egitimhane,eğitimhane.com,meb,ders kitabı cevapları,yılık planlar,der,takdir hesaplama,teşekkür
Son Dakika
Öğretmene rotasyon haberleri ve ayrıntıları ÖSYM 3 Bin 138 (3138) en gelli memur alım tarihi ve kılavuzu 2013-2014 Diş hekimliği fakültesi-bölümü taban puanları başarı sıralaması 2013-2014 Çevre mühendisliği bölümü taban puanları yüzdelik dilimi 2013-2014 Coğrafya bölümü taban puanları başarı sıralaması 2013-2014 Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği bölümü yüzdelik dilim başarı sırası taban puanları 2013-2014 Acil Yardım ve Afet Yönetimi bölümü yüzdelik başarı sırası ve taban puanları 2013-2014 Din kültürü öğretmenliği bölümü en düşşük-taban puanlar 2013-2014 İlköğretim matematik öğretmenliği bölümü taban puanları 2014 MEB Şube Müdürleri atama- yer değiştirme sonuçları
Öğretmene rotasyon haberleri ve ayrıntıları
Öğretmene rotasyon haberleri ve ayrıntıları
 
ÖSYM 3 Bin 138 (3138) en gelli memur alım tarihi ve kılavuzu
ÖSYM 3 Bin 138 (3138) en gelli memur alım tarihi ve kılavuzu
 
2013-2014 Coğrafya bölümü taban puanları başarı sıralaması
2013-2014 Coğrafya bölümü taban puanları başarı sıralaması
 
2013-2014 Din kültürü öğretmenliği bölümü en düşşük-taban puanlar
2013-2014 Din kültürü öğretmenliği bölümü en düşşük-taban puanlar
2013-2014 Evrensel İlteişim Yayınları 11. Sınıf dil ve anlatım ders kitabı ünite ölçme değerlendirme soru ve cevapları
 

2013-2014 Evrensel İlteişim Yayınları 11. Sınıf dil ve anlatım ders kitabı ünite ölçme değerlendirme soru ve cevapları

2013-2014 11. Sınıf dil ve anlatım ders kitabı ünite ölçme değerlendirme soru ve cevapları

28 Temmuz 2013 Pazar 19:25
Yazdır
2013-2014 11.Sınıf Dİl ve Anlatım Ders Kitabı Cevapları-Evrensel İletişim Yayınları Metinlerin Sınıflandırılması-Anı, Biyografi- Gezi Yazısı( sayfa 22-134 arası)

11.Sınıf Dil ve Anlatım Ders Kitabı sayfa 20-22-23  Ölçme Değerlendirme  Soruları 20 sayfa

Soru 2 *Metin bilgi vermek amacıyla yazılmıştır. *Evet, kanıtlanabilir. *Açıklayıcı anlatım, kanıtlayıcı anlatım * Genellikle temel anlamlarıyla kullanılmıştır. *Hayır, kişiden kişiye farklılık göstermez. *göndergesel işlevde kullanılmıştır. *Çeng ve Eng kardeşler olmalı Sayfa 22
A. . Şiirsel işlevde.. ….sanatsal ….ve ….öğretici metinler… .sanatsal….. Tiyatro……. B.D,D,Y,Y C.1.  C MASAL 2. D METNİN YAZARI 3.  C D. 1.  Merak duygusu insanı bilgiye götürür. 2. Öğretici anlatım. 3.Örnek verme
sayfa 23-24
ÜNİTE DEĞERLENDİRME SORULARI A. …göndergesel……….sanatsal.. ….anlatmaya bağlı …ve …….göstermeye….. Şiiri …..hikaye, roman…… masal,…….anlatmaya ….

 

…teşbih ve teşhis…… …imge… B.Y,D,D,D,D C. 1.E,  2.B, 3.E,4.D,5. E,6.B,7.D, Ç. 1. Bilim gerçekleri ortaya koyar, amacı bilgi vermektir. Sanat ise bu gerçekleri alıp edebiyatın kurmacasın içinde yoğurur, şekillendirir süsler insana öyle sunar. Her ikisi de gerçeği yansıtır. Fakat farklı şekilde. 2. Öğretici metinler bilgi vermek, sanatsal metinler estetik zevk ve heyecan uyandırmak için yazılır. Öğretici metinlerde dil göndergesel, sanatsal metinlerde ise sanatsal işlevde kullanılır. Öğretici metinlerde sözcükler gerçek anlamlarıyla, sanatsal metinlerde ise daha çok yan ve mecaz anlamlarıyla kullanılır. Öğretici metinlerde mesaj metinde açıktan verilir. Sanatsal metinlerde ise mesaj metne gizlenir, okuyucuya sezdirme yoluyla verilir. 3. bir eseri okurken okur onu kendi dünyası ile bütünleştirir. Kendini olayın içine katar.  Sanat varlığım ortaya koyar, okur ise bunu alıp kendine uyarlar.



11.Sınıf Dil ve Anlatım Ders Kitabı Cevapları ( sayfa 27-28-29-30-31-32-33-34-35-36-37-41 arası -41-42-43-44-45-46  evrensel –iletişim yayınları)


