180 barajını geçmek için 16 net yetecek

Ana Sayfa » EĞİTİM » Öğrenci anketlerin amacı fişleme mi?

Öğrenci anketlerin amacı fişleme mi?

2005 yılından beri öğrencilere anket adı altında sorulan soruların gerçek amacı fişlemem mi ?

 
24 Ekim 2012 Çarşamba 13:01
Okunma: 1363
Yorum YapYazdır
 
Öğrenci anketlerin amacı fişleme mi?

Devlet okullarında 2005’den beri uygulanan bir anket var. Bu anketle çocuklarımızın aile bilgileri toplanıp internette dosyalanıyor. Yani çocuklarınız ve aileniz fişleniyor.Sevgili veliler, okula şöyle bir dilekçe verin, aile bilgilerinizi sildirin.

“…. Okul Müdürlüğüne,
… sınıfta okuyan çocuğuma önceki yıllarda yapılan aile anketini internetten silmenizi ve bu yıl hiçbir aile anketi yapmamanızı rica ediyorum. Erişilebilir ortama koyduğunuz aile bilgilerimiz nedeniyle doğacak sorunlardan okul müdürlüğünüzün sorumlu olacağını, aksi halde manevi tazminat davası açacağımı beyan eder, gereğini arz ederim” gibi bir dilekçe yazın.
Bundan sonraki yıllar için de, her sene başında böyle bir dilekçe vermeyi unutmayın.
Öyle bir aile anketinin çocuklara uygulanmasının ne sakıncası var diye sormayın, saymakla bitmez. Sorulan soruları bilmiyorsunuz; Baban anneni ne sıklıkla döver… Annenle baban boşanmış mı… Annenin kaçıncı evliliği… Annen babanla birlikte mi yaşıyor… Baban seni döver mi… Diyelim ki çocuk o akşam babasıyla tartışmış, ertesi gün o kızgınlıkla olmayacak şeyler cevap verebilir, ya da annesinin daha önce evlenip boşanmış olduğunu saklayabilir, ailenin özelidir bunlar.
Sevgili sınıf öğretmenleri! Sizin böyle bir anket doldurma göreviniz yoktur, olamaz. Aileyi ve çocuğu size fişletiyorlar. Bunu reddediniz.

Çocuğun ileride iş hayatında bu anketler karşısına çıkabilir. Ya da, babanın kariyerinde çocuğun verdiği bilgiler karşısına çıkabilir. Daha önemlisi, emperyalist asker devşirme şirketleri çocuğunuza kancayı takabilir.
Bu yöntemle asker toplamak Amerika’nın icadıdır. Parçalanmış ve sorunlu ailelerin çocukları, 16 yaşına geldikleri zaman, biraz başarısız ise, dosyasına işlenmiş birkaç yaramazlığı veya suça bulaşmışlığı varsa, belediyede oturan asker devşirme subayı tarafından tespit edilir, ailesine ulaşılır, 2 yıllık askeri kamplara alınır. Bu çocuklar aileye ve topluma sıkıntı veren çocuklar olarak damgalanmış olan, okulda fişlenmiş olanlardır.
Eğer ailesi baştan okula dilekçe vermişse çocuk fişlenmiyor, eğer ilgisiz aile iseniz çocuğunuz gitti gider. Tuzak şuradadır; sene başında velilere eve gönderilen böyle bir uyarı bir şekilde veliye ulaşmamış olabiliyor, nedense ilgisiz ailelere bu mektuplar gitmiyor. Bu dilekçeleri her yıl yeniden vermek gerekiyor, o nedenle parçalanmış ve ilgisiz aile çocukları okkanın altına giriyor. O yüzden ABD’de ölen askerler için tepki gösteren aile bulamazsınız.
Biz bu sisteme 2005’den beri adım adım getirildik. 2012 Parçalı Müfredat sisteminin bir hedefi de, seçmeli dersleri piyasadan toplarken parası olmayanları okul dışına iterek, bu yolla suça bulaşmış çocuk sayısını artırmaktır. Suça bulaşmış çocukların üzerinden kazanç hesabı olan emperyalist köle tacirleri, İzmir Çiğli’de uluslararası köle pazarı kuruyorlar. Köle tacirlerinin Türk çocuklarını devşirmesi artık gündemdedir. 2005’den beri yapılan bu aile anketleri, anayasa değişip de okullar belediyelere devredildiği gün işlerlik kazanacaktır.

Bize ters gelen bir sistemdir bu. Amerikan eğitim sisteminde her çocuğu eğitip topluma ve ailesine kazandırmak yoktur; yoksul olan çocuğu suça bulaştırıp ondan köle asker elde etmektir hedef.

