2015 TEOG Uygulama ve tercih kılavuzu indir

Ana Sayfa » DERS NOTLARI » Anlatmaya bağlı metinlerde anlatıcının bakış açısı konu anlatımı

Anlatmaya bağlı metinlerde anlatıcının bakış açısı konu anlatımı

Edebiyat-Anlatmaya bağlı metinlerde anlatıcının bakış açısı konu anlatımı örnekli anlatımı

 
17 Kasım 2012 Cumartesi 12:09
Okunma: 1759
Yorum YapYazdır
 
Anlatmaya bağlı metinlerde anlatıcının bakış açısı konu anlatımı

a) Anlatıcı: Masalı, efsaneyi, hikayeyi, romanı okuyucu/dinleyici durumundaki bizlere anlatan varlıktır. Adı geçen eserlerin iç dünyalarında olup biten her şeyi (olaylar, meseleler, kahramanlar, mekanlar, zamanlar) gören, bilen, duyan, idrak eden; kendine has imkan, tercih, dil ve üslubuyla biz okuyucu/dinleyicilere anlatan varlıktır anlatıcı. Anlatıcının değişim süreci ikiye ayrılır: "Sözlü dönem anlatıcısı" ve "yazılı dönem anlatıcısı".

Destan, masal, menkıbe, efsane, halk hikayesi, mizahi fıkra gibi sözlü dönemin anlatma esasına bağlı edebi türlerinin anlatıcıları, gerçek birer insandılar. Etiyle kemiğiyle, dinleyicilerin karşısına çıkan bu anlatıcılar, somut birer varlıktılar. Ustasından öğrendiği aksesuarları (saz, baston, mendil vb.) jest ve mimik örnekleri, halk hikayesi anlatan aşıklar, hikayeler anlatan meddahlar ve masal anaları.

b) Bakış Açısı: Bakış açısını şöyle tarif edebiliriz: Herhangi bir varlık, olay ve insan karşısında, sahip olduğumuz dünya görüşü, hayat tecrübesi, kültür, yaş, meslek, cinsiyet, ruh hali ve yere göre aldığımız algılama, idrak etme ve yargılama tavrıdır.

Anlatımda Bakış Açıları Şunlardır:

1) Hakim Bakış Açılı Üçüncü Tekil (O) Anlatıcı (İlahi/Tanrısal bakış açısı):

Yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak olan her şeyi bilir, görür ve duyar. Kahramanların gönlü veya kafasından geçenleri okumaya kadar uzanır. Anlatıcı, anlattığı olayların dışında durur, gören durumundadır. Üçüncü tekil şahıs ağzıyla konuşur. Yazarın dilini kullanır ve bu sebeple ona "yazar-anlatıcı" da denilir.

Zaman zaman okuyucu ile diyaloga girmekten, onlarla sohbet etmekten ve onlara yol göstermekten geri durmazlar."Lafa nasıl başlayacağını düşünüyor ve."

2) Kahraman Bakış Açılı Birinci Tekil (Ben) Anlatıcı:

Kahramanlardan birisidir. Bu anlatıcı, aynı zamanda olay örgüsünün bütün yükünü üstlenen asıl kahraman olabileceği gibi, daha da geri planda yer almış kahramanlardan biri de olabilir. Bir insanın sahip olduğu veya olabileceği bilme, görme, duyma, yaşama imkanları ile sınırlıdır.

Her zaman kendi yaşadıkları,bildikleri, duydukları ve hissettiklerini öne çıkarır. Kahraman anlatıcının söz konusu olduğu roman ve hikayeler, çoğunlukla "otobiyografik" karakterlidir.

Kahraman anlatıcı, kendi dil ve üslubunu kullanır ve birinci tekil şahıs ağzıyla konuşur. Okuyucu ile daha sıcak, samimi ve inandırıcı bir diyalog kurmasıyla okuyucuya daha yakındır. Özellikle eserin hatıra defteri, günlük, mektup tarzında kaleme alınması, bu etkiyi daha çok güçlendirir.

"Çok çalışıyorum. Onlardan ziyade kendim için."(Reşat Nuri Güntekin- Çalıkuşu)

Bu sıkıntıların başında "bakış açısı"ndaki sınırlılık gelir. Böyle bir anlatıcıyı tercih etmiş olan bir yazar, eserinin itibari dünyası çok büyük ölçüde tek bir kişinin yaşadıkları, bildikleri, gördükleri, yorumları ile sınırlandırmış olur ki, hakim bakış açılı anlatıcıya göre, bu, çok daha geniş imkanların bir tarafa itilmesi anlamına gelir.

Bir başka sıkıntı, okuyucunun, anlatıcı ile yazar arasında ilişki kurma kolaycılığına zemin hazırlamasıdır. Pek çok okuyucu, hatta eleştirmen, ciddi bir araştırmaya lüzum görmeden eserdeki ben anlatıcı ile yazarı özdeşleştirmeye kalkışır.

3) Gözlemci Bakış Açılı (Ben veya O) Anlatıcı:

İtibarı dünyada olup bitenleri, sadece müşahede etmekle yetinir. İkinci aşamada da gözlemlerini adeta bir tarafsızlığı ile okuyucuya nakleder. Bir "yansıtıcı" konumundadır. Çok daha az bilgilidir. Onun bilme, görme, duyma yetenekleri geçmiş ve geleceğe uzanmadığı gibi, kahramanların ruh hallerine de yetişemez.

