Ek Gösterge 3600 olursa maaşlara ve emekli maaşlarına ne kadar zam gelir?

Ana Sayfa » KPSS » Sistematik davranış kuramı konu anlatımı

Sistematik davranış kuramı konu anlatımı

2016 kpss eğitim bilimleri Sistematik davranış kuramı konu anlatımı

 
1 Ocak 2016 Cuma 20:53 
Yorum YapYazdır
 
Sistematik davranış kuramı konu anlatımı

SİSTEMATİK DAVRANIŞ KURAMI

 Clark Lenord Hull

         Hull, öğrenmeyi matematiksel bir yaklaşımla açıklamaya çalışmaktadır. Kuramı mantıksal çıkarım kuramıdır çünkü o kuramını bir davranış hakkında nitel bir çıkarım yapmak için ortaya koyduğu bir takım öneri, sonuç ve matematiksel ifadelere dayandırmıştır. Amacı, davranış konusunda bilinmeyenleri evrensel kurallar bularak açıklamak ve fizik bilimindeki gibi birtakım kanunlarla davranışı anlamaktır. Kuramını 16 farklı önerme ile açıklamıştır.

Organizma, ihtiyaçlarını giderebilecek tepkilerle donanmış halde dünyaya gelir. Organizmalar ilk önce temel ihtiyaçlarını, daha sonra şartlanmaya bağlı olarak ikincil ihtiyaçlarını giderme eğilimindedirler.

         Crespi Etkisi: Hull, pekiştirmenin öğrenme üzerine etkisini araştırmış ve pekiştirecin miktarının artması ile birlikte performansın da arttığı kanaatine varmıştır. Ancak bu konudaki sistematik gözlemleri ilk kez Crespi yaptığı için Crespi etkisi denmiştir. Hull’un önermeleri ise şöyledir:

-     Uyarıcı izi: Dış çevreden gelen bir uyarıcı, önce organizmanın sinir sistemini uyarmakta, bu uyarıcı ortamdan kalksa bile uyarıcının etkisi sinir sistemi üzerinde birkaç saniye daha devam etmektedir. Buna uyarıcı izi denir.

-   Duyusal uyarıcıların etkileşimi: Organizma içinde bulunduğu çevrede birçok uyarıcıya maruz kalmaktadır. Bu nedenle bir davranışın sadece bir uyarıcının etkisi ile açığa çıkması nadirdir. Çoğu zaman davranış birçok uyarıcının bileşeni olarak açığa çıkar.

-     Öğrenilmemiş davranışlar: Organizmaların tamamı birtakım ihtiyaçlarını karşılayabilecek davranışları yapabilecek donanımla dünyaya gelirler.

-      Bitişiklik ve dürtü azalması: Uyarıcı tepkiye yol açar; tepki de biyolojik ihtiyacın karşılanmasını sağlarsa uyarıcı ve tepki arasındaki bağ güçlenir. Pekiştirilen uyarıcı ve tepki sayısı arttıkça alışkanlık gücü de artmaktadır. Birincil pekiştirme ihtiyacı giderici nitelikte olmalıdır. Hull buna dürtü azalması adını vermektedir. Dürtüde azalmanın meydana gelmesi organizma için ödül niteliği taşır. Yani pekiştirme dürtüyü azaltmalıdır. Pekiştirme yapıldıkça dürtü azaldığı için sonraki pekiştirmeler, ilk pekiştirme kadar etkili olmamaktadır.

-      Çeşitli uyarıcılar farklı tepkilere yol açmaktadır. Eğer uyarıcıya verilen tepki ihtiyacı karşılıyorsa uyarıcı ve tepki arasındaki bağ güçlenir. Bu nedenle pekiştirmeler doğru şekilde yapılırsa uyarıcı – tepki bağını alışkanlık haline getirmek mümkün olur.

-      Önceki yaşantılar yeni meydana gelecek öğrenmeleri etkiler. Birbirine benzer uyarıcılar benzer şartlı tepkiler ortaya çıkarır. Buna genellenmiş alışkanlık gücü (uyarıcı genellemesi) denir. Thorndike’ın tepki anolojisine benzer.

-      Organizmadaki biyolojik yoksunluk dürtüyü açığa çıkarır. Bu uyarıcı dürtü bağı yeni davranışların öğretilmesini mümkün kılmaktadır.

-      Öğrenilmiş bir tepkinin istenen herhangi bir anda yapılma olasılığına reaksiyon gücü adı verilmektedir. Öğrenilmiş tepkinin meydana gelmesi için dürtünün ortaya çıkması ve alışkanlık gücünün harekete geçmesi gerekir. Örneğin bir deneysel çalışmada odada aç bırakılan bir kedinin odanın kapısını açmak için uğraşması ancak onun aç olmasına bağlıdır.

-       Çok sık bir şekilde tepkide bulunma, zaman içinde koşullu tepkinin yapılmamasına yani yorgunluğa (tepkisel engelleme)  neden olur. Sönme, oluşan tepkisel engellemenin de bir sonucudur.

