egitimhane,eğitimhane.com,meb,ders kitabı cevapları,yılık planlar,der,takdir hesaplama,teşekkür
Son Dakika
TEOG sınavında görevli olmayan öğretmenin ek dersi kesilir mi ? 2015 TEOG (Nete göre) puan hesaplama 2014-2015 Ders ders TEOG test çözme teknikleri En güzel muharrem ayı mesajları 28-29 Ekim 2014 öğretmene ek dersi verilecek mi? 2014-2015 MEB Tüm ders kitabı cevapları 2015 Şubat öğretmen ataması var mı ? 2014-2015 11.sınıf Türk Edebiyatı Lider ders kitabı soru cevapları 2014-2015 11. Sınıf Türk edebiyatı lider ders kitabı sayfa 7-8 ölçme değerlendirme cevapları 2014 Kurban Bayramı tarihi,tatil ne zaman kaç gün ?
2015 TEOG (Nete göre) puan hesaplama
2015 TEOG (Nete göre) puan hesaplama
 
26-27 Kasım 2014 TEOG ingilizce,Türkçe,fen bilgisi,matematik,din soru ve cevapları
26-27 Kasım 2014 TEOG ingilizce,Türkçe,fen bilgisi,matematik,din soru ve cevapları
 
2014-2015 Ders ders TEOG test çözme teknikleri
2014-2015 Ders ders TEOG test çözme teknikleri
 
En güzel 10 Kasım Atatürk şiirleri
En güzel 10 Kasım Atatürk şiirleri
10.Sınıf coğrafya ders kitabı sayfa 93 soru ve cevapları
 

10.Sınıf coğrafya ders kitabı sayfa 93 soru ve cevapları

10.Sınıf coğrafya ders kitabı sayfa 93 soru ve cevapları

1 Aralık 2013 Pazar 20:20
Yazdır

 

S1. Tarih boyunca yapılan nüfus sayımlarındaki amaçlarındaki değişim ve bu değişimin nedenleri nelerdir ?

NÜFUS SAYIMLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ

Tarihsel süreçte çeşitli zamanlarda nüfus sayımlarının yapıldığı ve bu sayımların temel amaçları arasında askere alınacak kişileri ve vergi yükümlülüklerini belirlemek olduğu bilinmektedir.

Tarihte bilinen ilk nüfus sayımını  M.Ö. 3000 yıllarında Çin’in yaptığı tahmin edilmektedir.(Halka yardım aldatmacasıyla yapıldığı ama asıl nedenin isyancıları bulup cezalandırmak olduğu söylenir.)

1600’lü yıllarda İngiltere ve Fransa coğrafi keşifler sonucu elde ettikleri sömürgelerinde yaşayan nüfusu belirlemek amacıyla çeşitli nüfus sayımları yapmıştır.

20. yüzyıldan önce yapılan nüfus sayımlarının özellikleri:

1- Bu sayımlar genel olarak çok dar amaçlara hizmet etmek için ( Asker ve vergi alma işlemleri)

yapılmaktaydı.

2- Bu nüfus sayımları belirli aralıklarla yapılan periyodik sayımlar değildi.

3- Bu sayımlarda elde edilen bilgilerin bulunduğu istatistikler yeterince tutulmamış ve değerlendirilememiştir.

4- Bu sayımlarda ülkeler arasında bir birlik ve uygulamada ortaklık yoktu, dünya ülkeleri kendilerine göre değişik sayım yöntemleri kullanıyordu.3

5- Bu sayımların sonuçları sağlıklı değildi ve düzenli olmadığı için dünya nüfusu hakkında yeterli bilgiler vermiyordu.

İlk modern nüfus sayımı ise 1700’lü yıllarda İskandinav ülkelerinde yapılmıştır (1748-İsveç) İskandinav ülkelerini 1769 yılında Danimarka, 1787 yılında İspanya, 1799 yılında ABD, 1801 yılında İngiltere ve Fransa izlemiştir. Osmanlı Devletinin ilk nüfus sayımını 1831 yılında II. Mahmut asker sayısını ve vergi yükümlülüklerini belirlemek için yapmıştır. Ancak bu sayımda sadece erkekler sayılmıştır.

