egitimhane,eğitimhane.com,meb,ders kitabı cevapları,yılık planlar,der,takdir hesaplama,teşekkür
Son Dakika
28-29 Ekim 2014 öğretmene ek dersi verilecek mi? 2014-2015 MEB Tüm ders kitabı cevapları 2015 Şubat öğretmen ataması var mı ? 2014-2015 11.sınıf Türk Edebiyatı Lider ders kitabı soru cevapları 2014-2015 11. Sınıf Türk edebiyatı lider ders kitabı sayfa 7-8 ölçme değerlendirme cevapları 2014 Kurban Bayramı tarihi,tatil ne zaman kaç gün ? 2014-2015 Ücretli öğretmenlik başvuru şartları ve istenecek belgeler neler ? 2014-2015 Türk Edebiyatı ders kitabı cevapları 2014-2015 Lider Yayıncılık 9. sınıf Coğrafya ders kitabı cevapları Son yönetmeliğe göre liselerde sınav sayısı kaç ?
28-29 Ekim 2014 öğretmene ek dersi verilecek mi?
28-29 Ekim 2014 öğretmene ek dersi verilecek mi?
 
2014-2015 MEB Tüm ders kitabı cevapları
2014-2015 MEB Tüm ders kitabı cevapları
 
Hafta sonu okul yetiştirme kursları ve halk eğitim kurs yönergesi yönetmeliği son hali
Hafta sonu okul yetiştirme kursları ve halk eğitim kurs yönergesi yönetmeliği son hali
 
2014-2015 11.sınıf Türk Edebiyatı Lider ders kitabı soru cevapları
2014-2015 11.sınıf Türk Edebiyatı Lider ders kitabı soru cevapları
10.sınıf coğrafya ders kitabı sayfa 93 Tarih öncesi çağlarda nüfus artış hızının düşük olma nedenleri nelerdir ?
 

10.sınıf coğrafya ders kitabı sayfa 93 Tarih öncesi çağlarda nüfus artış hızının düşük olma nedenleri nelerdir ?

10.sınıf coğrafya ders kitabı sayfa 93 Tarih öncesi çağlarda nüfus artış hızının düşük olma nedenleri nelerdir ?

1 Aralık 2013 Pazar 20:37
Yazdır

S.8 Tarih öncesi çağlarda nüfus artış hızının düşük olma nedenleri nelerdir ?

 

tarih öncesi çağlarda insanların kendilerini vahşi hayvanlardan koruyabileceği hiçbir alet yoktu ve o yüzden vahşi hayvanlar insanlara zarar veriyorlardı bu yüzden nüfus artışının 3. seviyesinden biri kesici aletlerin bulunmasıdır kesici aletlerde ilk olarak sopaların ucuna takılan çakmak taşı ve sivri taşlardır.

 