Hem üçüncü tekil hem de birinci tekil olabilir. Anlatıcının bakış açısı sınırları ve anlattıkları karşısındaki tutumuna dikkat etmek zorundadır.

4) Çoğulcu Bakış Açısı ve Anlatıcıları:

Anlatıcılardan iki veya daha fazlasının aynı eserde kullanılması tarzıdır. Asıl çoğulcu bakış açısı, tek bir anlatıcının esas olduğu eserde, olay örgüsünde yer alan kahramanlardan birkaçının da bakış açılarına yer verilmesi biçiminde gerçekleştirilir. Bu tür bir tavır, (X) olayının okuyucuya takdimini daha çok inandırıcı hale getirecek ve okuyucuyu tek bir anlatıcının esiri olmaktan kurtaracaktır. Oğuz Atay'ın Bir Bilim Adamının Romanı'nda çoğulcu bakış açısı yöntemi kullanılmıştır.

 
17 Kasım 2012 Cumartesi 12:09
Okunma: 1759
Yorum YapYazdır
 
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
 
Tarihte Bugün
1189 - Fransız asıllı kral I. Richard (Aslan Yürekli Rişar) İngiltere tahtına çıktı, çok az İngilizce biliyordu.
1200 - Hicaz, Osmanlı topraklarına katıldı. Emaneti Mübareke adıyla anılan Muhammed'e ait kutsal eşya, Mısır fatihi Yavuz Sultan Selim'e teslim edildi.
1535 - Ütopyanın yazarı, İngiliz devlet adamı Sir Thomas More, Kral VIII. Henry'yi, İngiltere kilisesinin başı olarak kabul etmediği için idam edildi.
1827 - Londra Antlaşması imzalandı.
1885 - Fransız bilimci Louis Pasteur'ün bulduğu kuduz aşısı ilk kez insana uygulandı.
1905 - Alfred Deakin, ikinci kez Avustralya başbakanı seçildi.
1917 - Arabistanlı Lawrence, Arap isyancılarla Akabe kentine saldırdı.
1924 - Dr. Safiye Ali Hanım başkanlığında bir heyet Uluslararası Kadınlar Kongresi'ne katılmak üzere Londra'ya gitti.
1927 - Danıştay göreve başladı.
1942 - Müttefik kuvvetler, Almanları Mısır'da El-Alameyn'de durdurdu. Fas ve Cezayir'e İngiliz çıkarması yapıldı. Almanya Kuzey Afrika'dan çekilmeye başladı.
1944 - Hartford, Connecticut'da bir sirkte çıkan yangında 168 kişi öldü, 700'den fazla kişi yaralandı.
1947 - Kalaşnikov olarak da bilinen AK-47 piyade tüfeğinin üretimine Sovyetler Birliği'nde başlandı.
1953 - Edirne depreminde ağır hasar gören tarihi Edirne Saat Kulesi yıkıldı.
1957 - Hükümet, İstanbul Gazeteciler Sendikası'nı bir süre için kapattı.
1964 - Malawi, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını ilan etti.
1965 - Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu Meclis'de kabul edildi.
1968 - Öğretmenler Kurultayı'nda temel eğitimin sekiz yıl olması istendi.
1969 - "İnce Memed" romanının senaryosu sansüre takıldı. Romanın yazarı Yaşar Kemal, " sansür Anayasa'ya aykırıdır" dedi.
1971 - Sıkıyönetim İstanbul'daki demiryolu işçileri grevini erteledi.
1972 - Savcılık Bülent Ecevit hakkında soruşturma açtı
1972 - Nihal Atsız ırkçılık yaptığı iddiasıyla 15 aya mahkum oldu.
1979 - Savcılık Milliyetçi Hareket Partisi hakkında soruşturma başlattı.
1979 - Kısa adı Töb-Der olan Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği Giresun bölge avukatı Alaattin Aydemir öldürüldü.
1982 - Bülent Ecevit, demeçleri nedeniyle 2 ay 27 gün hapse mahkum oldu.
1988 - Asil Nadir Günaydın gazetesi ile sekiz günlük ve bir haftalık dergi çıkaran Veb Ofset yayın grubunu satın aldı.
1988 - Kuzey Denizi'ndeki bir petrol arama platformu infilak etti, çıkan yangında 167 kişi öldü.
1988 - Yedi yıldır süren Devrimci Sol davasında savcı 180 sanık için idam cezası istedi.
1991 - Dr. Lale Aytaman, Muğla valiliğine atandı. Aytaman, ilk kadın vali oldu.
1995 - Ankara Valiliği, Büyükşehir Belediye Meclisi'nin şehrin simgesi Hitit Güneşi'ni "cami" ile değiştirme kararını reddetti.
1996 - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde gazeteci yazar Kutlu Adalı öldürüldü.
1997 - Devlet Bahçeli Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanı seçildi. Kongrede; Bahçeli 697, Tuğrul Türkeş 487 oy aldılar.
 
 
Kurumsal

İçerik

EĞİTİM

KPSS

MEMUR

Yukarı Çık