Aile anketlerini uygulamayan özel okullar var, biliyorum, ancak hepsi uygulamıyor mu, onu bilmiyorum. Piyasa canavarının hedefinde, devlet okullarını iyice laçkalaştırmak ve parası olan velileri özel okullara kaçırtmak olduğunu tahmin etmek zor değildir.
2012 Nisan ayında devlet okullarına gönderilen aile anketine tepki gösteren bir okul var; İstanbul Bahçelievler Kumport İlköğretim Okulu. Bir grup öğretmen sorulardan rahatsızlık duydukları için anketi uygulamadılar. Hiçbir soruşturma da açılmadı, çünkü bu anket soruları eğitimle ilgili değildir. 2006 yılında ben de, henüz emekli olmamıştım, bu anketlere cevap vermeyelim diye öğretmen arkadaşlarımı uyarmış, kendim de anketi uygulamamıştım, hiçbir soruşturma da geçirmemiştim. Olsaydı da göze almıştım; vereceği ceza çocukları fişlemekten daha ağır olamazdı.
15.12.2005 tarihli “Kimlik bilgilerinizi internete girmeyin, girdirmeyin” başlıklı köşe yazımda benzer bir uyarı yayınlamıştım. (Bkz.Eğitimde Emperyalist Kuşatma. S.152, Otopsi yay. İstanbul)
Beş yaşında çocuğu olan veliler, dikkat!
29 Ağustos Çarşamba günü 11.20’de Ulusal Kanal’da gazeteci Çetin Ünsalan’ın sunduğu EKOPOLİTİK programında velilere önerilerimi konuşacağız.
Kısaca söyleyeyim: Çocuğunu okula vermememin cezası yoktur, seçimlerde oy kullanmama cezası gibi düşünün. Olsa bile, o yaşta çocuğunun yaşayacağı travmadan daha ağır ne ceza olabilir? En fazla, kayıt yaptırır ama göndermezsiniz. Ayrıca, devam mecburiyetinin kalktığından haberiniz yok; çünkü isteyen evde özel öğretmenden veya internetten ders öğrenip sınıf atlayabiliyor.
Çocuğunuzu nasıl ki okuma yazmayı erken öğrendiğinde eskiden 2.sınıfa kayıt ettirebiliyordunuz, şimdi de veli isterse 8.yaş bilgilerini verir çocuğuna, götürür okula o yaşta kaydeder. Okul müdürü almam diyemez.
Yalnız bilin ki, artık 9 yaşına kadar çocuklara matematik okulda öğretilmeyecek, evde çalışan matematik öğrenecek. Evde öğrenip okula giden çocuk daha düşük seviyedekilerle beraber olacak, bu da onu okula ilgisiz ve yaramaz yapacak. Hedefte devlet okullarından özel okullara kaçırtmaca var, bunu bilin. Önerim:
Çocuğunuza 5-6 yaşında bolca sosyal ortamlar yaratın; öykü canlandırma, öğüt veren hayvan masalları, kahramanı iyi işler başarmış hikâyeler, grupla müzikli oyunlar, resim, grupla çocuk oyunları, grupla bahçe ve avlu oyunları, basitleştirilmiş halk oyunları, grupla jimnastik, yüzme, resmine bakarak öykü anlatma, hamur-çamur işleri, makasla keserek kutular yapma, gibi etkinliklerle, çocuğunuzun zihinsel, fiziksel ve ruhsal kapasitesini güçlendirin.
Çocuğunuz 7 yaşına geldiğinde artık okuma yazma öğrenmeye hazır demektir. Ona okuma yazma öğretmeyi deneyin, aileniz daha önce okuma yazma öğrenmiş olanlar size yardımcı olacaktır. Çocuğun el kasları gelişmemişse kalem tutmakta sorun yaşar, elim yoruldu demeyi bilmez, onun yerine “yazmak istemiyorum” der. Öyleyse bilgisayar ve elektronik oyunlarını derhal terk edin, onunla hamur çamur ve gibi el becerilerini geliştiren oyunlar oynayın. Verin eline çakıyı, başlayın bir dalı yontmaya, ondan çelik çomak yapın, sonra da bahçede başlayın çelik çomak oynamaya. Bilye oynayın, dikkat yoğunlaşması egzersizidir, açtığınız bilye çukurunda kaç bilye(misket) topladığınızı sayın, bilye oynarken 10’a kadar sayılarla toplama çıkarmayı öğretin ona. Fındıklarla çift mi tek mi oynayın, sonra da fındık resimleri çizerek resimleri sayarak oynayın. Sonra, www.mahiye.net sitesinde MAYANA KİTAPLIĞI bölmesinden 1.sınıf Matematik Kitabını indirin, Hayat Bilgisi ve Türkçemiz kitabını da indirin, akşamları kapatın televizyonu, onar dakika bu kitaplardan biriyle okul oyunu oynayın.
Sistemdeki eski ders kitapları size hangi yaşta çocuğunuza ne vermeniz gerektiğini söyler. Örneğin, 7.yaşında 1.sınıf Matematik, yazarak 10’a kadar sayılarla toplama çıkarma, 20’ye kadar ileri geri sayma. 8.yaşında, beşer beşer toplama, beşlere kadar çarpma, onar onar ileri geri sayma, 20’ye kadar çarpma bölme, toplama çıkarma (dört işlem)… 9 yaşında 100’e kadar dört işlem ve tüm çarpım tablosu.
Bir hatırlatma yapayım: 10 yaşına kadar ezber, 10 yaşından sonra muhakeme vardır. Eğer çocuğa 10 yaşına kadar çarpım tablosu ezberletilmezse, daha sonra dört işlem gerektiren dönemde çocuk, kıvrak zekâ (hızlı muhakeme) gösteremez, algıda azlık (zekâda gerilik) belirtisi var diye ona “başarısız” damgası vururuz. Bugün 2012’de 6.sınıfta okuyan çocuklarımız çarpım tablosu bilmiyor, dört işlem yapamıyorlar ve bu yüzden sıfır çekmekle suçlanıyor! Onlara 2005’de “ezber yasağı” getirenlerin derhal makamlarından atılmaları gerekir.
Finliler gibi biz de diyelim ki; “Sokağa atacak tek çocuğumuz yoktur, hepsi bizim için değerlidir.”
Oğuzlu atalarımız gibi diyelim ki; “Her çocuk hepimizindir.”
Mustafa Kemal gibi diyelim ki; “ Bir çocuğu kurtarmak için bile bütün çocukları kurtarmak lazımdır.”

