KPSS Eğitim bilimleri Piaget Ahlak Gelişimi

Ana Sayfa » KPSS » KPSS Öğrenmeyi etkileyen faktörler konu anlatımı

KPSS Öğrenmeyi etkileyen faktörler konu anlatımı

2016 KPSS Öğrenmeyi etkileyen faktörler konu anlatımı

 
1 Ocak 2016 Cuma 20:45
Okunma: 1077
Yorum YapYazdır
 
KPSS Öğrenmeyi etkileyen faktörler konu anlatımı

ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

         Öğrenen, öğrenme malzemesi ve öğrenme yöntemi öğrenmeyle doğrudan ilgilidir. Öğreten ve öğrenme ortamı ise öğrenmeyi dolaylı olarak etkiler.

         

           1.Öğrenen: Öğrenenin, belli özelliklere sahip olması durumunda daha iyi öğrenmesi mümkündür.

        

I. Türe özgü hazırbulunuşluk: Bir organizmanın kendisine öğretilecek davranışı öğrenebilmesi için gerekli biyolojik donanıma sahip olması demektir. Örneğin insanlar uçmayı, köpekler ıslık çalmayı öğrenemezler çünkü genetik donanımları buna izin vermez. İki insan arasındaki farklılaşmanın nedeni asla türe özgü hazır oluş olamaz. Ancak bu kural insanlarla sınırlıdır. Doğadaki diğer canlıların türleri arasında türe özgü hazır oluş farklılıkları olabilir.

II. Olgunlaşma: Organizmanın temelindeki potansiyel güçlerin görev yapabilecek düzeye ulaşmasıdır yani bir davranışı öğrenmek için gerekli olan fiziksel ve zihinsel güce ulaşmış olması gerekir. Olgunlaşmanın en önemli özelliği bir öğrenmeye dayalı olmamasıdır. Çocuğun yürümesi kas sistemindeki güçlenme sonucu oluşur. Olgunlaşmada iki temel kavram yaş ve zekadır. Yaş, genetik yazılımın ortaya çıkmasındaki zamana işaret eder, zeka da yeterli zihinsel düzeydir. Zeka düzeyi yükseldikçe öğrenmenin etkisi ve hızı artar. Zeka, öğrenmedeki bireysel ayrılıkların en temel göstergesidir. Örneğin çocuğun yazı yazmayı öğrenebilmesi için on – onbir aylık bir düzeye gelmesi ve yeterli zihinsel düzeye ulaşması gerekir. Yaş ve zekanın etkileşimi olgunlaşmayı sağlar.

III. Genel uyarılmışlık hali ve kaygı: Bireyin dışarıdan gelen uyarıcıları alma derecesidir. Organizmanın çevreden gelen uyaranları alabilmesi için belli düzeyde uyarılmış olması şarttır. Uyarılmışlık düzeyi çok düşük (uykuda) olan kişi ile çok yüksek (şokta) olan kişi öğrenemez. Etkin bir öğrenme için uyarılmışlık düzeyinin orta düzeyde olması gerekmektedir. Örneğin sınav kaygısının orta seviyede olması sınavdaki başarıyı artırır. Ders çalışırken uyarılmışlık düzeyi orta seviyede olmalı, öğrendiklerimizi hatırda tutabilmek içinse çalışmanın ardından uyarılmışlık düzeyimiz düşük seviyeye getirilmelidir.

IV. Güdülenme: Motivasyonun öğrenme üzerinde önemli bir etkisi vardır. Eğer öğrenme bir ihtiyaç olarak görülürse öğrenen harekete geçecek ve istenilen öğrenme gerçekleşecektir. Güdü de organizmayı harekete geçiren güçtür. Organizma içindeki bir ihtiyaçtan doğar ve bu ihtiyacın giderilmesi için organizmayı harekete geçirir. Açlık, susuzluk, cinsellik, uyku gibi fizyolojik kökenli güdülere dürtü denir. Güdü, daha genel bir kavramdır ve dürtüyü içine alır. Açlık güdüsü denilebileceği gibi açlık dürtüsü de denilebilir, ancak başarma dürtüsü hatalı bir ifade olur. Güdülerin kaynağı ihtiyaçlarımız, sonucu ise davranıştır. Doyum (rahatlama), organizmanın amacına ulaşması sonucunda oluşan rahatlama durumudur.

İhtiyaç à dürtü à güdü à güdülenme à davranış à öğrenme

         Güdü, öğrenme sürecinde uyarılma, dikkat, pekiştirme, dönüt, kaygı gibi faktörlerle yakından ilgilidir.