HAZIRLIK 1.       İnsanlar ilk önce duman ve ateş gibi ilkel yöntemlerle haberleşiyorlardı. Sonraları bunu biraz daha geliştirip güvercinleri bu haberleşme sisteminde kullanmaya başladılar. Daha sonra posta ağarlı kurup haberleşmeyi biraz daha geliştirdiler. Zamanla telgraf ,sonra telefon sonra televizyon, internet devreye girdi. Günümüzde artık görüntülü iletişim ön plana çıktı. 2. Ahmet Hamdi Tanpınar Ahmet Hamdi Tanpınar, 23 Haziran 1901 tarihinde İstanbul'da doğdu.İstanbul'da Ravaz-i Maarif İbtidaisi'nde, Sinop ve Siirt rüşdiyelerinde, Vefa, Kerkük ve Antalya sultanilerinde öğrenim gördü. Baytar mektebini bırakarak girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden 1923 yılında mezun oldu. Erzurum, Konya ve Ankara liseleriyle, Gazi Eğitim Enstitüsü ve Güzel Sanatlar Akademisi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı, aynı akademide estetik ve sanat tarihi dersleri verdi (1932 - 1939). 1939 yılında İstanbul Üniversitesi'ne Yeni Türk Edebiyatı Profesörü olarak atandı. Maraş Milletvekili olarak 1942-1946 yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bulundu. Bir süre Milli Eğitim Müfettişliği yaptıktan ve Güzel Sanatlar Akademisinde eski görevinde çalıştıktan sonra 1949 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne yeniden döndü ve bu görevde iken 24 Ocak 1962 tarihinde İstanbul'da öldü. Öykü Kitapları Abdullah Efendi'nin Rüyaları (1943), Yaz Yağmuru (1955), Hik(yeler (Kitaplaşmayan iki hikâyesiyle birlikte tüm öyküleri, 1983). Cemal Süreya Cemal Süreya (d. 1931, Tunceli - ö. 9 Ocak 1990, İstanbul), şair ve yazar. Asıl adı Cemalettin Seber'dir. Cemal Süreya 1931'de Tunceli'nin Pülümür ilçesinde doğdu. 1938'de Dersim İsyanı sonrasında ailesi Bilecik'e sürgün edildi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi maliye ve iktisat bölümü'nü bitirmiştir. Maliye Bakanlığı'nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik, darphane müdürlüğü, Kültür Bakanlığı'nda kültür yayınları danışma kurulu üyeliği, Orta Doğu İktisat Bankası yönetim kurulu üyeliği ve 25 yılı aşkın Türk Dil Kurumu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük, çevirmenlik yapmıştır. Ağustos 1960'tan itibaren yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisini Haziran 1966- Mayıs 1970 arası 47, 1980-1981 arası iki sayı daha çıkardı. Pazar Postası, Yeditepe, Oluşum, Türkiye Yazıları, Politika, Yeni Ulus, Aydınlık, Saçak, Yazko Somut, 2000'e doğru gibi yayın organlarında şiir ve yazılarını yayımladı. İkinci yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılan Cemal Süreya'nın ilk şiiri "Şarkısı Beyaz" Mülkiye dergisinin 8 Ocak 1953 tarihli sayısında yayımlanmıştır. Geleneğe karşı olmasına rağmen geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle ikinci yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir. Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu. 1997'de de Cemal Süreyya arşivi yayımlandı. Cemal Süreya 38 sürgününü bir şiirinde şöyle anlatıyordu: Bizi kamyona doldurdular, Tüfekli iki erin nezaretinde, Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular, Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar, Tarih öncesi köpekler havlıyordu." Ülkü Tamer onun için şu dizeleri yazmıştır: Tanrı Bin birinci gece şairi yarattı, Bin ikinci gece cemal'i, Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, Başa döndü sonra, Kadını yeniden yarattı. Süreyya olan soyadını değiştirmesi Süreya'nın üvey kızı Gonca Uslu'nun aktardığına göre iddiaya girmeyi çok seven şair arkadaşıyla bir telefon numarası üzerine iddiaya girmiş, kaybederse soyadındaki "y" harfinden birini sildireceğini söylemiş. İddiayı kaybetmiş ve Süreyya olan soyadını Süreya olarak değiştirmiş,"Süreya" soyadı ilk kez 1956 yılında yayımlanan "Elma" şiirinde görüldü, Bir anda ismindeki "y" harflerinden birini attığını ilan etmişti Eserleri Şiir              Üvercinka (1958)              Göçebe (1965)              Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973)              Sevda Sözleri (1984, Üvercinka, Göçebe,Beni Öp Sonra Doğur Beni, Uçurumda Açan-1984- ile birlikte)              Güz Bitigi (1988)              Sıcak Nal (1988)              Sevda Sözleri (1990, 1995, tüm şiirleri)              Korkarak Vinç Deneme- Eleştiri              Şapkam Dolu Çiçekle (1976)              Günübirlik (1982)              99 Yüz (1992)              Uzat Saçlarını Frigya (1992)              Folklor Şiire Düşman (1992)              Aydınlık Yazıları/ Paçal (1992)              Oluşum’da Cemal Süreya (1992)              Papirüs’ten Başyazılar (1992)              Toplu Yazılar I (2000, Şapkam Dolu Çiçekle ve Şiir Üzerine Yazılar)              Toplu Yazılar II (2005, Günübirlikler) Günce              999 Gün/ Üstü Kalsın (1981) Mektup              Onüç Günün Mektupları (1990) Çocuk Kitabı              Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi (1993) Söyleşi              Güvercin Curnatası (1997) Derleme              Mülkiyeli Şairler (1966)              Yüz Aşk Şiiri (1967) 3…sizlere kalmış. Sayfa 28. 1.       Okul idaresine dilekçe ile başvuru yapıyoruz. 2.       Yukarıda bu soru cevaplandı. Halen kullanılan iletişim araçları: Mektup, telgraf, fax, telefon, mesaj, görüntülü telefon, internet.. Sayfa 32 Etkinlik 1 1. Kişisel (Özel) Mektuplar Arkadaşlık, aile bağları, aşk gibi herhangi bir yakınlığı olan iki kişinin birbirine duygu, düşünce ve yaşantılarını samimi bir üslupla ve yazılı olarak anlattığı mektuplardır. Özellikleri Konu ve uzunluk sınırı yoktur. Yaşamın her anı, her alanı ile ilgili olarak yazılabilir. Mektup yazan kişi ile mektubun yazıldığı kişi arasındaki ilişkinin gücü ve derinliği, mektubun içeriğini ve özelliklerini belirler. İçtenlik ve kişisellik esastır. Konuşma üslubu hakimdir. Yazım ve noktalama kurallarına özen gösterilmelidir. 2.etkinlik. Cemal Süreya’nın mektubunda  giriş bölümü bir hitapla başlamış. Gelişme bölümünde mektubun yazılış amacı yani eşinin kendi hakkında duyduğu şüpheden ve bu şüphenin yersiz olduğundan bahsedilmiş. Onu hala eskisi kadar sevdiğini ifade etmiş. Sonuç bölümünde ise bilinenin aksine sevgi ifade eden ifadeler kullanılarak mektup sonlandırılmış. Tarih sağ üst köşede, imza ise sağ alt köşede yer alıyor. 3.etkinlik Cemal Süreya’nın mektubu kompozisyon düzenine uyularak yazılmış bir mektuptur. Düşüncelerin daha  derli toplu anlatılması ve güzel bir görüntü vermesi okuyan kişi için daha dikkat çekici olur. Beğeni ve kabul görme artar. 4.etkinlik Her bir mektup farklı bir hitap tarzıyla başlamış. Cemal Süreya, “Zuhal’im, hayat, hayatımsın” şeklinde;  Azra Erhat “Benim Canım Balıkçım” şeklinde; Ahmet Hamdi diğerlerine göre biraz daha  ciddi “Kardeşim Bedri” şeklinde giriş yapmıştır. Mektuplarda hitap kişi ile olan yakınlığa göre daha farklı şekillerde ifade edilebilir. 5.etkinlik Evet gönderici ile alıcı arasındaki ilişki mektubun üslubunu etkiliyor. Mesela Cemal Süreya: “Aşk büyüdü aşk! Seni nice sevdiğimi anlatacağım” gibi ifadeler kullanıyor. Ahmet Hamdi:” Bu akşam Adalet ve Mehmet Ali Cimcoz’da idim” şeklinde ifadeler kullanırken daha ciddidir. 6. Etkinlik. İnsanlar yüz yüze ifade edemedikleri birçok şeyi mektupla daha raht anlatabilirler. Özellikle içine kapanık, utangaç tipler duygularını yüz yüze ifade ederken istedikleri gibi düşüncelerini karşısındaki kişiye aktarmayabilirler. Bu yüzden düşünceleri kağıda aktarmak daha raht olur. 7.etkinlik.
Cemal süreya’nın Mektubu Azra Erhat’ın Mektubu Ahmet h. Tanpınar’ın Mektubu
Yazılış amacı ve nasıl gerçekleştiği Hastanedeki eşine olan sevgisini ifade etmek için yazmış Azra Erhat Halikarnas Balıkçısına  mavi Yolculuğu haber vermek için yazmış A Hamdi T. İse Bedri Denen kişiden yardım istemek için mektubu yazmış.
1. Kişisel (Özel) Mektuplar Arkadaşlık, aile bağları, aşk gibi herhangi bir yakınlığı olan iki kişinin birbirine duygu, düşünce ve yaşantılarını samimi bir üslupla ve yazılı olarak anlattığı mektuplardır. 2. Yazınsal ve Düşünsel Mektuplar Herhangi bir düşüncenin, duyuşun belirli bir kişiye değil, belirli bir okur kitlesine ya da tüm insanlara ulaşması için mektup şeklinde kaleme alınmasıdır. Bazan bir gazetede ya da dergide yayınlanabilir 3. Resmi Mektuplar, İş Mektupları Bir talebi ya da siparişi bildirmek, bir soruna açıklık getirmek, iş başvurusunda bulunmak, bir üst makama belirli bir durumla ilgili bilgi iletmek vb. amaçlarla kişiler ile kişiler, kişiler ile kurumlar ya da kurumlar ile kurumlar arasında yapılan yazışmalardır. 8.etkinlik. Mektupların sonuç bölümü iyi niyet dilekleriyle sonlandırılmıştır. İfadeler farklı ama hepsi de iyi niyet dilekleri ile bitmiştir. 9.            Özellikleri Konu ve uzunluk sınırı yoktur. Yaşamın her anı, her alanı ile ilgili olarak yazılabilir. Mektup yazan kişi ile mektubun yazıldığı kişi arasındaki ilişkinin gücü ve derinliği, mektubun içeriğini ve özelliklerini belirler. İçtenlik ve kişisellik esastır. Konuşma üslubu hakimdir. Yazım ve noktalama kurallarına özen gösterilmelidir. Bazı mektuplar, bir yere davet etme, bir başarıyı ya da özel günü kutlama, başsağlığı veya geçmiş olsun dileği iletmek amacıyla kaleme alınabilir. Bu türden mektuplar genellikle kısa olmakla birlikte kişiler arasındaki ilişkiye bağlı olarak uzunluğu-kısalığı değişebilir. (Ayrıca bkz. Davetiye, kutlama, telgraf) 10.cemal Süreya ve Azra Erhat’ın mektubunda  dilin heyecana bağlı işlevi  A.H. Tanpınar’ın mektubunda ise  göndergesel işlevi kullanılmış. 11. Etkinlik. Size kalmış…. Mektup Uzaktaki bir kişiye/kişilere ya da kuruma belirli bir durumu ifade etmek amacıyla yazılan yazılara mektup denir. Mektubun diğer yazı türlerinden ayrı bir özelliği vardır. Her şeyden önce bağımsızdır, ufukları alabildiğine geniştir, dar kalıplar ve kurallar içinde tanımlanamaz. Konuları oldukça bol ve sınırsızdır. Doğallığın ve içtenliğin en çekici belgesidir. Elbette ki herkese aynı içtenlikle mektup yazılmaz. Gönderdiğimiz kişi ya da kurumla olan ilginin derecesine göre, mektubun hitap bölümünden, amaç, hatta sonuç bölümüne kadar değişen üslup özelliği vardır. Mektup kişiliğimizin bir aynasıdır. Saygımız, sevgimiz, karakterimiz, inancımız, görüş ve düşüncelerimiz hatta kültürümüz mektubumuza yansır. Basit bir yazı türü gibi görülmesine rağmen mektubun da kendine özgü bir düzeni, bir disiplini, bir planı vardır. Mektup Yazarken Nelere Dikkat Edilmelidir? Mektup yazarken kullanacağımız kağıt ve zarf temiz olmalıdır. Bu basit ayrıntı karşımızdakine verdiğimiz değeri gösterir. Mektuptaki hitap, göndereceğimiz kişi ya da kurum göz önünde bulundurularak seçilmelidir: Sevgili Kardeşim, Canım Kardeşim, Canım Babacığım, Aziz Dostum, Saygıdeğer Büyüğüm, Sayın Murat Bey, Sayın Genel Müdür, vb. Mektupta daha sonra giriş ve amaç bölümüne geçilir. Bu bölümde mektubun niçin yazıldığı belirtilir. Sonuç bölümünde daha çok klişe sözlere yer verilerek, hoşa gidici bir dilekle mektup bitirilir; "sevgi ve saygılar sunar, esenlikler dilerim" gibi. Mektup Türleri Mektuplar, konularına ve yazanla yazılan arasındaki ilgiye göre şöyle ayrılır: Kişisel Yazınsal ve Düşünsel Mektuplar Resmi Mektuplar, İş Mektupları Zarf Yazımı 1. Kişisel (Özel) Mektuplar Arkadaşlık, aile bağları, aşk gibi herhangi bir yakınlığı olan iki kişinin birbirine duygu, düşünce ve yaşantılarını samimi bir üslupla ve yazılı olarak anlattığı mektuplardır. Özellikleri Konu ve uzunluk sınırı yoktur. Yaşamın her anı, her alanı ile ilgili olarak yazılabilir. Mektup yazan kişi ile mektubun yazıldığı kişi arasındaki ilişkinin gücü ve derinliği, mektubun içeriğini ve özelliklerini belirler. İçtenlik ve kişisellik esastır. Konuşma üslubu hakimdir. Yazım ve noktalama kurallarına özen gösterilmelidir. Bazı mektuplar, bir yere davet etme, bir başarıyı ya da özel günü kutlama, başsağlığı veya geçmiş olsun dileği iletmek amacıyla kaleme alınabilir. Bu türden mektuplar genellikle kısa olmakla birlikte kişiler arasındaki ilişkiye bağlı olarak uzunluğu-kısalığı değişebilir. (Ayrıca bkz. Davetiye, kutlama, telgraf) Tebrikler Bayramlarda, yılbaşlarında veya mutlu bir olay dolayısıyla karşı tarafa iyilik ve mutluluk dileklerinde bulunmak amacıyla yazılan kısa,öz ve içten mektuplardır. Bunlarda kağıt yerine daha çok basılı kartlar kullanılmaktadır. Telgraf Mektubun gecikebileceği ivedi durumlarda bildirilmesi gereken istek, olay ve haberleri, kısa ve öz olarak anlatan bir mektup türüdür. Telgrafta az ve öz ifade önemlidir. Alacak olanın adı,soyadı ve açık adresi yazılır. Telgraf çekmemize sebep olan konu,kısa ve öz olarak ifade belirtilir. Sağ alt köşeye gönderenin adı ve soyadı yazılır. Telgraf metninin altına bir çizgi çekilir. Bu çizginin altına gönderenin adresi yazılır. Bu bilgi, alıcının bulunmaması durumunda telgrafın iadesi için gereklidir. Ücrete tabi değildir. Telgraf, bugün kullanım alanı yok denecek kadar az kalmış bir yazışma türüdür. Sanat, siyaset, edebiyat, düşünce adamlarının birbirlerine, ailelerine, sevgililerine yazdıkları mektuplar, onların yaşamlarına ve dönemlerine ışık tutan birer belge niteliği taşır. Örneğin Van Gogh’un kardeşine yazdığı mektuplar Theo’ya Mektuplar, Kafka’nın sevgilisi Milena’ya yazdıkları Milena’ya Mektuplar, Bedri Rahmi Eyuboğlu’nun kardeşlerine yazdıkları Kardeş Mektupları, Cahit Sıtkı Tarancı’nın mektupları Evime ve Nihal’e Mektuplar, Ziya’ya Mektuplar adıyla kitaplaştırılmıştır. 