KPSS Eğitim bilimleri Piaget Ahlak Gelişimi

Ana Sayfa » DERS NOTLARI » Düşünceyi geliştirme yolları

Düşünceyi geliştirme yolları

Düşünceyi geliştirme yolları nelerdir,açıklama,tanımlama,örnekleme,öyküleyici anlatım,örnekleri

 
15 Kasım 2014 Cumartesi 14:35
Okunma: 1068
Yorum YapYazdır
 

Yazar, ele aldığı konuyla ilgili düşüncelerini desteklemek, anlattıklarını inandırıcı kılmak için birtakım yöntemlere başvurur. Bunlara “düşünceyi geliştirme yolları” denir. Bunların başlıcaları şunlardır:

1. Karşılaştırma

İki varlık, kavram veya olayın aynı ya da farklı yönlerinin ortaya konmasıdır. Genellikle “oysa, ise, daha, en” gibi ifadelerle karşılaştırma yapılır.

Roman, gerçeği olduğu gibi vermez; daha doğrusu veremez. Onu ayıklar, düzeltir; hatta değiştirir. Uygun bir üslup ve bir yorum İçinde yeniden kurar, kısacası onu güzel bir biçimde canlandırır. Eleştiride ise ne bu çeşit bir biçim ne de duygu görülür. Çünkü eleştirinin görevi güzellik meydana getirmek değil; var olan güzelliği yargılama k, okura tanıtmaktır.

Bu parçada yazar, roman ite eleştiriyi ele aldıkları konu yönüyle karşılaştırıyor. Romanın, gerçeği değiştirerek daha güzel bir biçimde ortaya koyduğunu; eleştirinin görevinin ise ortaya konan bu güzelliği okura tanıtmak olduğunu belirterek roman ile eleştiri arasındaki farkı belirtiyor.

Örnek 1: Röportajla öykü arasında kimi benzerlikler vardır. İkisi de yaşamın gerçekleriyle beslenir Röportajın gerçekliği belgelere, kanıtlara, somut olay ya da olgulara dayanmasından ileri gelir. Öyküde ise bunlar hayal gücüyle yeni bir renk, yeni bir görünüm kazanır Öte yandan bütün anlatı türleri için geçerli olan dilin güzel ve etkili kullanımı, röportaj ve öykü için de söz konusudur Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır? A) Betimleme B) Karşılaştırma C) Tanımlama D) Öyküleme E) Örneklendirme (1997- ÖYS) Çözüm: Parçada, röportajla öykünün aynı ya da farklı yönleri ortaya konarak iki tür arasında bir karşılaştırma yapıldığını görüyoruz. Yazar, röportajla öyküyü karşılaştırırken ikisinin de yaşamın gerçekleri ile beslendiğini ikisinde de dilin etkili ve güzel kullanılması gerektiğini söyleyerek ortak yönlere; röportajın gerçekliğinin belgelere, kanıtlara, somut olay ya da olgulara dayandığını, öyküde ise gerçekliğin hayal gücüyle yeni bir görünüm kazandığını söyleyerek farklı bir yöne değinmiştir Cevap B

2. Tanımlama

Özelliklerinden yararlanarak bir varlığın ya da kavramın ne olduğunun ortaya konmasıdır. “Bu nedir?” sorusunun cevabı olan cümlelerdir.

Gezi yazısı, kişi ya da kişilerin yurtiçi veya yurtdışında yaptığı uzun ya da kısa süreli yolculukların anlatıldığı yapıtlardır. Bu yazılar, insanın bilgisini, görgüsünü deneyimlerini artırır. Geziye katılan kişilerin büyük bir bölümü, gittikleri yerlerde geçirdikleri zamanı, gezilerini eşe dosta anlatırlar.

Bu parçanın ilk cümlesinde gezi yazısının ne olduğu anlatılarak tanımlama yapılmıştır.