Türkiye’de  ilk modern nüfus sayımı 1927’de yapılmıştır.

 

Türkiye’de 2005’ten önce nüfus sayımlarını DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü), 2005’den sonra ise DİE’nün kapatılmasıyla  TÜİK  (Türkiye İstatistik Kurumu) yapmaktadır.

Çin’in ilk modern nüfus sayımı ise 1953 yılında yapılmış ve bu sayımla ülkenin dünya nüfusunu beşte birine sahip olduğu ortaya çıkmıştır.

NÜFUS SAYIMLARI NEDEN YAPILIR?

Her ülkede nüfusun sayısının bilinmesi son derece önemlidir.  Çünkü sayımlar sonucu nüfusun yapısının ve özelliklerinin öğrenilmesi ülkelere geleceğe yönelik sosyal, ekonomik ve politik alanlarda planlamalar yapma konusunda yarar sağlamaktadır.Örneğin, ülkede sayımlar sonucu genç nüfusun fazla olduğunun ortaya çıkması bu durumun böyle devam etmesi halinde geleceğe yönelik demografik yatırımların artacağını işaret eder ve ülkede bu soruna yönelik planlama yapma olanağı tanır.

20. yüzyıl öncesi sayımlarının amaçları

Asker sayısını belirlemek,

Vergi yükümlülerini belirlemek

Devlete belirli hizmetler yapmakla yükümlü memur ve sipahilere bırakılan gelir kaynaklarının nicelik ve değişmelerini saptamak amacıyla,

Tarım ve arazi konularında bilgi toplanmaya çalışılması,

Modern nüfus sayımlarının amaçları

Okuma yazma bilmeyen nüfusun belirlenmesi ve buna göre okuma  yazma seferberliğine başlanması İşsizlerin sayısının belirlenmesi ve buna göre iş sahalarının açılması,

Okula başlayacak çocuk sayısının belirlenmesi ve ona göre okul ve derslik yapılması,

Ülkelerin ihtiyacı olan öğretmen, doktor, mühendis vb. ihtiyacını belirlemek,

Ülkelerin nüfus artış hızını tespit etmek ve nüfus planlamasının yapılması veya nüfus artırma çalışmalarına başlanması

Ülke kaynaklarının tespiti ve nüfusa göre kullanımının planlanması,

Ülkelerde meydana gelen nüfus hareketlerini tespit etmek ve bunun ortaya koyacağı sonuçlara gerekli önlemler almak,

Asker sayısı ve askerlik sürelerinin belirlenmesi,

S2- insanlık tarihinde nüfus patlamasına neden olan iki önemli olay nedir ?

 

DÜNYA NÜFUS ARTIŞININ TARİHSEL GELİŞİMİ

Nüfus bilimciler insanlık tarihi boyunca nüfus artışında  üç tane önemli sıçrayış dönemi olduğunu savunmaktadır.

 

Dünya Nüfusunun Sıçrama Dönemleri

Bunlardan birincisi (Paleolitik Dönem)2 milyon yıl önce insanların alet yapmayı  öğrenmeleri ile kendi besinleri için avcılık yapabilmesi ve vahşi hayvanlardan korunması ile olmuştur. Dünya nüfusu bir kaç milyon ikenortalama yaşam süresi ise 20-25 yıldır.

 

İkincisi (Neolitik Dönem) 10.000 yıl önce insanların  yerleşik hayata geçip tarım yapmasıyla gerçekleşmiştir. Tarım yapmaya başlamadan önce genelde avcılıkla besinini temin eden insanların tarımla birlikte daha düzenli beslenmeleri ve yerleşik hayatla beraber daha düzenli bir yaşama sahip olmaları nüfuslarının artmasını sağlamıştır. Ortalama yaşam süresi 30 yıldır.

 

Üçüncü büyük sıçrama ise 1750-1850 yılları arasında gerçekleşen  Sanayi İnkılâbı ile gerçekleşmiştir. Bu devrimle beraber beslenme ve sağlık koşullarındaki düzelme ölümlerin azalmasını ve ortalama insan ömrünün,uzamasını sağlamıştır.