Mahiye Morgül
İLK KURŞUN

 
24 Ekim 2012 Çarşamba 13:01
Okunma: 1363
Yorum YapYazdır
 
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
 
Tarihte Bugün
1448 - II. Kosova Savaşı; János Hunyadi komutasında ve çoğunluğu Macarlardan oluşan ordu, II. Murat'ın komutasındaki Osmanlı ordusuyla karşı karşıya geldi.
1777 - Amerikan kuvvetleri İngilizleri Saratoga muharebesinde yendi.
1912 - Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan bir araya gelerek Osmanlı Devleti'ne karşı savaş açtı (I. Balkan Savaşı).
1918 - Yugoslavya Cumhuriyeti kuruldu.
1919 - Batı Trakya'daki İskeçe Kasabası, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
1922 - Gökçeada'nın kurtuluşu
1929 - Nadir Han, Afganistan Kralı oldu.
1933 - Albert Einstein, Almanya'dan Amerika'ya kaçtı.
1938 - Atatürk ilk ağır komaya girdi.
1945 - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1945 - Juan Peron, Arjantin devlet başkanı oldu.
1950 - Türkiye'nin de Kore Savaşı'na katılmasıyla 500 kişilik ilk Türk askeri birliği Kore'ye ulaştı ve Pusan'da karaya çıktı.
1951 - Türkiye'nin NATO'ya katılmasıyla ilgili protokol, Londra'da imzalandı.
1956 - Türkiye ilk şeker ihracatını gerçekleştirdi.
1961 - Yaklaşık 200 (bazılarına göre 400) Cezayirli gösterici, Paris polisi tarafından öldürüldü.
1962 - Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, siyasi Af Kanunu'nu imzaladı; 258 Yassıada hükümlüsünün tahliyesi başladı.
1966 - Birlik Partisi kuruldu. Parti genel başkanlığına Hasan Tahsin Berkman getirildi. Partinin amblemi Ali'yi simgeleyen bir aslan ve onun çevresinde 12 imamı temsil eden 12 yıldız olarak belirlendi.
1967 - Kayserispor-Sivasspor futbol maçı sonrasında çıkan olaylarda 40 kişi öldü.
1967 - "Hair" müzikali New York'ta sahnelenmeye başlandı.
1970 - Quebec işçi bakanı Pierre Laporte, FKÖ militanlarınca öldürüldü.
1972 - Bülent Ersoy assolist olarak sahneye çıktı.
1972 - Türkiye İşçi Partisi davası sonuçlandı. 21 sanığa ağır hapis cezası verildi. Genel başkan Behice Boran 15 yıla mahkum oldu.
1973 - OPEC, bazı batılı ülkelere, Suriye ile olan savaşında İsrail'e yardım ettikleri gerekçesiyle petrol ambargosu uygulamaya başladı.
1976 - Tofaş'ın Murat 131 otomobilleri üretimine izin verildi.
1979 - Rahibe Teresa'ya Nobel Barış Ödülü verildi.
1984 - "60 Günlük Bir Şey" adlı kitabı sebebi ile Füsun Erbulak için 6-10 yıl hapis istendi.
1987 - Eski cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, devlet töreninden sonra Devlet Mezarlığı'nda toprağa verildi.
1989 - Başbakan Turgut Özal, cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıkladı.
1989 - San Francisco'da 7,1 şiddetinde deprem.
1996 - Sanatçı Şanar Yurdatapan "bölücülük" yaptığı iddiasıyla tutuklandı.
2001 - İsrail-Filistin barış anlaşmalarına karşı çıkan Ulusal Birlik Partisi genel başkanı Rehavam Zeevi, uğradığı silahlı saldırıcı sonucu öldü. Saldırıyı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi üstlendi.
2003 - Taipei'deki 101 katlı gökdelen, Kuala Lumpur'dakini 50 m geçerek dünyanın en yüksek binası oldu.
2008 - Türkiye 2009 2010 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine 151 oyla kabul edildi.
 
 
Kurumsal

İçerik

EĞİTİM

KPSS

MEMUR

Yukarı Çık