M.Ö. 3200 yılında yazının bulunuşu ile o dönemlerin insanları hakkında bilgilerimiz hızla artmıştır . Bilim adamları da insanlık tarihini yazılı yazısız belgelere göre incelemektedirler . Bunun için yazının bulunuşuna kadar geçen döneme tarih öncesi devirler , yazının bulunuşundan sonraki döneme de tarih devirleri adı verilmiştir . Yazı, Mezopotamya'da Sümer şehir devletleri zamanında ( M.Ö. 3200 ) bulunmuştur . Tarih bilgilerimize hız kazandırmıştır . Bu nedenle yazının bulunuşu tarihçiler tarafından tarihin başlangıcı olarak kabul edilir. Tarih Öncesi Devirler büyük uygarlık merkezlerinde M.Ö. 3000 tarihinden eski olan çağlardır. ve bu çağlarda bazı önemli icatlar yapılmıştır.Tarih öncesi çağlar ayrıca bölümlere ayrılır. Taş Devri Taş Devri, insanın ortaya çıkışı ve taştan araçlar yapmasından başlayarak kalkolitiğin sonuna kadar geçen tarih öncesi dönemdir. Paleolitik Çağ Paleolitik Çağ, tarihöncesi uygarlığının gelişme sürecinde, kültürel evrelerin en uzunu (insanlık tarihinin %99'u) ve Buzul Çağlarının kültürel karşılığı olan; insanlığın ilk ortaya çıkışından, M.Ö. yaklaşık 10.000 yıl öncesinde Neolitik Çağ'ın başlamasına kadar süren arkeolojik çağdır. Bu çağda çaytaşı, çakmaktaşı, hayvan kemikleri ve ağaç gibi doğal maddelerden besinleri pişirmeye ve ısınmaya başlanmıştır. Mağara ve kaya sığınaklarının duvarlarına çizilen resimler yine bu çağın belirgin özelliklerindendir. Paleolitik Alt, Orta ve Üst olmak üzere üç alt döneme ayrılmaktadır. Epipaleolitik Çağ ise, doğayı denetimi altına almaya başlayananın, besi üretimine geçişinin hemen öncesinde yer alan çağdır. Kaba Taş Çağı Diğer adları: Paleolitik Çağ, Epipaleolitik Çağ, Eski Taş Çağı, Yontma Taş Çağı, Kabataş Devri Dönem:600.000 - 10.000 Kabataş eski taş çağıyla aynı anlama gelmektedir. Orta Taş Çağı Orta Taş Çağı bilinen diğer isimleri Yontma Taş Devri, Mezolitik Devir. Dönem: MÖ 10000-MÖ 6000 İnsanların taşları yontmaya başladığı, taşları kendilerini savunmak ve avlanmak için kullandıkları devirdir. Basit aletler yapılmıştır. İnsanlar mağara duvarlarına resimler yapmaya başlamışlardır. Bu dönemde insanlar yaşamlarını avcılık ve toplayıcılıkla sürdürmüşlerdir. İnsanlar bu çağda doğal sığınaklar sayesinde vahşi hayvanlardan korunmuşlardır. İnsanlar üretmeyi bilmedikleri için tüketici durumundadırlar. Kemikten zıpkınlar,taştan heykeller yapılmaya başlanmış; dönemin sonlarında ateş yakma öğrenilmiştir. Gezegende yaşanan son buzul çağının sona ermesi ardından, insan topluluklarının yayılma eğilimi gösterdikleri ılıman iklim kuşaklarında, yepyeni bir evrimsel açılım yaşanmaya başlanmıştır. Buzulların çekilmesiyle ılıman iklim kuşağında gerek fauna gerekse flora, hem çeşitlilik hem de popülasyon olarak belirgin gelişmeler göstermiştir. Bu mevsimsel farklılıkların oldukça belirgin olduğu ve genellikle kurak sayılabilecek yaşam alanlarında ortaya çıkan ve yayılabilen türler, kaçınılmaz olarak dayanıklı, uyum sağlama ve üreme yetenekleri geniş, görece daha küçük cüsseli türlerdi. İşte bu ortam, insan topluluklarına geniş olanaklar sunmuştur. Buğday ve arpa gibi yaygın ve kurak iklime uyumlu bitki türlerinin ve koyun, keçi, sığır gibi otçul türlerin ortaya çıkması ve yaygınlaşmasıyla insan topluluklarının yaşam biçimi de değişmeye başlamıştır. Doğaya doğrudan müdahale ederek, besin olarak kullanılabilecek bitki türlerini yetiştirme ve bazı hayvan türlerini evcilleştirerek sürüler oluşturmak, bu dönemin belirgin özelliği olmuştur. İnsan toplulukları bu yeni yaşam tarzında iki ana kolda gelişme göstermişlerdi. Bazı topluluklar evcilleştirdikleri hayvanlardan oluşan sürüleri temel besin kaynağı olarak kullanırken bazı topluluklar ise sınırlı ölçüde de olsa bahçe tarımına başlamışlardır. Her iki ana kol da avcı-toplayı topluluklar olmaktan zamanla çıkmış, bir anlamda besin üreten topluluklar haline dönüşmeye başlamışlardır. Kuşkusuz ağırlıklı olarak tarımla uğraşan topluluklar, avcı-toplayıcı toplulukların yaşam tarzını bırakarak yerleşik düzene geçmek zorunda kalmışlardır. Ağırlıklı olarak hayvan sürülerini kullanan topluluklar ise göçebe ya da yarı-göçebe topluluklar haline gelmişlerdir. Özellikle tarım yapmanın öğrenilmesi bu toplumların beslenme ve yaşam tarzlarında kökten değişikliklere yol açmıştır. Büyük ölçüde rastlantılara, ileri derecede uzmanlaşmaya bağlı olan avcı-toplayıcı yaşam tarzı yerini, besin maddelerini stoklayabilen ve beslenme açısından daha güvenli toplumlar oluşturmuştur. Bakır Devri Kalkolitik Çağ (Bakır Taş Çağı) Dönem: M.