2. Yazınsal ve Düşünsel Mektuplar Herhangi bir düşüncenin, duyuşun belirli bir kişiye değil, belirli bir okur kitlesine ya da tüm insanlara ulaşması için mektup şeklinde kaleme alınmasıdır. Bazan bir gazetede ya da dergide yayınlanabilir (Örnek: Nurullah Ataç, Okuruma Mektuplar) bazan da toplumsal, düşünsel, sanatsal nitelikli mektuplar bir kitap halinde toplanabilir(Örnek Descartes- Ahlak Üzerine Mektuplar). Örnek metin: Ali Sirmen, "Allah Allah", Cumhuriyet, 7 Ekim 2000. Örnek metin: Descartes, Ahlak Üzerine Mektuplar, (Çev. Mehmet Karasan), İstanbul, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1992: 53-54, 62. Örnek metin: Doğan Kökdemir, "Üniversite Öğrencilerine Açık Mektup", Cumhuriyet Bilim Teknik, 29 Temmuz 2000, 697: 15. Mektup türünün kişiselliği, yazınsal birçok eserin yapısını da etkilemiştir. Türk ve dünya edebiyatında mektuplarla bezenmiş romanların yanı sıra tamamı mektup şeklinde yazılmış romanlara ya da öykülere de(Örnek: Goethe- Genç Werther'in Acıları, Reşat Nuri Güntekin- Bir Kadın Düşmanı, Halide Edip Adıvar-Handan) rastlanır. Örnek metin: Aziz Nesin, "Son Konuğuma Mektup". 3. Resmi Mektuplar, İş Mektupları Bir talebi ya da siparişi bildirmek, bir soruna açıklık getirmek, iş başvurusunda bulunmak, bir üst makama belirli bir durumla ilgili bilgi iletmek vb. amaçlarla kişiler ile kişiler, kişiler ile kurumlar ya da kurumlar ile kurumlar arasında yapılan yazışmalardır. Özellikleri Kuruma ya da kişiye yönelik hitapla başlanmalıdır. Ad, adres, tarih belirtilmelidir. Açık, temiz, düzgün bir Türkçeyle kaleme alınmalıdır. Amaç açıkça belirlenmelidir. Birden fazla sorun söz konusuysa maddeler ya da paragraflar halinde belirtilmelidir. Saygılı, ciddi bir dil ve üslup kullanılmalıdır. Mektup bir kurum tarafından yazılıyorsa, kurumun antetli kâğıdı ve zarfı kullanılmalıdır. Daha önce yazılmış bir mektuba karşılık olarak yazılıyorsa, “ilgi” başlığı altında hangi tarih ve hangi sayılı, hangi konuyla ilgili yazıya karşılık olduğu belirtilmelidir. Sorun, durum ya da dilek açıkça ve kısa cümlelerle belirtilmelidir. Sonuç cümlesinde makamlar arasındaki hiyerarşik düzene dikkat edilmelidir. Üst makam alt makama yazıyorsa ya da makamlar arasında denklik varsa “rica ederim”, alt makam üst makama yazıyorsa “saygılarımla arz ederim” ifadesiyle cümle tamamlanmalıdır (“...durumu bilgilerinize saygılarımla arz ederim”, “... gereğini saygılarımla arz ederim” gibi). Kurumdan kişiye ya da kuruma yazılıyorsa kurumun en üst makamı tarafından, kişiden kişiye yazılıyorsa yazan tarafından imzalanmalıdır. Ek belgeler mektubun sonunda “Ekler” başlığı altında ve maddeler halinde belirtilmelidir. Bilgisayarla ya da daktiloyla yazılmalıdır. Çizgisiz beyaz kâğıt kullanılmalıdır. Yazım ve noktalama kurallarına uyulmalıdır. Devlet dairelerinin kendi aralarında veya kişilerle devler daireleri arasında yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplarda, konunun uzunluğuna göre tam veya yarım sayfa boyutunda çizgisiz,beyaz kağıtlar kullanılır. Anlatım ciddi ve ağırbaşlı olmalıdır. Konu dışında ayrıntılara ve özel isteklere yer verilmez. Konu en açık ve yalın biçimde ele alınır. Üst makam yetkilisi alt makamdakine yazdığı yazıyı “rica ederim”, alt makamdaki üst makamdakine “bilgilerinize saygıyla sunarım” veya “arz ederim” şeklinde bitirmelidir. Resmi Yazışmalarda Dikkat Edilecek Noktalar Kağıdın üst yanından iki santim aşağıda ve ortada olmak üzere yazının çıktığı dairenin adresi bulunur. Sağ üst köşeye tarih konur. Yazıya başlamadan,hangi tarih ve sayılı yazıya cevap olarak yazıldığı belirtilir. Yazının ilk paragrafında sorun veya konu ortaya konur. Gelişme paragraflarında,bizim konu hakkındaki görüşümüz belirtilir,bizden istenilen bilgiler verilir. Sonuç bölümünde,yazının gönderildiği makamın durumuna göre (alt makam, üst makam) yazı, rica ya da sunu biçimlerinden biriyle bitirilir. Resmi yazıyı tamamlayan evraklar,metnin sol alt kısmına,sıra numarası verilerek belirtilir. Kağıdın sol en alt köşesine yazıyı daktilo edenle, konuyla ilgili bölüm şefinin ad ve soyadlarının ilk harfleri yazılır. İş Mektupları Ticaret ve endüstri kurumlarının birbirlerine ve kişilere, kişilerin bu kurumlara gönderdikleri mektuplara iş mektubu denir. İşyerleri bu mektuplarda, firma ismini taşıyan başlıklı (antetli) beyaz kağıtlar kullanırlar. Yazıda daktilo (veya bilgisayar) kullanmak yerleşmiş bir kuraldır. İş mektuplarında da konu kısa ,öz olarak açık ve yalın bir anlatımla ele alınmalıdır. Resmi mektupların özellik ve yazılışlarını kavramış olmak bu tür mektup yazmada da büyük kolaylık sağlar. İş Mektuplarının Yazılışında Uyulacak Kurallar Ciddi bir anlatım kullanılmalı, kısa ve özlü bir anlatım yolu seçilmelidir. Her iş için ayrı bir mektup yazılmalıdır. Daktilo veya mavi mürekkepli dolma kalem kullanılmalıdır. Ele alınan konu hakkında amaca uygun açıklamalar yapılmalı, gerekli yerlerde teknik terimler kullanılmalıdır. İstekler yapmacıklığa kaçmadan ciddi bir hava içinde belirtilmeli, saygı bildiren kelimeler ölçülü şekilde kullanılmalıdır. Eğer yazılan iş mektubu, bir başka mektuba cevap niteliği taşıyorsa,bu, metnin başında “ilgi” bölümünde belirtilmelidir. Bunun için o mektubun tarihi ve numarasının yazılması yeterlidir. 4. Zarf Yazımı Alıcının adresi zarfın ortasına yazılmalıdır. Gönderenin adı ve adresi zarfın sol üst köşesine yazılmalıdır. Tam ve açık adres yazılmalıdır. Büyük harflerle ve okunaklı yazılmalıdır. Alıcı adresinin posta kodu belirtilmelidir. Özellikle yurtdışına gönderilen mektuplarda posta pullarının ülkeyi temsil edici bir değer olduğu unutulmamalı ve posta pulu kullanılması yeğlenmelidir. ANLAMA YORUMLAMA 1.Cemal Süreya'nın mektubunu daha içten buluyorum. Çünkü duygular yapmacıktan uzak içten geldiği ve samimi bir şekilde ifade edilmiş. Konunun özelliği mektubun üslubunu etkilemiş. Eğer bun mektup bir boşanma isteğini anlatan bir mektup olsaydı ifadeler bu şekilde olmazdı. 2. teşbih(benzetme)ve istiare  sanatına başvurmuş. Tomurcuktan kasıt çocuklarıdır. Faakt çocuk söylenmemiş. 3. Cemal Süreyya (1931-1990) 1931'de Erzincan'da doğdu. 9 Ocak 1990'da İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Cemalettin Seber. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nü bitirdi. Maliye Bakanlığı'nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik görevleri yaptı. 1982'de müşavir maliye müfettişliğinden emekli oldu. Ağustos 1960'ta başladığı ve yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisini, Haziran 1966-Mayıs 1970 arası 47, 1980-1981 arası iki sayı daha çıkardı. 1978'de Kültür Bakanlığı'nda Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyesi olarak da görev yaptı. Emekliliğinden sonra, yayınevlerinde danışman ve ansiklopedilerde redaktör olarak çalıştı. Birçok dergide yazıları ve şiirleri yayımlandı. Oluşum, Türkiye Yazıları, Maliye Yazıları dergileri ile Saçak dergisinin kültür-sanat bölümünü bir süre yönetti. Politika, Aydınlık ve Yeni Ulus gazeteleri ile Yazko Somut ve 2000'e Doğru dergilerinde köşe yazıları yazdı. İkinci Yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılır. Şiire lise yıllarında aruz denemeleriyle başladı. İlk şiiri "Şarkısı-Beyaz" Ocak 1953'te Mülkiye dergisinde yayınlandı. 1950'lerin başlarında gelişen ikinci yeni hareketine katılmakla birlikte, şiirde anlamsızlığı savunan görüşleri benimsemedi. Karşı çıktığı geleneğin diri değerlerinden yararlandı. Şiirde erotizmi canlandırırken, toplumsal değerlere uzak düşmedi. Şiirin "anayasaya aykırı" olduğunu, doğanın ahlakı kovduğu yerde ve yasadışı olduğunu savundu. Bu görüş onu şiirde öyküden kaçınmaya, çarpıcı, yoğun imge adacıklarından oluşan bir söz sanatına yöneltti. Düzyazılarında sürekli yeni sorular sordu. Denemelerinde de başka sanatçılar, özellikle şairler üzerinde durmayı yeğledi. Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü konuldu. Cemal Süreyya Eserleri ŞİİR: Üvercinka (1958) Göçebe (1965) Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973) Sevda Sözleri (Uçurumda Açan ile birlikte toplu şiirleri: 1984) Sıcak Nal ve Güz Bitiği (1988) Sevda Sözleri (bütün şiirleri: 1990, ö.s. 1995) DÜZYAZI: Şapkam Dolu Çiçekle (1976) Günübirlik (1982) Onüç Günün Mektupları (1990, ö.s. 1998) 99 Yüz (1991) 999. Gün / Üstü Kalsın (1991) Folklor Şiire Düşman (1992) Uzat Saçlarını Frigya (Günübirlik'in yeni basımı: 1992) Aydınlık Yazıları / Paçal (1992) Oluşum'da Cemal Süreya (1992) Papirüs'ten Başyazılar (1992) Günler (999. Gün'ün genişletilmiş basımı 1996) Güvercin Curnatası (Cemal Süreya ile konuşmalar 1997) Toplu Yazılar 1 (Şapkam Dolu Çiçekle ve Şiir Üzerine Yazılar 2000) ANTOLOJİ: Mülkiyeli Şairler 100 Aşk Şiiri ÖDÜLLERİ 1959 Yeditepe Şiir Armağanı 1966 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü 1988 Behçet Necatigil Şiir Ödülü 4.cemal Süreya’nın şair olması dili daha etkili kullanmasına yardımcı olmuştur. Şair mektubunda dili ustalıkla kullanmış, etkili cümleler kurmuştur. 5.Bu cümleler  yan anlam ifade etmektedir. Burada yüzüğünden öpmekten kasıt evliliğe olan sadakat, “susunca seni sustuk, uyuyunca seni uyuduk” derken ona olan ilgisini ifade etmiş. 6.Her yazarın kendine göre bir üslubu vardır. Bu farklılık yazarın yetişme biçimi, içinde büyüdüğü çevre, dünya görüşü ve aldığı eğim ve kültüre göre değişir. 7.izah: açıklama, Kabil. Güç yetirmek Mesele: sorun Neşr: yayınlama Vasıta: araç Ahmet Hamdi Tanpınar dili yaşadığın zaman dilimi ile ilgilidir. Bu gün olsaydı bu ifadeleri kullanmıyor olacaktı. Dönemin zihniyeti üslupta da kendini gösterir. 8.Özel mektup türü içinde değerlendirilebilir. Çünkü bu tür mektuplar da samimiyet ifade eden ve arada yakınlık olan kişilere yazılır. 9………………………………..MÜDÜRLÜĞÜNE Okulumuz  ….…/……  sınıfı  ………….no’lu öğrencisi ………………...................……………… ……../……../…………    tarihinde yapılacak olan  Matematik dersi   …….…   dönem   …..……   yazılı sınavına katılmak istiyorum. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