3. Örneklendirme

Anlatılanları daha anlaşılır hale getirip inandırıcı kılmak amacıyla örnekler verilebilir Verilen örnekle, soyut haldeki düşüncenin somut hale getirilmesi amaçlanır. Bu yolla, anlatılanlar görünür ve anlaşılır kılınarak okuyucunun zihninde daha iyi yer etmesi sağlanır.

Yazılan; yaşanmışsa kalıcı oluyor. Büyük sanatçıların hayat hikâyelerinde bu gerçek açıkça görülür. Balzac, bir dostuna yazdığı mektubunda, “Vadideki Zambak” için: “Onu yazarken ağlamaktan kendimi alamadım.” der. Flaubert’in de: “Madame Bovary benim.” demesi başka bir anlam taşımaz. Öyle ki Madame Bovary hayatına son vermek için arsenik içtiği zaman Flaubert, o zehrin acısını bütün burukluğu ile ağzında duymuştur.

Bu parçanın ilk cümlesinde yazar, yapıtlarda, anlatılanlar yaşanmışsa o yapıtların kalıcı olduğunu söylüyor. Bu düşünce-sini desteklemek için Balzac ve Flaubert’i örnek olarak veriyor.

Örnek 2: Ankara, tarihin şaşırtıcı terkipleriyfe doludur. Burada kerpiç bir duvardan İyonya tarzında sütun başlığı fırlar; bir türbe merdiveninin basamağında bir Roma konsülünün şehre gelişini kutlayan bir taş görünür, Ahi Şerafettin’in türbesini, asırlardır Greko Romen aslanı bekler. Bu yüzden Aslanhane adını alan caminin mihrabında Etilerin toprak ve bereket ilahesinden başka bir şey olmayan bir yılan, meyveler arasında dolanır. Yazar, parçanın ilk cümlesindeki savını inandırıcı kılmak için aşağıdakilerden hangisine özellikle başvurmuştur? A) Örneklere ağırlık verme B) Öyküleyici anlatım yolunu seçme C) Konuyu tartışma içinde sunma D) Okurun hayal gücüne dayanma E) Kanılarını öne çıkarma (1982- ÖYS) Çözüm: Parçanın ilk cümlesinde Ankara’nın tarihin şaşırtıcı terkip- leriyle (sentez, bileşim) dolu olduğu düşüncesi ortaya konuyor. Sonraki cümlelerde bu düşünceyi destekleyen örneklere yer verilerek ileri sürülen düşünce inandırıcı kılın-maya çalışılmıştır. Cevap A

4. Tanık Gösterme

Yazarın, ileri sürdüğü düşünceyi desteklemek, inandırıcı kılmak için, o düşünce alanında yetkin, bilinen kişilerin görüşlerine yer vermesidir. Kişilerin görüşleri aynen alınıp tırnak İçinde verilebildiği gibi, dolaylı anlatımla da verilebilir

İstanbul’un, doğal dokuyla tam bir uyum içinde olduğu söylenebilir. Mahallelerin, genellikle eğimli araziler üzerine kurulmuş olması, bu şehrin en önemli özelliklerinden biridir. Böylece her çeşit suya doğal akıntı imkânı verildiği gibi, her evin ufkunun açık olması ve güneşten faydalanması sağlanmıştır. Bu, dikkatli bir seyyah olan İtalyan yazarı Edmondo de Amicis’in de gözünden kaçmamıştır. Avrupa şehirlerinde gözün ve düşüncenin hemen her zaman dar bir çerçeveye hapsedildiğini söyleyen yazar, İstanbul’da ise gözün ve zihnin, her an sınırsız ve şirin uzaklıklara kaçacak bir yol bulabildiğini söyler.

Bu parçada İstanbul’un mahallelerinin eğimli araziler üzerine kurulduğu ve bu yönüyle Avrupa şehirlerinden olumlu anlamda farklı olduğu anlatılıyor Bu düşünce, Edmondo de Amicis’ten yapılan bir alıntıyla destekleniyor. Yani İtalyan seyyah, bu düşüncenin doğruluğunu kanıtlamak için tanık gösteriliyor.