Sanayi inkılâbının ilk ortaya çıktığı kıta Avrupa Kıtası olduğu için ilk önemli nüfus artışı ve değişimi Avrupa’da yaşanmıştır.Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin 1800’lü yıllarda eriştiği yaşam koşullarına gelişmekte olan ülkeler daha geç ulaşmıştır.

 

Yine bu yıllarda  Thomas Malthus isimli bir bilim adamı "Nüfus Artışı Hakkında Araştırma" isimli tezini yayınlamıştır. Bu tezinde ilerleyen zamanlarda nüfusun hızla artmaya devam edeceğini ve bu artışın doğal kaynakların kendini yenileme hızından daha hızlı bir şekilde gerçekleşeceğini ve bu durumun böyle gitmesi halinde gelecekte dünyada kıtlık ve salgın hastalıkların baş göstereceğini ileriye sürmüştür. Bu duruma neden olacak kişilerin ise genellikle alt sınıftaki insanlar olduğu düşüncesindeydi. Bu kuram bazı kişilerce kabul edildiği gibi çoğu kimselerce de  reddedildi. Bu görüşe göre dünya kaynaklarından yararlanma konusunda insanlar arasında fazla fark olmazsa nüfus artışının problem olmayacağı  ama sınıf farkı çıkarsa ise olumsuz sonuçlar ortaya çıkacağı ifade edilmiştir.

Günümüze gelindiğinde nüfus artışının ülkelerin kalkınmışlık düzeyleri ile bağlantılı olduğugörüldü. Genellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızlı nüfus artışı görülürken, gelişmiş ülkelerde bu hızın düşük olduğu görülmektedir.

Günümüzde 6.5 milyar dolaylarında olan dünya  nüfusunun artışı önümüzdeki 50-100 yıl  boyunca artacağı ve 10-15 milyar dolaylarına  gelince artışının duracağı tahmin edilmektedir.

Malthus’un teoremi çok tartışılsa da nüfusun  hızla artacağı ve bu artışta alt tabakadaki insanların (gelişmemiş ülkeler) etkili olacağı fikri  günümüz koşullarında doğruluğunu kanıtlamıştır. Ancak besin kaynaklarının  yetersizliğinden doğacak kıtlık konusundaki  düşünce günümüzdeki intansif (modern)  tarım  teknikleri, gen teknolojisi, biyoteknoloji ve  organik tarım metotları gibi teknolojik ilerlemeler neticesinde gerçekleşme olasılığını yitirmiştir.

S.3 Nüfusun artışına ya da azalışına neden olan üç temel faktör nedir ?

 

üfus azalması

Dünya nüfusunun, ya da bir ülke nüfusunun azalması olayı. Nüfus azalması, doğumun yeter derecede olmaması yüzünden belirdiği gibi, ölümün çokluğundan,savaşlardan,başka yerlere göç etme yüzünden de olabilir.


Nüfus Artış Nedenler

* Ülkede toplam nüfusun artması
* Çocuk ölümlerinin azalması
* Tıbbi gelişme ile ortalama insan ömrünün uzaması
* Bataklıkların kurutulması ve sıtma hastalığının önlenmesi
* Ulaşımın geliştirilmesi, bölgeler arası ekonomik şartların iyileştirilmesi ile sağlıklı beslenme şartlarının oluşması

Nüfus Artışının Sonuçları
* Kırsal kesimden kentlere olan yoğun göçler,
* Konut yetersizliği,
* Tarım alanlarının azalması (Kentlerin hızlı bir şekilde büyümesi verimli tarım alanlarının amaç dışı kullanılmasına neden olmaktadır.)
* Çevre sorunları. (Ses kirliliği, hava kirliliği, su kirliliği vs.)
* İşsizlik sorunu; Türkiye'de işsizlik oranı oldukça yüksektir. Bunda, nüfusun hızlı şekilde artmasının önemli etkisi vardır. Çünkü hızla artan nüfus içinde, çalışma çağına gelen insan sayısı da hızla artmaktadır. Ama ülkemizdeki iş alanlarının iş gücü talebi, artan nüfus için yeterli olamamaktadır.
* Kalkınmanın yavaşlamasına neden olur. Çünkü kalkınma düzeyini ülkelerin milli gelirleri belirler.
* Nüfus artışının fazla olması milli geliri azaltır, kalkınmayı yavaşlatır.
* Alt yapı sorunlarının meydana gelmesine neden olur. (Okul, yol, su, elektrik v.s)

 

S.4 Nüfus piramitlerinden nüfusun hangi özellikleri öğrenilebilir ?