adres                                                                                                                          tarih, imza


11. ETKİNLİK. 10.10.2012 Canım Anacığım, Seni görmeyeli, kokunu duymayalı uzun zaman oldu .hatırlar mısın gurbetten döndüğümde hemen eline sarılır öperdim! Sen de başımı bağrına basar kokumu ciğerlerine kadar çeker hasret giderirdin! Bilsen anacığım seni ne kadar özlüyorum! Sen gideli buraların tadı tuzu yok. Ben koskoca dünyada yalnız kaldım. Artık ne gurbetten geldiğimde başımı okşayıp bağrına basacak biri ne de üzüldüğüm, kırıldığım kendimi yalnız hissettiğim zaman beni teselli edecek müşfik bir kalp! Aaah, anacığım insanın kıymeti ancak onu kaybedince anlaşılıyormuş. Şimdi ben senin yokluğunu taa iliklerime kadar hissediyor, hüzünleniyor, iç geçiriyorum. Ne olur gelsen de şu garip evladını bağrına bassan  ben de göğsüne başımı dayayıp şöyle hıçkıra hıçkıra ağlasam. Biliyor musun sen gideli evimizin önündeki kırmızı gül artık açmıyor. O da senin yokluğunun farkında. Artık kuşlar sabahları pencereye konmuyor. Niye mi? Kimse onlara artık senin gibi yem vermiyor. Sen gittiğin gün  onlar da gitti anacığım. Onlar da senin yokluğunu bildiler. Dün yine köye gittim. Bayram geliyor kapını açık tutayım, dostların ziyaret etsin diye. Bayram günü kapımı çalan bir Allah’ın kulu olmadı. Aah, ancığım sen gideli o kadar yalnızım ki. Meğer her şey seninle güzel, her şey seninle anlamlı imiş. Ne olur beni affet! Seni çok seviyorum. Biliyorum ki sen ben bunları yazarken beni seyrediyor, hüzünleniyor, uzaktan da olsan başımı okşuyorsun. Rüyalarımda görmek dileğiyle. sayfa 34 12. ETKİNLİK. Cemal Süreya’nın  mektubunda  bağlaşıklık ve bağdaşıklık cümle kurucu eklerle sağlanmış. Bu ekler vasıtasıyla sözcükler birbirine bağlanarak anlamlı kelime grupları oluşturmuş bu gruplar da cümleyi meydana getirmiştir. Özellikle şahıs ekleri ve iyelik ekleri bu bağlantıyı sağlayan unsurlardır. 13.ETKİNLİK
Nokta Yargı bildiren cümlenin sonuna konur.
Virgül Eş görevli sözcükleri  ve Sıralı cümleleri  ayırmak için  kullanılır
Tırnak işareti Alıntı cümleleri veya özcükleri göstermek için kullanılır.
İki nokta Açıklamalardan önce ve konuşmaları göstermek için kullanılır.
Noktalı virgül Birden fazla virgül varsa karışıklığı önlemek için kullanılır
Üç nokta Bitmemmiş cümlelerin ve yorumun okuyucuya bırakıldığı cümlelerin sonuna konur.
Soru işareti Soru anlamı taşıyan cümlelerin sonuna konur
Yay ve köşeli ayraç Yabancı sözcüklerin açıklamalarının ve söylenmeyen ifadelerin yerine kullanılır
Ünlem işareti Duygu ve heyecan bildiren ifadelerden sonra kullanılır
Kesme işareti Özel isimlere gelen ekleri ayırmak için kullanılır
Düzeltme işareti Uzun seslileri göstermek, yazımı karışan sözcükleri ayırt etmek için kullanılır.