         Güdüler ortaya çıktıkları zaman asla tamamen ortadan kaldırılamazlar, başka bir deyişle belli bir doyum noktasına ulaştığında varlığını hissettirmese bile, bir süre sonra tekrar ortaya çıkacaktır. Buna güdülerin döngüsellik özelliği denir.

a. Birincil Güdüler: Doğuştan getirilir ve organizmanın yaşamını sürdürmesi için gereklidir. Açlık, susuzluk, cinsellik, uyku, dışkılama, güvenlik güdüleri vb. Birincil güdüler, birinci tür pekiştireçlerle pekiştirilirler. Öğrenme süreci ile oluşmazlar.

b. İkincil Güdüler: Yaşamsal önem taşımayan ancak bireyi davranışa yönlendiren güdülerdir. Başarı, sevme sevilme vb. İkincil güdüler, ikinci tür pekiştireçlerle pekiştirilirler. Öğrenme sonucunda kazanılırlar.

     i. İçten Güdülenme: Bireyin yapacağı davranış için bir başka kimsenin onu harekete geçirmesini beklemeksizin, kendi kendine harekete geçmesidir. Bireyin kendi ihtiyacını karşılamak, merakını gidermek ya da yaptığı işten zevk aldığı için belirli bir eylemde bulunmasını ifade eder. İçsel güdülenme, dışsal güdülenmeden daha etkilidir ve bir davranışın ortaya çıkma olasılığını arttırır. Temel hedef başarılı olma, meraktan kurtulma, hedeflerine ulaşma, sağlıklı yaşama vb.

      ii. Dıştan Güdülenme: Bireyin harekete geçmek için başka bireylerin kendisini güdülemesini beklediği durumlardır. Bireyin dışarıdan ödül almak ya da cezadan kurtulmak amacıyla bir işi yapmasını ifade eder. Eğer bir ödül varsa dışsal güdülenme vardır. Yüksek not alma, öğretmenin takdirini alma, harçlık alma, ödül alma, cezadan kalma gibi kaynakları vardır.

V. Aktarım (Transfer – Eski Yaşantılar): Bireyin eskiden sahip olduğu bilgilerin yeni öğreneceği bilgileri kolaylaştırması ya da zorlaştırmasıdır. Bu konudaki ilk kapsamlı çalışmayı Thorndike yapmıştır.

  1. Olumlu Transfer: Bir alanda öğrenilmiş bilgi ve becerilerin bir başka alandaki bilgi ve becerilerin öğrenilmesini desteklemesi ve kolaylaştırmasıdır.  
  2. İleriye etkin kolaylaştırma: Önceki öğrenmenin sonraki öğrenmeyi kolaylaştırması ve hızlandırmasıdır. Örneğin fotoğraf makinesi kullanmayı bilen bir bireyin kamerayla çekim yapmayı kolay öğrenmesi.
  3. Geriye etkin kolaylaştırma: Sonraki öğrenmenin önceki öğrenmeyi daha ustaca ve etkili yapmayı sağlaması, desteklemesi durumudur. Otobüs kullanmayı öğrenen birinin daha önce kullandığı otomobili daha kolay kullanabilmesi.
  4. Olumsuz Transfer: Bir alandaki öğrenmenin, başka bir alandaki öğrenme sürecini zorlaştırmasıdır. Genellikle psikomotor beceriler için kullanılır.
  5. Ket Vurma: Bir öğrenmenin, kendinden önceki ya da sonraki öğrenmeleri engellemesi ya da unutturmasıdır. Genellikle zihinsel öğrenmelerde yaşanan olumsuz transferdir.

i. Geriye ket vurma: Yeni bilgilerin eski bilgileri karıştırması ve hatırlanmasını zorlaştırmasıdır. Eski öğrendiğimiz bilgiye ihtiyaç duyduğumuzda hatırlamada zorlanmamızdır.

         ii. İleriye ket vurma: Önceki öğrenmenin yeni öğrenmeyi karıştırması ve zorlaştırmasıdır. Yeni yıla girdikten sonra yanlışlıkla bir önceki yılın tarihinin atılması.

  1. Seri Pozisyon (Konum) Etkisi: Bir dizi etkinlikte etkinliğin başlarında ve sonlarında yer alan kavramların, ortalarında yer alan kavramlara göre daha iyi hatırlanmasıdır. Ket vurma iki farklı öğrenme arasında geçer ve öğrenmelerden biri, diğeri üzerine hareket ederek bozucu etki oluşturur. Seri pozisyon etkisinde ise gerçekleştirilen tek bir öğrenme vardır. Bu öğrenmenin ilk ya da son kısmı, ortalarına göre daha iyi hatırlanır.
  2. Öncelik etkisi: Öğrenme sürecinde ilk öğrenilen şeylerin sonradan öğrenilenlere göre daha iyi hatırlanmasına öncelik etkisi denir.
  3. Sonralık etkisi: Sonradan öğrenilen şeylerin önceden öğrenilenlere göre daha iyi hatırlanması da sonralık etkisidir.