Örnek 3: Andre Gide bir yazısında şöyle der: “Sanatçının konusu insandır. Bir insanın yaşamı o insanın düşlerinin de kaynağıdır.” Bu söze katılıyorum. Çünkü yaşananlarla düşler iç içedir. Sanatçı, yazar ozan da insan yaşamını, insan düşlerini bir yapıtta gerçeğe dönüştürendir. Başkasına, geleceğe bakandır. Kendi yaşadıklarına, düşlerine herkesi ortak edendir. Bu parçada yazarın, Andre Gide’den bir alıntı yapmış olmasının nedeni aşağıdakilerden özellikle hangisi olabilir? A) Anlatımına akıcılık kazandırma B) Okuyucunun ilgisini çekme C) Sanatçı konusundaki görüşlerini inandırıcı kılma D) Karşıtlıklardan yararlanarak düşüncesini geliştirme E) Yaşamla sanat arasındaki ilişkiyi kanıtlama (1931 – ÖYS) Çözüm: Parçada yazar, yaşananlarla düşlerin iç içe olduğunu, sanatçının, insan yaşamını, düşlerini anlattığını belirtiyor. Yazar, “sanatçı” hakkındaki bu düşüncesini Andre Gide’den yaptığı bir alıntı ile pekiştiriyor. Cevap C

5. Benzetme

İleri sürülen bir düşünceyi pekiştirmek, somut hale getirmek için, herhangi bir ilgi kurarak iki varlık, kavram, olay ya da durumun birbirlerine benzetilerek anlatılmasıdır. Genellikle “gibi, sanki, andırıyor, tıpkı” gibi ifadelere yer verilir.

Boğaz bu akşam o kadar güzel ki adeta bir masal dünyası gibi.

Gökyüzündeki bembeyaz bulutlar pamuk tarlalar mı andırıyordu.

Bu cümlelerde boğaz, ”masal dünyası’na; bulutlar, pamuk tarlası”na benzetilmiştir.

Örnek 4: (I) Toroslar, Çukurova’nın bereketli topraklarını İç Anadolu’nun bozkırlarından ayırır, (II) Çukurova’yı bir at nalı biçiminde kuşatmış bir duvardır sanki. (III) Ovadan bakılınca çelikten dev bir testere ağzını andıran tepeler, yaz kış ışıl ışıldır. (IV) Toroslar öylesine sarp ve yüksektir ki kolay kolay geçilmez. (V) Tren bile Toroslar’ı geçerken tünelin birinden çıkıp ötekine girer. Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde benzetme yapılmıştır? A) I. ve II.   B) I. ve III.   C) II. ve III.   D) II. ve IV.   E) IV. ve V (2000 – ÖSS) Çözüm: Parçanın II. cümlesinde Toroslar, Çukurova’yı at nalı biçiminde kuşatan bir duvara; III. cümlesinde tepeler, çelikten dev bir testerenin ağzına benzetilmiş. Cevap C

6. Kişileştirme

İnsana özgü niteliklerin, insan dışındaki varlıklara aktarılmasıdır.

Uzak denizlerden gelmiş yorgun bir gemi, limanın şefkatli kollarına bırakmıştı kendini. Sonbaharın gelişiyle yapraklar, vedalaşarak ağaçlardan ayrılıyordu.

Bu cümlelerde “gemi”, “liman” ve “yapraklar”a insan özelliği yüklenerek kişileştirme yapılmıştır.

Örnek 5: (I) Sonbahar, kendisinden sonra gelecek kış mevsiminin gizli telaşını yaşatıyor doğaya. (II) Amasra’da bir Roma yapıtı olan Kuşkayası Yol Anıtı sarı bir örtüyle kaplanıyor. (III) Hasankeyf’teki Artukoğulları zamanından kalma camii minaresindeki son leyleği yolcu ediyor. (IV) Kaçkarlarda yağmur fazla mesai yapmaya başlıyor. (V) Bolu Dağları’nda, Istrancalarda gezinirken yerlerde ağaç gövdelerinin hüzünlü yüzlerini, acılı bakışlarını görüyoruz. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde insana özgü bir nitelik doğaya aktarılmamıştır? A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V. (2001 – ÖSS) Çözüm: Parçada, sonbaharın doğaya gizli bir telaş yaşatması, caminin bir leyleği yolcu etmesi, yağmurun fazla mesai yapması, ağaç gövdelerinin hüzünlü yüzleri ve acılı bakışları sözlerinde İnsana özgü nitelikler doğaya aktarılmış, II. cümlede ise böyle bir durum yoktur. Cevap B