 

NÜFUS PİRAMİTLERİHerhangi bir yerin nüfus özelliklerini göstermede temel amaçlardan biride nüfusun yaş ve cinsiyet yapısını gösteren piramitlerdir.Ayrıca bir ülkenin veya bölgenin nüfus piramitlerine bakılarak o alandaki nüfus hareketleri,nüfus özellikleri,yaş gurupları,cinsiyet durumu ekonomik alanın özellikleri hakkında bilgi sahibi olunabilir.
Nüfus Piramitlerinin Anlattıkları
1. Nüfus sayısını
2. Cinsiyet durumunu
3. Nüfusun yaş gruplarına dağılımını
4. Ortalama yaşam süresini
5. Doğum ve Ölüm oranlarını
6. Nüfustaki hareketlenmeleri hakkında bize bilgi verir. Bizde bu bilgileri kullanarak ülke hakkında tahminlerde ve yorumlarda bulunabiliriz.
Piramitler ülkelerin gelişmişlik düzeyiyle doğrudan ilgilidir. Ülkelerin ekonomik durumu, aynı zamanda sağlık ve eğitim seviyeleri ile ilgili fikir verir.Nüfus piramitleri, bir ülkenin geri kalmış, gelişmekte olan yada gelişmiş olduğunun bir göstergesidir.Nüfus piramitleri ülke nüfusunun cinsiyet dağılımı hakkında bilgi verir.



GERİ KALMIŞ ÜLKE

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKE

GELİŞMİŞ SANAYİ ÜLKESİ

GELİŞMİŞ VE NÜFUS AZALTICI POLİTİKA UYGULAYAN ÜLKE

GELİŞMİŞ NÜFUS ARTTIRMAYA ÇALIŞAN ÜLKE

Nüfusun yaş guruplarına göre dağılışı:
Nüfus piramitlerinde yaş gurupları genel olarak 0-14yaş arası çocuk15-64 yaş arası yetişkin 65 yaş üzeride yaşlı nüfus olarak kabul edilir.
Nüfusun yaş guruplarına göre sayısının bilinmesi insanların ihtiyaçlarını ve sosyal durumlarını belirlemek bakımından önemlidir.Çünkü nüfus ,yaş itibariyle çalışan ve çalışmayan (bağımlı nüfus)nüfustan oluşur.
Doğum oranı yüksek olan ülkelerde çocuk ve genç nüfus oranı fazla,yaşlı nüfus oranı ise azdır.Bu durumda bağımlı nüfus oranı yüksektir.15-64 yaşa arasındaki nüfus çocuk ve yaşlı nüfusa bakmak zorunda aynı zamanda devletin ilerlemesi için çalışmak durumunda kalır.Bu tür ülkeler daha çok gelişmemiş yada gelişmekte olan ülkelerde görülür.
Çocuk yaştaki nüfusun fazlalığı hem aile hemde ülke kalkınmasını olumsuz etkiler.Doğum oranlarının az olduğu gelişmiş ülkelerde çalışan nüfus oranı fazla olduğu için bağımlı nüfus azdır .
Nüfusun yaş yapısını belirleyen etmenler:Doğum oranı ana etmendir.Bunun dışında savaşlar,göçler ve salgın hastalıklar etkili olabilir.
Nüfusun cinsiyet durumu:
Nüfusun kadın ve erkek nüfus olarak dağılımına nüfusun cinsiyet yapısı denir. Hemen her ülkede erkek ve kadın sayısı birbirine yakındır.Herhangi bir yerdeki kadn erkek oranını doğal süreç belirler.
Savaş dönemlerinde erkeklerin ölmesi veya erkek nüfusun ekonomik nedenlerle göç etmesi bu dengeyi bozar.
Nüfusa bağlı ülkelerin gelişmişlik düzeyi:
Genel olarak gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı doğum oranı fazladır.Genç nüfus fazladır.bağımlı nüfus fazladır.Gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı yavaş doğum oranı düşük çocuk yaştaki nüfus azdır.
Geri Kalmış Ülkelerin Ortak Özellikleri