VI. Dikkat: Bilincin bir noktada toplanmasıdır yani herhangi bir şey üstünde anlık ve duygusal yoğunlaşmadır. Zihinsel enerjinin belli bir uyarıcıya yöneltilmesidir. Yüzlerce uyaranın bize ulaşmış olması öğreneceğimiz anlamına gelmez. Bize gelen uyaranlardan hangisine tepkide bulunacağımızı belirleyen süreç dikkattir. Ancak dikkat ettiklerimiz belleğimize geçer ve öğrenme başlar. Diğer bütün şartlar oluşsa bile seçici dikkat olmadan öğrenme olmaz

i. Seçici (istemli) dikkat: Zihinsel enerjinin bireyin o anki durumuna ve ihtiyacına uygun olan uyarıcılara yöneltilmesidir.

ii. İstemsiz dikkat: Organizmanın ihtiyacı olmamasına karşın, dışsal uyarıcının etkisinin çok yüksek olması nedeniyle zihinsel enerjinin istemsiz bir şekilde yöneltilmesidir.

iii. Bölünmüş dikkat: Dikkatin aynı anda birden fazla etkinliğe yöneltilmesidir. Elbette etkinliklerin karmaşıklık derecesi arttıkça, dikkatin bölünmesi de orantılı olarak azalacaktır.

VII. Bireylerarası Farklılıklar: Bireylerarası farklılıkların öğrenme üzerindeki etkisi oldukça fazladır. Çocuklar zeka, ilgi, yetenek, tutum, güven, benlik tasarımı gibi konularda farklı özellikler sergileyebilirler.

VIII. Öğrenme Stilleri: Yaygın kabul gören düşünce, öğrencilerin öğrenme ortamlarında bilgiyi işlerken derin ve yüzeysel yönelimleri bulunmaktadır. Derin bilgi işleyen öğrenciler bilgiyi, çözülecek ve çalışılacak bir problem olarak ve konuyu anlaması için bir araç olarak görürler. Geniş bir kavramsal bakış açısına bağlamaya çalışırlar. İçsel motivasyonu yüksektir, öğrenme hedefleri vardır ve öğrendiklerini düzenlerler. Yüzeysel yaklaşımı kullanan öğrenciler ise bilgiyi ilerletmeyi düşünmeden, sadece öğrenilmesi gereken konu kapsamında görürler. Kendi çalışmalarını başkalarınınkiyle karşılaştırmaya eğilimlidirler. Dışsal güdülenme yaşarlar ve performansa yönelik hedefleri vardır.

IX. Yaş: Öğrenme üzerinde yaşın da önemli bir rolü bulunmaktadır. Kural olarak en iyi öğrenmenin genç yetişkinlik yıllarında gerçekleştiği, yaşlandıkça öğrenme hızının ve gücünün azaldığı kabul edilmektedir.

2. Öğrenme Malzemesi: Öğrenilen bilgi ya da konudur.

         I. Algısal ayırdedilebilirlik: Öğrenme malzemesinin etrafındaki diğer uyarıcılardan ayırt edilebilmesidir. Konunun, öğrenilebilmesi için zeminden farklı olması gerekir. Önemli konuların altının çizilmesi, konunun zıt, hareketli ve büyük olması vb. Bu şekilde dikkati çekerek, seçici algıyla kısa süreli belleğe geçmesi mümkündür.

      II. Anlamsal çağrışım (Kavram ağı): Öğrenme malzemesi, bireyin zihninde bir takım çağrışımlara neden olmalıdır. Yeni bilgiler, önceden öğrenilen bilgilerle bitiştirilirse, aralarında bağ kurulursa hem öğrenmesi hem de geri getirmesi kolay olur. Bir kavram diğerini, o kavram da başka birini çağrıştırdıkça öğrenme ihtimali artar. Öğrenmede olumlu transfere benzer. Birbirine benzer uyarıcıların öğrenilmesi kolaydır. Birbirine zıt, eş zamanlı ve ardışık olay ya da konular daha kolay öğrenilir. Bir bilgi öğrencinin zihnindeki diğer bilgileri çağrıştırdıkça öğrenme daha etkili olur. Zihin, kavramlar ya da olayların zıtlıklarına, ardışıklığına (basitten zora sıralamasına) ve eş zamanlılığına göre kodlama yaparak daha etkili öğrenmektedir.