Ö. 5000-3000 Diğer adları: Maden Taş Çağı, Kalkolitik Çağ Adını taşın yanısıra bakır kullanımından da alan Kalkolitik Çağ, kültür tarihinde ilk ön kent kültürlerinin başladığı dönem olarak bilinir. Yeni veriler, madenin ilk işlenmesinin Neolitik Çağ'ın Çanak Çömleksiz evresinde başladığını ortaya koymuşsa da, kullanımının çeşitlenmesi ve yaygınlaşması bu dönemde gerçekleşmiştir. MÖ yaklaşık 5.000-3.000 yılları arasına tarihlenen Kalkolitik Çağ, İlk, Orta ve Son olmak üzere üç aşamada incelenir. Gelişkin tarım ve hayvancılık, insanın sosyal yapısındaki değişimleri giderek çabuklaştırmıştır. Yöneticiler, din adamları, çeşitli zanaatçılar gibi farklı grupların yanısıra anıtsal mimari, savunma ve sulama sistemleri, uzak mesafe ticareti ile lüks/prestij maddelerinin ticareti gelişmiştir. Bu gelişim sonucu, Anadolu'da, söz konusu çağ yerleşme yerlerinin sayısının 852'ye ulaştığı görülür. Önemli merkezler arasında, batıdan doğuya, Bakla Tepe (İzmir), Liman Tepe (İzmir), Hacılar (Burdur), Beycesultan (Denizli), İkiztepe (Samsun), Alişar (Yozgat), Domuztepe (Adana), Yumuktepe, Mersin Tarsus Arslantepe (Malatya), Değirmentepe (Malatya), Girikihaciyan (Diyarbakır) sayılabilir. Erken Kalkolitik Geç Neolitik dönemde yaşanan yangınlardan sonra ileri üretici dönem denen Kalkolitik dönem başlamıştır. Bu dönemin en önemli özelliği taş aletlerin yanısıra bakırın da kullanılmaya başlamasıdır. İkinci belirgin özellik ise özgün bezemeli kaplardır. Kalkolitik Çağın ilk evresi olan Erken Kalkolitik’te nüfus artışıyla birlikte yerleşim yerlerinde de bir artış görülmektedir. Önemli yerleşim yerleri arasında Hacılar, Kuruçay, Can Hasan, Köşkhöyük, Yümüktepe, Tülintepe, Norşuntepe, Korucutepe, Samsat ve Tilkitepe sayılabilir. Geç Kalkolitik İkinci evreyi oluşturan geç kalkolitik dönem kabaca M.Ö. 4. bine tarihlenir. Anadolu bu dönemde büyük olasılıkla Boğazlar üzerinden gelen göçlere sahne olmuştur. Buna bağlı olarak nüfus artmış ve yeni yerleşim yerleri ortaya çıkmıştır. Artık Anadolunun bütününde homojen bir kültürden söz etmek söz konusu değildir. Göçlerle gelen etkiler sonucu eski ince kap formlarının yanında onlardan tümüyle farklı, siyah zemin üzerine beyaz boya ile yapılmış çizgilerle bezenmiş yeni kap çeşitleri ortaya çıkmıştır. Daha önceki gerçekçi Anatanrıça figürinlerinin aksine son derece soyut, fakat yine Anatanrıçayı ifade eden, mermerden yapılma idoller yaygınlaşmıştır. Küçük kutsal alanlardan başka ortak tapınaklar bulunmamaktadır. Genel olarak sadece bebekler ev içlerine gömülmüştür. Yetişkinler ise yerleşim dışına gömülmektedir. Halk tarım ve hayvancılıkla yaşamını sürdürmekte, zaman zaman avcılık ve balıkçılıkta yapmaktadır. Maden kullanımıyla ilgili olarak ticaret oldukça yaygınlaşmıştır. İlk tekerlek kullanımı bu dönemde olmuştur. Yazının bulunması da bu döneme aittir. (Sümerler tarafından) Tunç Çağı Period: (M.Ö. 3000-1200) Kalay ve bakırın karışımından oluşan tunç Anadolu'da Kalkolitik sonunda görülür. Ancak tunç madeninin alet ve kap yapılmasında kullanılması 3. binin başlarına rastlar. Mezopotamya'da ve Mısır'da tunçtan eserlerin yapılmaya başlandığı sıralarda (M.Ö. 4. bin sonu) yazı keşfedilmiş bulunduğundan bu ülkeler için Tunç Çağı deyimi yerine yazılı belgelerden elde edilen kronoloji ve sınıflandırmalar kullanılır. Buna karşılık yazıyı henüz kullanmayan Anadolu, Hellas (Yunanistan), Balkanlar ve Avrupa gibi bölgeler için Tunç Çağı deyimi geçerlidir. Tunç Çağı Anadolu'da 3000, Girit'te, Ege'de ve Hellas'ta 2500-2000, Avrupa'da ise 2000 yıllarında başlar. Anadolu'da Tunç Çağı üç evre gösterir: Tunç Çagı üç bölümü ayrılır: Erken Tunç Çağı (3000-2000) Orta Tunç Çağı (2000-1750) Geç Tunç Çağı (1750-1200) Demir Çağı Demir Çağı pek çok bölgede değişik tarihlerde başlamış ve bitmiş olsa da Anadolu'da genel olarak, MÖ 13. yüzyılda başladığı, MÖ 4. yüzyılda bittiği kabul edilen ve demirin ergitilerek kullanılmasıyla karakterize olan bir dönemdir. Bu dönemde bulunan demirin bulunup işlenmesi, sanayinin gelişmesine neden olmuştur. Bakır ve tunçun yerini demirden silah ve eşyalar almıştır. Ticaret hızlanmış, toplumların birbirleriyle ilişkileri sağlanmıştır. Demir Çağı'na ait Anadolu uygarlıklarından bazıları, Geç Hitit Kent Devletleri, Urartular, Frigler, Lidyalılar ve Likyalılar'dır.