1. Geri kalmış ülkeler; sanayileşememiş, nüfusunun büyük bölümü tarımda çalışan ülkelerdir. Yoksul ülkelerdir. Ülke nüfusun büyük bölümü köylerde yaşar. Kentleşme oranı düşüktür. Kişi başına yıllık milli gelir, çoğunlukla 2000 doların altındadır.
2. Eğitim hizmetleri,
3. Sağlık hizmetleri,
4. Beslenme imkanları,
5. Barınma hizmetleri yetersizdir.
6. İç göç ve dışarıya göç fazladır.
7. Geri kalmış ülkelerin nüfus piramidi üçgene benzer.
8. Geri kalmış bir ülkede nüfus kırda yoğunlaştığı için doğum oranları fazladır.
9. Sağlık hizmetleri yetersiz olduğundan, bebek ve çocuk ölümleri fazladır.
10. Gene olumsuz sağlık koşulları nedeniyle, ortalama yaşam süresi kısadır. Yaşlı nüfus oranı düşüktür.
11. Sağlık hizmetlerinin yanı sıra, eğitim hizmetleri ve beslenme şartları yetersizdir.
12. Çocuk ve genç nüfus, ülke nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturur.
Gelişmekte Olan Ülkelerin Ortak Özellikleri

1. Tarımda makineleşmenin artması ve kentte sanayileşme ve dolayısıyla iş imkanları köyden kente göçü artırmaktadır.
2. Ülke sanayileşmektedir.
3. Tarımsal nüfus ve dolayısıyla kır nüfusu her geçen gün azalmaktadır.
4. Nüfusun büyük bölümü bir veya daha fazla kentte yoğunlaşmıştır. Kentleşme hızlanmıştır.
5. Ülkenin gelişmesine bağlı olarak, kentlerde; hastane, okul, konut imkanı fazlalaşmış sağlık, eğitim, barınma şartlarında, düzelme görülmektedir.
6. Ülke nüfusu, doğal artış ile bir süre daha artar. Kentleşme hızlandıkça doğum oranı da zamanla azalır, ayrıca bebek ölümlerinde azalma ve ortalama yaşam süresinde artış söz konusudur. Bunlarda ülke nüfusunu artıran diğer nedenlerdir
7. Gelişmekte olan ülkelerin nüfus piramidi üçgen şeklinden çok çan eğrisine benzemeye başlamıştır.
8. Gelişmekte olan ülkelerde, doğum oranlarında azalma dikkat çeker. (Tunus, 2000)
9. Ortalama yaşam süresi artmıştır. Ülkenin nüfus piramidinde artık 60 yaş sonrası, önemli bir orana sahiptir.
10. Orta yaş ve yaşlı nüfus, genç nüfusa göre oransal olarak artmaya başlar. (Brezilya, 2000)
11. Ülke geliştikçe, nüfus piramidi de, gelişmiş ülkelere özgü olan çan eğrisi şekline dönüşür. 
Gelişmiş Ülkelerin Ortak Özellikleri

1. Gelişmiş ülkelerde, nüfusun büyük bölümü sanayi sektöründe ve hizmet sektöründe çalışır.
2. Tarımda çalışan nüfus ortalama olarak    % 2 - % 5 oranındadır. Tarımsal üretim fazladır.
3. Eğitim, sağlık, altyapı, barınma hizmetleri oldukça gelişmiştir.
4. Kent nüfus oranı % 95 civarındayken, kır nüfusu % 5 civarındadır.
5. Ülke içi nüfus hareketleri, yani iç göç çok düşük oranlardadır.
6. Dış göç alımı, ülke dışına göç verme oranından çok daha fazladır.
7. Gelişmiş ülkelerin nüfus piramidi çan eğrisine benzer
8. Doğum oranları düşük, bebek ve çocuk ölümü çok azdır. Ortalama yaşam süresi fazladır.
9. Doğal nüfus artış hızı düşüktür.
10. Zengin ülkelerdir.
11. Nüfusun yaşlanması söz konusudur.
12. Toplam nüfusunun önemli bir bölümünü orta yaş ve yaşlı nüfus grubu oluşturur.
13. Gelişmiş ülkelerin nüfus piramidinde 80’li, 90’lı yaş grupları önemli bir yer tutar.
14. Gelişmiş bir ülkede piramidin tabanı ile önceki dönemler arasında pek bir değişim yoktur. Ülkenin özel şartlarına göre, doğumlarda önemsiz miktarlarda artış yada azalış görülebilir. (Belçika, 2000)
15. Doğum oranları düşük, bebek ve çocuk ölümü çok azdır.
16. Ortalama yaşam süresi fazladır.
17. Nüfusun doğal artış hızı düşüktür.
18. Toplam nüfusunun önemli bir bölümünü orta yaş ve yaşlı nüfus grubu oluşturur.
19. Gelişmiş bir ülkede piramidin yaşlı nüfusu gösteren üst kısımları geniş sayılabilecek bir biçimdedir.
20. Gelişmiş ülkelerin nüfus piramidi çan eğrisine benzer.