         Çağrışımlar bireye özgüdür. Konu işlenmeden önce, konuda işlenecek kavramların anlamlarının irdelenmesi, anlamsal çağrışımı sağlamada güçlü bir etki oluşturmaktadır. Böylece öğrenci ders notu tutarken ya da özet çıkartırken öğretmenin kelimeleri yerine kendi kelimelerini kullanır ve kendi çağrışımlarından yararlanır.

      III. Kavramsal gruplandırma (Kavramsal Basamaklar Dizini - Kavram haritaları): Kavramsal gruplandırmanın gerçekleştirilebilmesi için kavram haritası hazırlanır. Kavram haritası Novak tarafından geliştirilmiştir. Kavram haritası, geniş bir kavramın ilişki içinde olduğu diğer kavramlar ile iki boyutlu bir şemada gösterilmesi ile elde edilir. Bilginin zihinde somut ve görsel bir şekilde düzenlenmesini ve öğrenilmesini sağlar. Öğrenilen konunun kavramsal benzerliklere ve farklılıklara göre gruplandırılmasıdır. Kavramlar gruplara, gruplar alt gruplara ayrılabiliyorsa öğrenme kolaylaşır. Tüm öğrenme kuramlarını tek bir başlık altında çalışmaktansa onları davranışçı, bilişsel vb. şeklinde gruplandırarak çalışırsak öğrenmek daha kolay olacaktır.

         Kavram haritalarının faydalı yönleri şunlardır:

-      Yeni başlanacak bir ünitenin kapsamını tanıtma,

-      Öğrencilerin konuya hazır bulunuşluğunu belirleme,

-      Dersin bütününü anlamlı olarak öğrenmeyi sağlama,

-      Sunuş yolu ile öğretim stratejisinin etkisini artırma,

-      Bilginin zihinde somut, görsel ve sistematik olarak algılanmasını sağlama,

-      Öğrencinin bilgiyi organize etmesini ve sentezlemesini sağlama,

-      Öğrencilerin kavram yanılgılarını belirleme.

Kavramsal gruplandırmalar bireye değil, konuya özgüdür. Bir konuyla ilgili yeterli bilgi seviyesine sahip kişiler, konuda yer alan kavramları da benzer şekillerde gruplandırmaktadır. Kavramsal gruplandırmanın yapılması öğrenmeyi anlamlı ölçüde arttırır.

         IV. Çağrışımsal gruplandırma (Çağrışımsal basamaklar dizini): Çağrışımsal gruplandırma, kavramsal gruplandırmadan farklı olarak bireye özgüdür. Bir konunun öğretiminde kullanılmaktan ziyade, çağrışımsal anlamda olduğu gibi bireyin kendisi için, anlamlılık düzeyini arttırmak için oluşturulabilir.

 V. Telaffuz edilebilirlik: Öğrenme malzemesinin, öğrenenin anlayacağı bir dilde açık ve net bir şekilde öğrenene sunulmasıdır. Öğrenme malzemesinin öğrencinin zihinsel, dilsel gelişimine uygun olmasıdır.

VI. İçerik: Öğrenilecek konu öğrenenin beden ve zihin gelişimine uygun olması gerekir. Öğrenilecek konu öğrenenin ilgisini çekiyorsa ve ihtiyacını karşılıyorsa daha kolay öğrenme olur. İçeriğin yaşama dönük ve işlevsel olmasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

 

3. Öğrenme Stratejisi (Yöntemi): Konuyu öğrenmek için izlenecek yöntemdir.

         I. Ayrılan zaman: Öğrenenin, öğrenme için ayırdığı zaman etkili bir faktördür. Aralıklı çalışma en iyi öğrenme yöntemidir. Toplu öğrenme ise bir oturumda bütün konuyu öğrenmeye çalışmaktır ve kısa vadede yararlı olabilir. Hiç ara vermeden uzun süreli çalışma toplu çalışma; her gün belirli aralıklarla ve tekrarlayarak yapılan çalışma da aralıklı çalışmadır.

         II. Konunun yapısı: Öğrenilen konunun nasıl bir örüntü gösterdiği önemlidir. Konu parçalara bölünerek öğrenilebilir ya da bütün halinde daha anlamlı öğrenme gerçekleşebilir. Konunun parçalara bölünerek mi ya da bütün olarak mı çalışılınca daha kolay anlaşılacağı, konunun yapısına göre değişmektedir. Genelde ele alınan konunun önce bir bütün olarak görülüp sonra parçalara ayrılması, son olarak da tekrar bütünleştirilmesi en tekili yol olarak görülmektedir. Buna bütün – parça – bütün ilişkisi denir.