sayfa 35
14 ETKİNLİK
Kemal Tahirlere gitmiştik -ler eki aile anlamı kattığında kesme işareti ile ayrılmaz
Kudura kudura akıyordu Delice Çayı Belli bir yeri ifade eden isimler özel isimdir büyük harfle başlar, özel isimdir.
Bir film görmüştüm eskilerde, bir Fransız filmi Ülke isimleri büyük harfle başlar, özel isimdir
Karşıda Haydarpaşa Garı, gri bir ev ödevi gibi Belirli bir yeri ifade eden kurum veya kuruluş isimleri büyük harfle başlar, özel isimdir.
Sen saksıda da yetiştirebilirsin ıhlamuru Kurallı birleşik filler bitişik yazılır.
Güçlü olacağız her zamankinden -Et, -ol gibi yardımcı fiille kurulan birleşik filler ayrı yazılır.
N’olur zulmetme bana Ses düşmesi olan birleşik filler bitişik yazılır.
Deneylerden ders alınacak Anlamca kaynaşmış birleşik fiiller ayrı yazılır
Sana hiçbir zaman hainlik etmedim Birleşik sıfatlar bitişik yazılır.
Ülkü Tamer ve Buyrukçu’yla düğün eylemiştik Deyimlerden oluşan birleşik filler ayrı ayzılır.
Ben sözler karşısında renk vermem Anlamca kaynaşmış birleşik fiiller ayrı yazılır.
Kudura kudura akıyordu Delice Çayı İkilemeler ayrı  yazılır
Memo’yu var kıldın İsim + yardımcı fiille kurulmuş birleşik filler ayrı yazılır.
Bana her yönden güveniyorsun değil mi? Soru edatı ayrı yazılır
Bir tane de at arabası Bağlaç olan de ayrı yazılır
Şimdiye kadarki gibi Ki  ilgi zamiri bitişik yazılır.
Biz iki ırmak gibi ayrı yerlerden kopup geldik Cümle içinde sayılar yazı ile gösterilir.
O filmdeki adam gibi miyim , neyim? Soru edatı kendinden sonra gelen eklere bitişik yazılır
O çeşme gibiyim ben de Edatlar çekim eklerini alırlar



15 ETKİNLİK.
CEMAL Süreya'nın mektubunda açık anlaşılır akıcı bir dil kullanılmıştır. günlük konuşma dili üsluba yansımıştır. sade bir anlatım tercih edilmiştir.
16. etkinlik size kalmış...
17.
gönderici Kastamonu Valiliği, alıcı  ilçe kaymakamlıkları
yazılış amacı  ilçe kaymakamlıklarınca ayrılan öğrenci kontenjanlarının tespitini bildirme.

18. etkiinlik

resmi mektupların sağ üst köşesinde mektuba başlarken konu ve sayı verilir. tarih sağ üst köşeye yazılır. en üzt bölüme gönderici konunun altına gönderilecek olan alıcı metnin sağ alt köşesine imza, sol alt köşeye de ekler yazılır.
19. resmi mektuplarda daha ciddi bir üslup kullanılır. resmi bir hava verilir. dil göndergesel işlevde kullanılır.
20.  etkinlik
dilin göndergesel işlevi kullanılmıştır.