KONU İLE İLGİLİ TAVSİYELER:Genel olarak bakıldığında nüfus konusunu gelişmiş ülke ve geri kalmış ülke olarak düşünülebilir.Gelişmiş ülkedeki pozitif özellikler geri kalmış ülkede tam tersidir.Bu noktadan yola çıkarak çalışma yaparsanız kafanız fazla karışmaz.Kendinize iki ülke belirleyin gelişmiş ve geri kalmış olsun sonrada bu iki ülkenin nüfus özellikleri sizce nasıl olur düşünmeye çalışın işi bir oyun noktasına dökebilirsiniz.Örnek İngiltere gelişmiş bir ülke olarak doğum oranları az,nüfus artış hızı düşük gittikçe yaşlanan bir nüfusa sahip,aile planlaması uygulanan,eğitim seviyesi yüksek,yaşam standartları iyi olduğundan insan ömrü uzun ,bağımlı (çocuk) nüfus az üreten aktif nüfus fazla,sağlık hizmetleri iyi olduğu için bebek ölümlerinin az olduğu,göç alan  bir ülkedir diye belirlenebilir.Şimdi zıt özellikte bir ülke  olarak afganistan seçilerek tersi değerlendirmeler yapılabilir.Sorular karşınıza çıktığı zaman hemen bu karşılaştırmadan yola çıkarak gelişmiş ve geri kalmış ülkenizi belirleyip daha doğru ve sağlıklı yorumlar yapabilirsiniz.

Yine dikkat edilmesi gereken hususlardan bazılarıda piramitlerde tabanda daralma varsa bu ülkede doğumlar kontrol altına alınmaya çalışılıyor yorumu yapılabilir.Tabanda genişleme nüfus arttırmaya çalışılıyor anlamındadır.Orta bölümlerde meydana gelen şişmeler yada çekilmeler o dönem için ya göç alınmış yada verilmiş yada savaş yada doğal afetden dolayı bir nüfus kaybına uğramıştır şeklinde yorumlanabilir.

S.5 Nüfus piramitleri incelenerek piramidin ait olduğu ülkeyle ilgili hangi alanda yorumlar yapılabilir ?

 

NÜFUS PİRAMİTLERİHerhangi bir yerin nüfus özelliklerini göstermede temel amaçlardan biride nüfusun yaş ve cinsiyet yapısını gösteren piramitlerdir.Ayrıca bir ülkenin veya bölgenin nüfus piramitlerine bakılarak o alandaki nüfus hareketleri,nüfus özellikleri,yaş gurupları,cinsiyet durumu ekonomik alanın özellikleri hakkında bilgi sahibi olunabilir.
Nüfus Piramitlerinin Anlattıkları
1. Nüfus sayısını
2. Cinsiyet durumunu
3. Nüfusun yaş gruplarına dağılımını
4. Ortalama yaşam süresini
5. Doğum ve Ölüm oranlarını
6. Nüfustaki hareketlenmeleri hakkında bize bilgi verir. Bizde bu bilgileri kullanarak ülke hakkında tahminlerde ve yorumlarda bulunabiliriz.
Piramitler ülkelerin gelişmişlik düzeyiyle doğrudan ilgilidir. Ülkelerin ekonomik durumu, aynı zamanda sağlık ve eğitim seviyeleri ile ilgili fikir verir.Nüfus piramitleri, bir ülkenin geri kalmış, gelişmekte olan yada gelişmiş olduğunun bir göstergesidir.Nüfus piramitleri ülke nüfusunun cinsiyet dağılımı hakkında bilgi verir.



