1983 - Resmi Gazete'de yayımlanan İçişleri Bakanlığı tebligatına göre, 12 Eylül askeri darbesinden sonra 242'si 10 yıl, 481'i 5 yıl olmak üzere toplam 723 kişi siyaset yasağı kapsamına alındı.
1986 - Yetkililer, 26 Nisan'da meydana gelen Çernobil kazası sonrası oluşan radyoaktif bulutların Türkiye'ye ulaşma olasılığının zayıf olduğunu iddia ettiler.
1986 - "Bir Yeni Cumhuriyet İçin" adlı kitabı nedeniyle 4. kez yargılanan Yalçın Küçük 1,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
1988 - İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli "Türkiye'nin 1 Mayıs diye bir bayramı yoktur" dedi.
1991 - Bengaldeş'te meydana gelen kasırga en az 138.000 kişinin ölümüne ve 10 milyon kişinin evsiz kalmasına neden oldu.
1992 - Los Angeles'da çıkan halk ayaklanmasında üç gün içinde 54 kişi öldü ve yüzlerce bina tahrip edildi.
2004 - Oldsmobile son otomobilini üretti. Şirket tam 107 yıldır otomobil üretimi yapıyordu.
2005 - Suriye, 29 yıl süren işgalin ardından Lübnan'dan tamamen çekildi.
2007 - İstanbul'da, Çağlayan Mitingi düzenlendi.
 
 
Kurumsal

İçerik

EĞİTİM

KPSS

MEMUR

Yukarı Çık