7. Sayısal Verilerden Yararlanma

Düşünceyi inandırıcı kılmanın yollarından biri de sayısal verilerden yararlanmadır. İnsanlar okuduklarının sayılarla desteklendiğini görürlerse yazıyı daha da inandırıcı bulurlar. Şunu da bilmemiz gerekir ki sayısal verilerden yararlanmaya bilimsel verilerden yararlanma adı da verilebilmektedir.

Adapazarı Şeker Fabrikası 1953’te işletmeye açıldı. Kuruluşta günde 1800 ton olan pancar işleme kapasitesi 1980’de 6000 tona çıkarıldı. Bu büyük bir gelişme.

Örnek 6: Eleştirmenlerimizin eleştiriyi yan meslek olarak algılamaları bilinen bir gerçek ama işin korkutucu boyutu birçok kimsenin ilgisini çekmiyor. Eleştirmenlerimizin yüzde 83’ünün ekmeğini kazandığı mesleği eleştirmenlikle ilgisiz: yüzde 33’ü ticaretle uğraşıyor, yüzde 10’u tekstilci, yüzde 40’ı doktor, çok az bir kısmı da yazar, işin en ürkütücü yönü, aydınlarımızın yüzde 72’sinin, eleştirmenlerin eleştiri dışında işler yapmalarını oldukça doğal karşılamaları. Sanki bu durum eleştiriyi olumsuz yönde etkilemezmiş gibi. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır? A) Sayısal verilerden yararlanma B) Karşılaştırma C) Tanımlama D) Benzetme E) Örneklendirme Çözüm: Parçada yazar, bir kişinin sözünü veya adını anma yerine sayısal verilerden yararlanmıştır. Cevap A Örnek 7: Çalışmalarımız sonuç verdi. Neler mi oldu? Ot bitmeyen bozkırlar, ipek gibi yumuşak topraklı ovalara dönüştü. Tarlalar, arı kovanları gibi uğuldamaya başladı. Toprağın derinliklerinde uyuyan sular yeryüzüne çıkarıldı. Kova kova süt veren inekler, kovan kovan bal veren arılar yetiştirildi. Sofraları, el ele verilerek üretilen yiyecekler süsledi. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur? A) Benzetme sanatından yararlanma B) Öykülemeye başvurma C) Yinelemelere yer verme D) Betimleme yapma E) Tanık gösterme (20031 ÖSS) Çözüm: Parçada, “ipek gibi yumuşak topraklı ovalar”, “tarlaların, arı kovanları gibi uğuldaması” sözleriyle benzetmeden yararlanılmış; “kova kova, kovan kovan, el ele” sözleriyle yinele-melere yer verilmiştir. Parçada, bir çalışmanın yani bir olayın anlatımı söz konusu olduğu için öykülemeye, gözlemler dile getirildiği için betimlemeye yer verilmiştir. Parçada, düşünceyi kanıtlamak için bir kişinin tanık gösterilmesi söz konusu değildir. Cevap E Örnek 8: Yüzümü usulca göğe yasladım, Gözlerimde kanat çırpıyor martılar. Bulut bulut parçalanmış gökyüzünü seyrediyorum. Bulutlar mı üstümüze koşuyor, yoksa ben mi bulutların altın-dayım, bir türlü kestiremiyorum, Saklambaç oynarcasına bir görünüp bir kaybolan güneş de alıp götürüyor beni düş dünyamın derinliklerine. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur? A) Sözcükleri gerçek anlamlarının dışında kullanma B) Karşılaştırmalar yapma C) Benzetmeye başvurma D) Betimleyici öğelerden yararlanma E) Anlatıcının duygusal etkilenmesini yansıtma (2004 – ÖSS) Çözüm: Parçada, yazar, gökyüzünü seyredip anlattığı için betimlemeden yararlanıyor. Aynı zamanda, gördüklerinden duygusal yönde etkilendiğini “Yüzümü usulca göğe yasladım. Gözlerimde kanat çırpıyor martılar. Bulutlar mı üstümüze koşuyor? Güneş de alıp götürüyor beni düş dünyamın derinliklerine,” sözleriyle belirtiyor “Saklambaç oynarcasına bir görünüp bir kaybolan güneş” sözüyle benzetmeye başvurulmuş, “parçalanmış, kestirmek, kaybolan” gibi sözcükler, gerçek anlamlarının dışında kullanılmıştır Parçada, karşılaştırma yapılmamıştır. Cevap B Örnek 9: Geçmişi Hititlere uzanan Ürgüp’ün taştan yapılmış boz evleri, insanı masallar dünyasının değişik evrenine götürür. Bomboş bozkır, uçsuz bucaksız, yapayalnız uzar gider bu saman sarısı diyarda. Modern heykeller gibi özenle yontulmuştur peribacaları ve damlarında duman tüten taş evler Adı, “kaya” anlamına gelen “ur” ile “çok” anlamına gelen “köp” sözcüklerinin birleşmesinden oluşan Ürgüp, önce peribacaları demekse, sonra taşın güneşle arkadaşlığı, rüzgârla dansı demek. Taş, Ürgüp’te öncelikle mesken demek; yalnızca mağara, kovuk değil, enikonu bir mesken. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır? A) Ayrıntılara yer vermeye B) İnsana özgü nitelikleri doğaya aktarmaya C) Düş gücünden yararlanmaya D) Öznelliğe E) Tarihsel değerleri örneklerle açıklamaya (2002 – ÖSS) Çözüm: Parçada, “taşın güneşle arkadaşlığı, rüzgârla dansı” sözleriyle kişileştirme yapılmış; “Ürgüp’ün taştan yapılmış boz evleri, insanı masallar dünyasının değişik evrenine götürür,”, “modern heykeller gibi özenle yontulmuştur peribacaları”, “taşın güneşle arkadaşlığı, rüzgârla dansı” sözleriyle öznel düşünceler dile getirilirken düş gücünden yararlanılmıştır. Doğa olayları sonucu oluşan Ürgüp’le ilgili ayrıntılara yer verilmiş; ama tarihsel değerlerden söz edilmemiştir. Cevap E
 