GERİ KALMIŞ ÜLKE

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKE

GELİŞMİŞ SANAYİ ÜLKESİ

GELİŞMİŞ VE NÜFUS AZALTICI POLİTİKA UYGULAYAN ÜLKE

GELİŞMİŞ NÜFUS ARTTIRMAYA ÇALIŞAN ÜLKE

Nüfusun yaş guruplarına göre dağılışı:
Nüfus piramitlerinde yaş gurupları genel olarak 0-14yaş arası çocuk15-64 yaş arası yetişkin 65 yaş üzeride yaşlı nüfus olarak kabul edilir.
Nüfusun yaş guruplarına göre sayısının bilinmesi insanların ihtiyaçlarını ve sosyal durumlarını belirlemek bakımından önemlidir.Çünkü nüfus ,yaş itibariyle çalışan ve çalışmayan (bağımlı nüfus)nüfustan oluşur.
Doğum oranı yüksek olan ülkelerde çocuk ve genç nüfus oranı fazla,yaşlı nüfus oranı ise azdır.Bu durumda bağımlı nüfus oranı yüksektir.15-64 yaşa arasındaki nüfus çocuk ve yaşlı nüfusa bakmak zorunda aynı zamanda devletin ilerlemesi için çalışmak durumunda kalır.Bu tür ülkeler daha çok gelişmemiş yada gelişmekte olan ülkelerde görülür.
Çocuk yaştaki nüfusun fazlalığı hem aile hemde ülke kalkınmasını olumsuz etkiler.Doğum oranlarının az olduğu gelişmiş ülkelerde çalışan nüfus oranı fazla olduğu için bağımlı nüfus azdır .
Nüfusun yaş yapısını belirleyen etmenler:Doğum oranı ana etmendir.Bunun dışında savaşlar,göçler ve salgın hastalıklar etkili olabilir.
Nüfusun cinsiyet durumu:
Nüfusun kadın ve erkek nüfus olarak dağılımına nüfusun cinsiyet yapısı denir. Hemen her ülkede erkek ve kadın sayısı birbirine yakındır.Herhangi bir yerdeki kadn erkek oranını doğal süreç belirler.
Savaş dönemlerinde erkeklerin ölmesi veya erkek nüfusun ekonomik nedenlerle göç etmesi bu dengeyi bozar.
Nüfusa bağlı ülkelerin gelişmişlik düzeyi:
Genel olarak gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı doğum oranı fazladır.Genç nüfus fazladır.bağımlı nüfus fazladır.Gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı yavaş doğum oranı düşük çocuk yaştaki nüfus azdır.
Geri Kalmış Ülkelerin Ortak Özellikleri

1. Geri kalmış ülkeler; sanayileşememiş, nüfusunun büyük bölümü tarımda çalışan ülkelerdir. Yoksul ülkelerdir. Ülke nüfusun büyük bölümü köylerde yaşar. Kentleşme oranı düşüktür. Kişi başına yıllık milli gelir, çoğunlukla 2000 doların altındadır.
2. Eğitim hizmetleri,
3. Sağlık hizmetleri,
4. Beslenme imkanları,
5. Barınma hizmetleri yetersizdir.
6. İç göç ve dışarıya göç fazladır.
7. Geri kalmış ülkelerin nüfus piramidi üçgene benzer.
8. Geri kalmış bir ülkede nüfus kırda yoğunlaştığı için doğum oranları fazladır.
9. Sağlık hizmetleri yetersiz olduğundan, bebek ve çocuk ölümleri fazladır.
10. Gene olumsuz sağlık koşulları nedeniyle, ortalama yaşam süresi kısadır. Yaşlı nüfus oranı düşüktür.
11. Sağlık hizmetlerinin yanı sıra, eğitim hizmetleri ve beslenme şartları yetersizdir.
12. Çocuk ve genç nüfus, ülke nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturur.
Gelişmekte Olan Ülkelerin Ortak Özellikleri