Anahtar Kelimeler: 2013,2014,10.sınıf ,coğrafya ,ders kitabı, sayfa 93, Tarih öncesi ,çağlarda, nüfus, artış hızının ,düşük olma ,nedenleri nelerdir ,
Bu haber toplam 8353 defa okunmuştur
Haber Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 Diğer Haberler
 
Namaz Vakitleri
İmsak
04:44
Güneş
06:26
Öğlen
11:59
İkindi
14:48
Akşam
17:11
Yatsı
18:40
Videogaleri
Fotogaleri
Finans
İMKB 100
80.559
USD ALIŞ
2.2110
USD SATIŞ
2.2260
EURO ALIŞ
2.7630
EURO SATIŞ
2.7830
POUND ALIŞ
3.5130
POUND SATIŞ
3.5660
ALTIN ALIŞ
83.5500
ALTIN SATIŞ
84.3200
Hava Durumu
Havadurumu
Tarihte Bugün
1967 Kıbrıs Türklerinin, Rum çetelerinin saldırılarına maruz kaldığı günlerde, Rauf Denktaş gizlice adaya girdi.
Sayısal Loto
25.10.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
11 - 18 - 30 - 32 - 44 - 45
Şans Topu
29.10.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
01 - 06 - 12 - 14 - 15 - 06
Süper Loto
30.10.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
06 - 09 - 17 - 21 - 23 - 46
On Numara
27.10.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
01 - 09 - 10 - 13 - 16 - 23 - 30 - 41 - 44 - 46 - 49 - 50 - 51 - 52 - 56 - 60 - 61 - 64 - 69 - 71 - 73 - 80
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Haber Sitesi Kur