SAYFA 41 ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

…..A Mektuplar yazılış amaçları bakımından…4… gruba ayrılır. Bunlar …özel.. mektuplar,…iş.. mektupları,…resmi …mektuplar ve .....edebi mektuplar …..“Konu ve sayı” bölümleri resmi mektuplarda yer alır. ………………………………………..dilekçe denir. B. D,D,D,YD,Y C.1. E, 2.D

11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI 2012-2013 (EVRENSEL YAY.) GÜNLÜK TÜRÜ (sayfa 42-51)

1. Türk veya dünya edebiyatından günlük türünde yazılmış metinler bulunuz. Beğendiğiniz metinleri sınıfınıza getiriniz.
2. Günlük türünün Türk ve dünya edebiyatındaki tarihsel gelişimini ve önemli temsilcilerini araştırınız.
Günlük türünün Türk ve dünya edebiyatındaki tarihsel gelişimi Günlük isimli yazın türünün tarihsel gelişimini ve geçirdiği evreleri incelemek istediğimizde bu yazın türü için iki ayrı dönem olduğunu fark ederiz. Bu dönemlerden ilki günlüklerin edebi bir nitelik kazanmasından önceki dönemdir. Tarihte ilk defa Romalılar günlük kullanmıştır. Edebi içerikten yoksun, bir takım kamu kuruluşlarında yapılan işlemlerin unutulmaması amacıyla tutulan ve “commentarii” adıyla anılan bu ilk günlükler, duygusallıktan uzak notların kabaca birleşiminden oluşmaktadır. Tarihte, bu çeşit günlüklerin savaşlar ve askeri hareketleri not etmek amacıyla kullanıldığı da görülmüştür. Edebiyat değeri taşımayan bu günlükler şüphesiz tarihçiler için önemli kanıtlardır, Osmanlı Teşrifatçılarından Ahmet Ağa Kara Mustafa Paşa’nın İkinci Viyana kuşatmasını günü gününe kaydettiği “Vakay-ı Beç “adlı eseri( Aslı Viyana Milli kütüphanesinde olup “Viyana Önlerinde Kara Mustafa Paşa “ ve “Viyana Kuşatması Günlüğü “ olarak Türkçeye çevrilmiş ) , Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran ve Mısır seferini anlatan “Haydar Çelebi Ruznamesi “ bu dönem ve olaylara ışık tutmuştur .
Günlükler edebi değer kazanmaya ancak. Rönesans sonlarına doğru başlamıştır. 1768-1840 yılları arasında İngiltere Kraliçesinin nedimesi ve roman yazarı olan Fanny Burney, saray dedikodularına ve pek çok olaya kendi duygusal izlenimlerini ekleyerek yazdığı günlükle İngiliz edebiyatında önemli bir yere sahip olmuştur 19. yüzyılın ortalarına doğru, romantizm akımının en yoğun dönemini yaşamasıyla birlikte günlükler, edebi değeri ve içeriği bakımından çoğalmaya, yaygınlaşmaya ve yazarlarının iç dünyasını yoğun duygularla yansıtmaya başlamıştır. Türk edebiyat tarihi düşünüldüğünde, Divan edebiyatı döneminde tutulan “Ruzname” isimli savaş notları ile Evliya Çelebi’nin “Seyahatname”si tam bir günlük niteliği taşımasa da içerdikleri bazı bölümlerle bu yazın türüne yakınsamakta ve tarihimizdeki ilk günlük örneklerini oluşturmaktadır. Asıl olarak günlüklerin, batı edebiyatındaki biçim ve içeriğiyle Türk edebiyatında yer alması Tanzimat dönemine denk gelmiştir. Direktör Ali Bey’in “Seyahat Jurnali”(1897) adlı gezi kitabı batıdaki anlamıyla Türk edebiyatında görülen ilk günlüktür.Bunu şair Nigâr Hanım ın “ Hayatımın Hikayesi” adlı eseri izler. Günlükler ,1950 yılında Nurullah Ataç’ın bir gazetede günlük yazıları yazmasından ve yoğun ilgi çekmesinden sonra önem kazanmaya başlamıştır. Nurullah Ataç bu yazılarına başlık olarak “Günlük” yerine “Günce” deyişini kullanarak bu deyişi yazın hayatımıza kazandırmıştır. Nurullah Ataç’ın günceleri içe ve dışa dönük içeriğin uyumlu bir sentezi olarak edebiyat dünyasına bu türdeki en bilinen eser olarak geçmiştir. Türk edebiyatındaki en seçkin günlüklerin başında Oğuz Atay’ın günlüğü ile Cemal Süreya’nın “Günler” adlı eseri gelmektedir Bunlar dışında edebiyatımızda kitap olarak basılan en önemli günlükler ve yazarları şunlardır . Günce, Uçuş Günlüğü, Gazi Günlüğü Avusturya Günlüğü : Nurullah Ataç Günlük , Kuşları Örtünmek, Nezleli Karga, Bay sessizlik, Aynalar Günlüğü : Salah Birsel Yeryüzü Korkusu, Geçmişin Kuşları, Anılarda Görmek : Oktay Akbal “Kafkas Yollarında : Refik Ahmet Altınay Yolculuk Defteri : Falh Rıfkı Atay Gündökümü, Sesler, Yüzler, Sokaklar, Günlerin Tortusu : Tomris Uyar.
3. İçe ve dışa dönük günlüklerin özelliklerini araştırınız. GÜNLÜK ÇEŞİTLERİ 1 – İçe Dönük Günlükler ( özel ruhbilimsel günlük ) : Yazarın bir bakıma kendi kendi ile konuşmasıdır içinde bulunduğu doğal ve toplumsl çevreden yazgısından yakınır. Bu metinlerde yazarın yaşadığı duygusal coşkunluğu bulabileceğimiz gibi, çeşitli kavramlar hakkındaki düşüncelerin yazarın bilincindeki açılımlarını da bulabiliriz. Stendhal’ın günlüğü, Rus yazar Alexander Sergeyeviç Puşkin’in “ Gizli Günce” bu metinlere örnek gösterilebilecek niteliktedir. Fransız yazarı Andre Gide ve bizde Nudullah Ataç bu türün başta gelen ustalarındandır. 2 – Dışa Dönük Günlükler : . Bu tip günlüklerde yazarlar, alaycı bir tavırla dönemin olaylarını, siyaset ,sanat ve edebiyat adamlarını ya da gündelik sıkıntılarını öykü tekniği kullanılarak anlatmaktadırlar. Bu tür günlüklerde yazar kendi zaman dilimi içindeki tutum ve davranışlardan,düşünsel akımlardan haber verir. Bu nedenle de bu günlükler birer belge değeri taşır.. Ünlü ressam Paul Gaugin’in o dönemde Fransız kolonisi olan Markiz adalarında yazdığı günlük, dışa dönük günlüklere örnek olabilir Yaşadığı hayat kesitlerini, çeşitli konulardaki izlenimlerini öykü tekniği ve zengin betimlemeler aracılığıyla günlüğüne yansıtan ünlü öykücümüz Tomris Uyar’ın günlükleri de dışa dönük niteliğe sahiptir. Bu türler dışında bir de sanat esarlerinin oluşumu ve gelişini ile ilgili günlüklerde vardır. Yazar eserinin gelişme evrelerini günü gününe anlatırken çektiği sıkıntıları, kaygılar çalışma yöntemini de bize göstermiş olur. A. Gide’nin “Kalpazanlar” Thomas Man’ın “Doktor Faustas” bu tür günlüklerin başarılı örnekleridir.

GÜNLÜK TÜRÜ VE ÖZELLİKLERİ Öğretmeye bağlı, gerçekçi anlatım türlerinden biri olan günlükler, bir kişinin önemli ve kayda değer bulduğu olayları , gözlem , izlenim duygu düşünce ve hayallerini günü gününe tarih belirterek anlattığı yazdığı yazı türüdür. Latincedeki “dies ( gün ) sözcüğünden “diarium” ( günlük ) sözünden gelir Edebiyat ve sanat dünyasından tanınmış kişilerin kaleminden günü gününe yazılan günlükler, tüm gerçekliğiyle yaşamı yansıtan birer ayna olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Günlükler, yazarlarının iç dünyasını kurgusuz bir biçimde sergileyerek günlüğün sahibine ilişkin ayrıntılı bilgilere birinci elden ulaşmamızı sağladıkları gibi, yazıldıkları dönemin önemli olaylarına ilişkin tarihsel belgeler olarak da önem kazanırlar Örneğin 1409 – 1431 yılları arasında Fransız bir papanın tutuğu “ Parisli Bir Burjuvanın Günlüğü”vı. Ve vıı. Charles dönemini araştıran tarihçiler için önemli bir kaynaktır. İngiliz Günlük yazarı John Evelyn’in “Diary”  ( günlük ) adlı günlüğü17. yüzyıl İngiltere'sinin toplumsal ve kültürel yapısına ışık tutar. ÖZELLİKLERİ 1- Yaşan olayların, izlenimlerin günün gününe yazılması ile oluşurlar 2 - Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır 3 – İnandırıcı, içten ve samimidirler. 4 – Konuşma diline yakın bir dil kullanılır. 5 – yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtırlar. 6 – Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarpıtılmadn yazılır 7- Tarih, biyografi anı, … için birer belge değeri taşırlar.
4. İlhan Berk'in hayatı ve edebî kişiliği hakkında bir araştırma yapınız.