-      Tepkisel engelleme durumuyla karşılaşan organizma yorgunluktan kurtulmak için etkinliği durdurur ve böylelikle yorgunluktan kurtulur. Bir süre sonra tekrar tepkide bulunmaya başlar. Tepkiyi durduran organizmanın tekrar tepkide bulunmaya başlamasına koşullu tepkinin kendiliğinden geri gelmesi denir.

-      Yorgunluk, olumsuz bir dürtü durumudur ve bu durumda tepkide bulunmama pekiştirici bir etkiye sahiptir. Tepkide bulunmamayı öğrenmeye koşullu engelleme adı verilir.

-      Öğrenilmiş tepkiyi engelleme eğiliminde olan faktörle değişkendir. Tepkinin ortaya çıkmasını engelleme duruma ve zamana göre değişir. Bu engelleme potansiyeline salınım etkisi denir.

-      Öğrenilmiş tepki anında gösterilen etkili reaksiyon gücü, belli bir reaksiyon eğişini geçtiği takdirde öğrenme ortaya çıkabilir.

-      Öğrenilmiş tepkiler, etkili reaksiyon gücü, salınım etkisi ve reaksiyon eşiğinin birleşik bir fonksiyonudur.

-      Gecikme, organizmaya uyarıcının verilmesiyle organizmanın öğrenilmiş tepkiyi göstermesi arasında geçen süredir. Anında gösterilen etkili reaksiyon gücünün değeri, uyarıcı ve tepki arasındaki gecikme zamanı kısaldığı ölçüde artar.

-      Anında gösterilen etkili reaksiyon gücünün değeri, sönmeye karşı direnci belirler. Sönme ne kadar geç olursa, anlık etkili reaksiyon gücü o kadar yüksek olur.

-      Koşullu tepki oluştuktan sonra onun yaygın olarak görülmesi, büyük ölçüde herhangi bir anda gösterilen reaksiyon gücünün değeriyle ilişkilidir.

 

-      Aynı durumda birden fazla tepki meydana getirebiliyorsa, anlık etkili reaksiyon gücü en üst düzeydedir.

pdrkpss

 
1 Ocak 2016 Cuma 20:53 
Yorum YapYazdır
 
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
 
Tarihte Bugün
1571 - İspanya Kralı, Venedik ve Papa, Osmanlı Devleti aleyhine ittifak kararı aldı...
1924 - Türk Milli Futbol Takımı, Olimpiyat Oyunları kapsamındaki ilk milli maçında, Çek Milli Futbol Takımı'na 5-2 yenildi.
1944 - Nuri Demirağ'ın fabrikasında yapılan ilk Türk yolcu uçağı İstanbul'dan Ankara'ya uçtu.
1953 - ABD, Nevada'da bulunan deneme bölgesinde, topçu birlikleri tarafından atılan ilk ve tek nükleer bomba denemesini yaptı.
1954 - Tokyo'da yapılan Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nda Türkiye birinci oldu.
1954 - Türkiye, Osmanlı borçlarının son taksitini ödedi.
1961 - ABD Başkanı John F. Kennedy ABD Kongresi'nde yaptığı bir konuşmada 1960'lı yıllar sona ermeden önce mutlaka Ay'a ayak basacaklarını ilan etti.
1963 - 30 Afrika ülkesi bir araya gelerek Afrika Birliği Örgütü'nü kurdu.
1977 - Yıldız Savaşları filmi gösterime girdi.
1982 - Falkland Savaşı sırasında İngilizlerin HMS Coventry adlı destroyeri Arjantin uçakları tarafından batırıldı.
1983 - Milli Güvenlik Konseyi kürtaj yasa tasarısını kabul etti.
1988 - Irak Basra'yı İran'dan geri aldı.
1989 - Mihail Gorbaçov, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Devlet Başkanı oldu.
1997 - Afganistan'dan kaçan General Raşid Dostum, Türkiye'ye sığındı.
2001 - 32 yaşındaki Coloradolu Erik Weihenmayer, Everest Dağı'nın zirvesine ulaşan ilk görme özürlü insan ünvanını aldı.
2003 - Nuri Bilge Ceylan'ın 'Uzak' adlı filmi 56'ncı Cannes Film Festivali'nde 'Elephant' filmiyle birlikte En İyi Film ödülünü paylaştı.
2005 - Azeri petrolünü Türkiye üzerinden dünya pazarına ulaştırması amaçlanan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattına ilk petrol verildi.
2005 - UEFA Şampiyonlar Ligi 2004-2005 sezonu finali Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapıldı. Normal süresi 3-3 biten maçı Liverpool penaltılarla 6-5 Milan'ı yendi.
2008 - 61. Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü Nuri Bilge Ceylan aldı. Ceylan ödülünü kucaklarken, 'Benim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum' dedi. Ceylan, üçüncü kez Cannes'da ödül alarak bir rekora da imza attı..
2010 - Samandıra'da eğitim uçuşu yapan bir askeri uçak, sokağın ortasına düştü. 3 personel hafif yaralandı.
 
 
Kurumsal

İçerik

EĞİTİM

KPSS

MEMUR

Yukarı Çık