15 Kasım 2014 Cumartesi 14:35
Okunma: 1068
Yorum YapYazdır
 
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
 
Tarihte Bugün
1605 - Cervantes'in Don Kişot adlı romanı ilk kez yayımlandı. Romanın 2. bölümü ise tam 10 yıl sonra basılacaktır.
1685 - Viyana'da ilk kafe Johannes Diodato tarafından açıldı.
1819 - Simon Bolivar Kolombiya Cumhuriyeti'ni ilan etti.
1851 - Şirket-i Hayriye kuruldu
1852 - Sand River antlaşması ile BirleşikKrallık, Transvaal'deki (Güney Afrika) Boer kolonilerinin bağımsızlığını kabul etti.
1875 - Karaköy Beyoğlu arasındaki Tünel hizmete girdi. Tünel dünyanın en eski ikinci ve en küçük metrosuydu.
1904 - Anton Çehov'un yazdığı Vişne Bahçesi oyunu ilk kez Moskova Sanat Tiyatrosu nda sahnelendi.
1909 - Fenerbahçe ile Galatasaray ilk kez karşılaştı; FB:0, GS:2
1917 - ABD, Virgin Adaları karşılığında Danimarka'ya 25 milyon dolar ödedi.
1923 - Mustafa Kemal Paşa'nın İzmit'te düzenlediği ilk basın toplantısı, sabaha karşı sona erdi.
1929 - Elzie Crisler Segar tarafından yaratılan Temel Reis (Popeye) karikatürü ilk kez bir gazetede yayımlandı.
1942 - Ankara'da ekmek karneye bağlandı.
1944 - Monte Cassino Savaşı: II. Dünya Savaşı'nın en uzun ve kanlı çarpışmalarından biri başladı.
1945 - SSCB ve Polonya birlikleri Varşova'ya girdi.
1946 - BM Güvenlik Konseyi ilk toplantısını yaptı.
1960 - Yahya Kemal Müzesi açıldı. Müze Fatih Külliyesi'nin Baş Kurşunlu Medresesi'nde bulunuyor.
1961 - Kongo Başbakanı Patrice Lumumba öldürüldü.
1964 - Londra Konferansı'nda Kıbrıs Türk toplumunu temsil eden Rauf Denktaş konuştu. Rauf Denktaş, federal yönetime gidilmezse, ayrı bir hükümet kuracaklarını açıkladı.
1966 - Bir Amerikan B-52 bombardıman uçağı, İspanya üzerinde bir yakıt tanker uçağı ile yakıt ikmali sırasında çarpıştı ve dört hidrojen bombasını Palomares köyü civarına düşürdü. Palomares olayı olarak hatırlanan olayda çevrede radyasyon kirliliği oluştu.
1971 - Ortadoğu Teknik Üniversitesi Rektörü Erdal İnönü'nün evinin önüne dinamit atıldı.
1973 - Ferdinand Marcos, Filipinler'in "ömür boyu" başkanı oldu.
1974 - Resmî olarak son Anadolu parsı öldürüldü.1
1984 - Dolandırıcılıktan yargılanan Abidin Cevher Özden (Banker Kastelli) beraat etti.
1987 - Bülent Ecevit, Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı davranmaktan 11 ay 20 gün hapse mahkum edildi. 12 Eylül darbesinden sonra Bülent Ecevit hakkında 80, Süleyman Demirel hakkında 55 dava açılmıştı.
1990 - Yazar Aziz Nesin, kendisine "vatan haini" dediği gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Kenan Evren aleyhine tazminat davası açtı.
1991 - 2. Körfez Savaşı, müttefik uçaklarının Irak ve Kuveyt'teki hedefleri vurmalarıyla başladı. Irak, misilleme olarak İsrail'e 8 adet Scud füzesi yolladı.
1992 - İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) Kuzey İrlanda'da protestanlara ait bir binayı bombaladı, 7 işçi öldü.
1994 - Güney Kaliforniya'da 6,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 61 kişi öldü, 20 milyar dolar hasar olduğu tahmin ediliyor.
1994 - 21 Ocak'ta fırlatılması planlanan ilk Türk uydusu Türksat 1A'yı taşıyacak Arien füzesi arızalandı. Fırlatma işlemi 10 gün ertelendi.
1995 - Avrupa Parlamentosu, Saharov Ödülü'nü cezaevinde bulunan eski DEP milletvekili Leyla Zana'ya verdi.
1995 - Japonya'nın Osaka-Kobe bölgesinde 7,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 6 binden fazla kişi öldü.
2000 - İstanbul'da bir villaya operasyon düzenleyen polisle çıkan çatışmada, Hizbullah'ın elebaşı Hüseyin Velioğlu ölü ele geçirildi. Genişletilen operasyonda, mezar evler ortaya çıkarıldı ve çok sayıda Hizbullah mensubu yakalandı.
2005 - İstanbul'da 97 şehit asker ailesi ve malul gaziye Cumhurbaşkanlığı Devlet Övünç Madalyası ve Beratı verildi.
2007 - Kuzey Kore'nin nükleer denemesi üzerine Chicago Üniversitesindeki sembolik Kıyamet Günü Saati 11:55'e ayarlandı (12 Kıyamet demektir) Saat soğuk savaş boyunca 18 kez değiştirilmiştir.
 
 
Kurumsal

İçerik

EĞİTİM

KPSS

MEMUR

Yukarı Çık