        III. Geribildirim: Öğrenen kişiye, öğrenme durumu hakkında bilgi verilmesidir. Geribildirimde yorum yapılmaz, sadece durumun ne olduğu söylenir. Sayısal derslerde hemen geribildirim etkili iken sözel derslerde geciktirilmiş geribildirim konuyla ilgili olarak düşünmeyi sürdürdüğü için daha yararlı olacaktır. Sınavların sadece değerlendirme aracı değil öğretim aracı olarak da görülmesinin nedeni budur.

        IV. Öğrenenin katılımı / etkinliği: Öğrenme sürecinde öğrenenin aktiflik düzeyi öğrenmeyi doğrudan etkiler. Bir öğrenme sürecine ne kadar çok duyu organı katılırsa öğrenme de o kadar iyi olacaktır. Öğrenilenler, bireyin kendi sözcükleri haline getirilirse, anlamlandırılmış olur ve unutulması zorlaşır. İyi bir öğrenme gerçekleşmesi için dinleme, okuma, yazma ve anlatma gibi yöntemlerin hepsinin bir arada kullanılması gereklidir.

V. Tekrar: Öğrenme sonucu yapılan tekrarlar pekiştirmeyi sağlar. Fakat aşırı tekrar motivasyonu düşürür ve ket vurmaya sebep olur.

VI. Programlı Öğretim ve Öğretim Makineleri: Öğretme araçları (bilgisayar) kullanılarak gerçekleştirilen yöntemdir. Programlı öğretimde öğretim makinelerinden yararlanılmaktadır.

pdrkpss

 
1 Ocak 2016 Cuma 20:45
Okunma: 1077
Yorum YapYazdır
 
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
 
Tarihte Bugün
1431 - Joan of Arc'ın (Jan Dark) yargılanma süreci başladı.
1440 - Prusya Konfederasyonu oluşturuldu.
1613 - I. Mikhail Rus çarı oldu.
1842 - John J. Greenough, dikiş makinesinin patentini aldı.
1848 - Karl Marx, Komünist Manifesto kitabını yayımladı.
1885 - Washington Anıtı tamamlandı.
1925 - Ünlü ABD dergisi The New Yorker'ın ilk sayısı çıktı.
1935 - Fransız misyonerlerinin işlettiği bazı okullar millileştirildi.
1939 - Türkiye, İspanya'daki Franco rejimini resmen tanıdı.
1953 - Francis Crick ve James D. Watson, DNA molekülünün yapısını keşfettiler.
1958 - Türkiye Profesyonel Futbol Ligi başladı: ilk maç İzmirspor-Beykoz arasında oynandı. İlk golü İzmirsporlu Özcan attı.
1960 - Fidel Castro, Küba'daki tüm işletmeleri devletleştirdi.
1963 - Eski Milli Birlik Komitesi üyelerinden Alparslan Türkeş ve Numan Esin sürgünden Türkiye'ye döndüler.
1964 - CHP Genel Başkanı ve Başbakan İsmet İnönü'ye suikast girişiminde bulunuldu. Olay yerinde yakalanan suikastçının herhangi bir örgüte mensup olmadığı, kendi başına hareket ettiği açıklandı.
1965 - Malcolm X (Malik El Şahbaz) , New York'da uğradığı bir suikast sonucu öldürüldü.
1970 - İsviçre havayollarına ait bir uçakta Zürih yakınlarında iken havada patlayan bomba sonucu 38 yolcu ve 9 mürettebat öldü.
1971 - Yaşar Kemal Türkiye İşçi Partisi'nden (TİP) istifa etti.
1972 - SSCB'nin insansız uzay aracı Luna 20 Ay yüzeyine indi.
1973 - Bir İsrail savaş uçağı, Libya havayollarına ait bir yolcu uçağını Sina çölü üzerinde düşürdü: 108 kişi öldü.
1974 - Yaşar Kemal Türkiye Yazarlar Sendikası başkanlığına seçildi.
1974 - İsrail askeri birlikleri, Mısır ile varılan antlaşma uyarınca Süveyş Kanalının batısını tamamen boşalttılar.
1986 - Metallica 3. albümleri Master of Puppets'i çıkardı.
2001 - Türkiye kamuoyunda "Kara Çarşamba" olarak adlandırılan büyük bir ekonomik kriz patlak verdi.
 
 
Kurumsal

İçerik

EĞİTİM

KPSS

MEMUR

Yukarı Çık