İLHAN BERK (1918-2008)
♦ 1918'de Manisa'da doğmuştur, ilk ve ortaöğrenimini Manisa'da tamamlamış, 1939'da Balıkesir Necatibey İlköğretmen Okulunu bitirerek öğretmen olmuştur. Yükseköğrenimini Fransızca Bölümünde tamamla¬yan, Ankara'da Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Yayın Bürosunda çevirmen olarak da çalışan sanatçı, 2008'de ölmüştür.
♦ İkinci Yeni şiirinin temsilcilerindendir. Bu akımın en yaşlı üyesidir.
♦ Hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerini ilk defa 1935'te kitaplaştıran İlhan Berk, sürekli denemelerle şiirin ya-pısını da değiştirmiştir.
♦ Çeşitli evrelerden geçen şair, adeta Cumhuriyet Dönemi şiirimizin gidişatına paralel bir yol izlemiştir, önceleri, Ahmet Haşim etkisinde yazmaya başlamış, daha sonra toplumcu gerçekçi, Garip ve İkinci Yeni çizgisinde ürünler vermiştir. Eski şiir anlayışını terk ederek yeni bir akımın öncüsü olmak, şiirde ender görülen durumlardandır.
♦ 1953 yılında yazdığı "Sen Antoine'in Güvercinleri" şiiri ile İkinci Yeni hareketinin kuruluşuna katılmıştır.
♦ Sürekli değişimi şiiri için ilke edinmiştir.
♦ 1954'ten sonra, şiirde "soyut bir yolculuk" a çıkmış ve "İkinci Yeni"nin öncüleri arasına girmiştir.
♦ Sanatçı, 1979'da "Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü'nü, 1980'de "Behçet Necatigil Şiir ödülü'nü, 1983'te "Yeditepe Şiir Armağanını ve 1988de "Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'nü almıştır.
İlhan Berkin eserleri şunlardır:
Şiir:
Güneşi Yakanların Selamı
İstanbul
Günaydın Yeryüzü
Türkiye Şarkısı
Köroğlu
Galile Denizi
Çivi Yazısı
Otağ
Mısırkalyoniğne
Âşıkane
Taşbaskısı
Şenliknâme
Atlas
Kül
İstanbul Kitabı
Kitaplar Kitabı
Deniz Eskisi
Delta ve Çocuk
Galata
Güzel Irmak
Pera
Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum
Avluya Düşen Gölge
Şeyler Kitabı Ev
Çok Yaşasın Sayılar
sayfa    43 HAZIRLANALIM 1. Günlük tutup tutmadığınızı nedenleriyle açıklayınız. Günlük tutmuyorum. Derslerden zaman bulup düşüncelerimi, yaşadıklarımı anlatmak fırsatım olmadı. Olduysa da ben yazamadım. Kısacası tembellik beni günlük tutmaktan yoksun bıraktı. 2. Günlük tutmanın sizce ne gibi yararları olabilir? Günlük tutmak kendimizi unutmamızı engeller, neleri sevip neleri sevmediğimizi ortaya koyar. Günlük tutarak kendimizle konuşuruz, kedimizi kandırma ihtimalimiz düşüktür, olayları gerçekçi olarak yazarız ve kendi hatalarımızı daha fazla görürüz. Günlük tutmak kendimizi izleme şansı verir, daha tutarlı bir hayat süreriz. Günlük tutarak kendi çizgimizi biz belirleriz ve hedefimizi daha gerçekçi olarak ortaya koyarız. Günlük varlığımızı, yerimizi ve hedefimizi bize daima hatırlatır. Başarının anahtarı kendini tanımak ve hedefini ayakta tutmaktır, günlük tutmanın başarıya etkisi çok büyüktür. Günlük tutmak nereden geldiğimizi, nereye gideceğimizi daima canlı tutar. 3. Günlük tutmanın nedenleri neler  olabilir? *İnsanlar yaşamlarının her döneminde , ama özellikle ilk gençlik çağında sorunlarını,mutlu mutsuz anılarını ,yargılamadan dinleyen paylaşan birilerine gereksim duydukları için ... *Başkalarına anlatamayıp ya da başkaları sizi anlamadığı için en azından kendinize sizi her zaman dinleyecek ve anlayacak bir dost yaratmak için 4. Günlükler belge niteliği taşıyabilir mi? Evet, taşıyabilir. Günlükler, yazarlarının iç dünyasını kurgusuz bir biçimde sergileyerek günlüğün sahibine ilişkin ayrıntılı bilgilere birinci elden ulaşmamızı sağladıkları gibi, yazıldıkları dönemin önemli olaylarına ilişkin tarihsel belgeler olarak da önem kazanırlar.
SAYFA 44

1. ETKİNLİK
"Paris" adlı metni ve sınıfa getirdiğiniz güncelerden birkaç tanesini okuyunuz. Getirdiğiniz metinlerin yazılış amaçları, dil anlatım ve şekil özellikleri hakkında tartışarak güncelerin ortak özelliklerini belirleyiniz. Belirlediğiniz özellikleri sınıf tahtasına yazınız.

GÜNLÜK ÖRNEKLERİ

TURGUT UYAR’DAN

30.01.1956

Az konuşur olmayı, suskun olmayı erdem saymıyorum artık. Kendini kaçırmak, kendini gizlemek gibi geliyor bana.

27.02.1956

İzinliyim. Boşum, ilgisiz dolaşıyorum sokaklarda. Bu boşluk, bu kayıtsızlık ürküntü veriyor bana. Doğaya uygun, yapmacıksız bir yaşama özlüyorum. Kurtuluşumuz şiirden falan gelmeyecek, yaşamamızdan gelecek gelecekse.

3.1.1956

Nigâr Hanım’ın şiirlerini okudum. Elbette ilkel şiirler birçoğu. Ama birden düşünüyorum. “Gücenme, aslı harâbım senin fırâkında” dizesi, bir bakıma, bir şiir geleneğinin yenilenmesi döneminde, yeni bir duygu, yeni bir söyleyiş sayılamaz mı?

Geçmiş ozanları, duygularının, söyleyişlerinin cılızlığı yüzünden küçümsemek doğru mu? Duygular yeni, biçimler, duyarlanma yeni. Bugün bu şiirleri, dolayısıyla bu duyguları, ancak eski şiirler öyle yazıldığı için daha iyi anlıyoruz, öyleyse, iyi kötü bütün geçmiş ozanlara selam.

(Günlük)



OKTAY AKBAL'DAN
28 Aralık Çarşamba

Ocak’ın 29’unda tam on yıl olacak. Ziya Osman Saba’yı karlı bir havada Eyüp’te toprağa vermiştik. Yıllar çabuk mu geçiyor belirli bir yaştan sonra? Çocuklukta günler, haftalar bitmezdi bir türlü. Ama yolun yarısına gelmeye gör, her şey kopuk bir film gibi akıveriyor... Ziya Osman’ı son görüşümde ince bir dosya çıkarmıştı çekmeceden. “Nefes Almak” yazıyordu üzerinde. Yeni kitabıydı, “ölümümden sonra çıkacak,” demişti. “Haydi haydi,” demiştim, “Okurları o kadar bekletmeye hakkın var mı?” Gülümsemişti. Birkaç hafta sonrasını mı düşünerek. Ben düşünememiştim o günden ötesini. Canlı bir insanın, hele bir dostun, bir sevilenin yok olabileceğini düşleyemiyoruz.

On yıl geçip gitmiş bile. Şiirlerini karıştırıyorum. Bilmeyen, Ziya Osman’ı yaşamı süresince ölümü özleyerek bekleyen biri sanır. Hep ölüm, hep ölüm düşünceleri. O ölümü değil, dünyada bulunamayacak bir çeşit “yaşam’’ı özlüyordu.

(Anılarda Görmek)


HİLMİ YAVUZ’DAN

Sabah, 24 Mayıs

Bu kaldırım üstü açık hava kahvesini seviyorum. Sabahları güneş almıyor ve rüzgâr duyumsanabiliyor. İlkyaz sabahları bu kentte, bir ağaç hışırtısıyla, işte buradayım, bu kahvede çayımı içmeye hazırlanıyorken, birden, bir kokuyla, belirsiz, geliveriyor. Kağşamış gövdemi üşütmemeye çalışarak ve onunla, o yaşlı, atık gövdeyle, genç ilkyaz arasındaki karşıtlığı bilincimde kavrayarak; bilincimin, işte bir ince dilim limon koyup, gövdeyle ilkyazın bileşimi olduğunu düşünerek, içiyorum çayımı.

Eskiden, çok eskiden bir öykü yazmıştım. Malte gibi söyleyeyim: Ah, öyküler yazardım ben, genç kızların mavi kurdelelerinden söz açan, düz pabuçlu ve ince beyaz pardösüleri olan ve yağmurlardan; o öykülerden birinde, akşamları sokağa çıktığımda yüzüme menekşelerin atıldığını yazmıştım; ve ‘ah, cumartesiler başkadır, sokaklar başkadır’ diye yazmıştım. Şimdi burada, bu zarif kaldırımüstü kahvesinde, İstanbul’da, ondan asla kopamadığım için beni izlemeyen bu kentte, (şimdi neler çağrıştırıyor, bu kent, ‘polis seni izliyor’lardan, polis izliyor’a) bu cumartesi sabahı, limonlu çayımı bitirmek üzereyken ve nedense bir çay daha isteyerek gündelik yaşamımı inceltiyorum sanki.

(...)

(Geçmiş Yaz Defterleri)



CEMİL MERİǒTEN

26.2.1963

Ağaç her gün meyve vermez. Konuşmayan ağaçlar da vardır. Ne dallarında çiçekler gülümser baharları, ne çiçeklerinde arılar dolaşır. Konuşmayan ağaçlarda var...

Zindanda söylenen şarkıyı kim dinler? Zindanda söylenen şarkı ölüm kokar, zincir kokar, küf kokar. Ölüm açacak kapısını bir sabah o zindanın, ardına kadar.

Kuşlar gibi geçiyor günler önünden, cıvıldamıyorlar. Günler tren, günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine.

(Jurnal - Cilt 1)

Günlüklerin Ortak Özellikleri


• Birinci tekil kişili anlatım vardır.

• Günlük konuşma diliyle yazılır.

• Her gün için yazılan kısımların sağ üst köşesine o günün tarihi yazılır.

• Yazar kendisiyle ya da günlükle konuşuyor gibi yazar.

• Gerçekler olduğu gibi aktarılır.

• Anlatıcının amacına, bilgi ve birikimlerine göre dil ve anlatım özellikleri görülür.

SAYFA 45

2. ETKİNLİK
"Paris" ve "Gece Defteri" adlı metinlerde, yaşananların veya görülenlerin günü gününe mi yoksa üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra mı yazıldığını metinlerden örnekler vererek belirtiniz.

Her iki metinde de yaşananlar günü gününe yazılmıştır. Gece Defteri adlı günlükte olaydan çok düşünceler ön plandadır.
3. ETKİNLİK
İlhan Berk'in Paris ile ilgili gözlemleri nelerdir? Yazar gözlemlerini anlatırken kendi izlenimlerini de aktarmış mıdır? Metinden örnekler vererek düşüncelerinizi açıklayınız.

Yazarın Paris’le ilgili izlenimlerini yansıtan cümleler;

Paris’te Parisli pek az artık. Bir havaalanı sanki Paris. Salt buna yanıyor. Paris’te gökyüzü yok. Ben de olmayan gökyüzünü düşünüyorum... (Yazar, Paris’te binaların çok fazla ve yüksek olduğunu anlatmak istiyor. Paris'le ilgili gözlemlerinde kendi düşüncelerini de aktarmaktadır.)

4.ETKİNLİK
Salah Birsel ve  Oktay Akbal  yukarıdaki paragraflarda günlük türünün hangi özellikleri üzerinde durmaktadırlar?
• Salah Birsel ve Oktay Akbal’ın günlük türü ile ilgili açıklamalarında günlük tutmanın bir içtenlik ve cesaret iş olduğu anlatılmaktadır.

Yukarıdaki paragraflardan ve incelediğiniz metinlerden hareketle güncelerin okuyucuyu dikkate alarak yazılıp yazılmadığını belirtiniz.
• Günlük türü yazarın kendisiyle hesaplaşmasıdır, bir iç dökmedir. Bu nedenle günlük, okuyucuyla paylaşmak için yazılmaz. Günlük yazarı, okuyucu buna şunu der, şu tepkiyi verir diyerek de yazmaz. İçinden geldiği gibi yazar. Yazar günlüğünü yayımlamak istediğinde belki günlüğündeki bazı kısımları çıkarmak isteyebilir. Bu yazara bağlıdır bence. Okuyucuyu ilgilendiren kısımlarını günlüğe almak, diğerlerini çıkarmak isteyebilir. Sayfa 46. 5.ETKİNLİK "... Sanırım, bu yazı biçimi bana uyacak. Uyarsa yaşadığım sürece akıp gitsin. Adını sonra koymalıyım. Neye dönüşecek, belli değil. Biliyorum, sürekli yazmak bir serüven, yazmaksa bir tören. Günce değil. Tarihler belirsiz. '1. gün', '2. gün'... ayırma çizgileri olarak da kabul edilebilir. Yine de günce. Çünkü her gün yazacağım. '3. gün'den sonra '6. gün'e geçmişsem demek aradaki iki günü de yazmışım ama yayımlamayı uygun görmemişim. Onlar yayımlandığı gün ben hayatta olmamalıyım." Cemal Süreya Birçok güncenin yazarının ölümünden sonra yayınlanmasının sebebi nedir? Günlüklerin yazılış amacı hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız. Günlük türü yazarın kendisiyle hesaplaşmasıdır, bir iç dökmedir. Bu nedenle günlük, okuyucuyla paylaşmak için yazılmaz. Günlüklerde yazarın okuyucuyla paylaşmak istemediği, yayımlanmasını uygun görmediği yazılar bulunabilir. Yazar öldükten sonra yayın hakkını elinde bulunduran varisleri uygun görürse günlükler yayımlanabilir. 6.ETKİNLİK Araştırmalarınızdan hareketle içe dönük ve dışa dönük günlüklerin özelliklerini belirtiniz. Telefon adlı günlük hangi günlük  türüne  örnektir? İçe Dönük Günlüklerin özellikleri: *Yazarın bir bakıma kendi kendi ile konuşmasıdır. * İçinde bulunduğu doğal ve
Anahtar Kelimeler: 2013-2014 ,11. Sınıf ,dil ve anlatım ,ders kitabı, ünite, ölçme değerlendirme soru ,cevapları,
Bu haber toplam 8060 defa okunmuştur
Haber Yorumları
Yorum Ekle
cevaplar muhteşemdi insallh en kısa zamand diger cvplard gelir......
yağmur ela - 2013-10-19 15:01:25
 Diğer Haberler
 
Namaz Vakitleri
İmsak
03:36
Güneş
05:45
Öğlen
13:22
İkindi
17:19
Akşam
20:38
Yatsı
22:27
Videogaleri
Fotogaleri
Finans
İMKB 100
82.855
USD ALIŞ
2.0870
USD SATIŞ
2.0970
EURO ALIŞ
2.8080
EURO SATIŞ
2.8230
POUND ALIŞ
3.5410
POUND SATIŞ
3.5930
ALTIN ALIŞ
87.9400
ALTIN SATIŞ
88.4900
Hava Durumu
Havadurumu
Tarihte Bugün
1915 Şikago'da yolcu gemisi battı: 845 kişi öldü.
Sayısal Loto
19.07.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
02 - 03 - 08 - 21 - 28 - 39
Şans Topu
23.07.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
03 - 06 - 13 - 24 - 30 - 11
Süper Loto
17.07.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
07 - 19 - 27 - 37 - 40 - 44
On Numara
21.07.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
03 - 04 - 05 - 06 - 22 - 24 - 26 - 42 - 43 - 45 - 46 - 47 - 49 - 51 - 56 - 62 - 63 - 64 - 67 - 73 - 74 - 80
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Haber Sitesi Kur