1. Tarımda makineleşmenin artması ve kentte sanayileşme ve dolayısıyla iş imkanları köyden kente göçü artırmaktadır.
2. Ülke sanayileşmektedir.
3. Tarımsal nüfus ve dolayısıyla kır nüfusu her geçen gün azalmaktadır.
4. Nüfusun büyük bölümü bir veya daha fazla kentte yoğunlaşmıştır. Kentleşme hızlanmıştır.
5. Ülkenin gelişmesine bağlı olarak, kentlerde; hastane, okul, konut imkanı fazlalaşmış sağlık, eğitim, barınma şartlarında, düzelme görülmektedir.
6. Ülke nüfusu, doğal artış ile bir süre daha artar. Kentleşme hızlandıkça doğum oranı da zamanla azalır, ayrıca bebek ölümlerinde azalma ve ortalama yaşam süresinde artış söz konusudur. Bunlarda ülke nüfusunu artıran diğer nedenlerdir
7. Gelişmekte olan ülkelerin nüfus piramidi üçgen şeklinden çok çan eğrisine benzemeye başlamıştır.
8. Gelişmekte olan ülkelerde, doğum oranlarında azalma dikkat çeker. (Tunus, 2000)
9. Ortalama yaşam süresi artmıştır. Ülkenin nüfus piramidinde artık 60 yaş sonrası, önemli bir orana sahiptir.
10. Orta yaş ve yaşlı nüfus, genç nüfusa göre oransal olarak artmaya başlar. (Brezilya, 2000)
11. Ülke geliştikçe, nüfus piramidi de, gelişmiş ülkelere özgü olan çan eğrisi şekline dönüşür. 
Gelişmiş Ülkelerin Ortak Özellikleri

1. Gelişmiş ülkelerde, nüfusun büyük bölümü sanayi sektöründe ve hizmet sektöründe çalışır.
2. Tarımda çalışan nüfus ortalama olarak    % 2 - % 5 oranındadır. Tarımsal üretim fazladır.
3. Eğitim, sağlık, altyapı, barınma hizmetleri oldukça gelişmiştir.
4. Kent nüfus oranı % 95 civarındayken, kır nüfusu % 5 civarındadır.
5. Ülke içi nüfus hareketleri, yani iç göç çok düşük oranlardadır.
6. Dış göç alımı, ülke dışına göç verme oranından çok daha fazladır.
7. Gelişmiş ülkelerin nüfus piramidi çan eğrisine benzer
8. Doğum oranları düşük, bebek ve çocuk ölümü çok azdır. Ortalama yaşam süresi fazladır.
9. Doğal nüfus artış hızı düşüktür.
10. Zengin ülkelerdir.
11. Nüfusun yaşlanması söz konusudur.
12. Toplam nüfusunun önemli bir bölümünü orta yaş ve yaşlı nüfus grubu oluşturur.
13. Gelişmiş ülkelerin nüfus piramidinde 80’li, 90’lı yaş grupları önemli bir yer tutar.
14. Gelişmiş bir ülkede piramidin tabanı ile önceki dönemler arasında pek bir değişim yoktur. Ülkenin özel şartlarına göre, doğumlarda önemsiz miktarlarda artış yada azalış görülebilir. (Belçika, 2000)
15. Doğum oranları düşük, bebek ve çocuk ölümü çok azdır.
16. Ortalama yaşam süresi fazladır.
17. Nüfusun doğal artış hızı düşüktür.
18. Toplam nüfusunun önemli bir bölümünü orta yaş ve yaşlı nüfus grubu oluşturur.
19. Gelişmiş bir ülkede piramidin yaşlı nüfusu gösteren üst kısımları geniş sayılabilecek bir biçimdedir.
20. Gelişmiş ülkelerin nüfus piramidi çan eğrisine benzer.

KONU İLE İLGİLİ TAVSİYELER:Genel olarak bakıldığında nüfus konusunu gelişmiş ülke ve geri kalmış ülke olarak düşünülebilir.Gelişmiş ülkedeki pozitif özellikler geri kalmış ülkede tam tersidir.Bu noktadan yola çıkarak çalışma yaparsanız kafanız fazla karışmaz.Kendinize iki ülke belirleyin gelişmiş ve geri kalmış olsun sonrada bu iki ülkenin nüfus özellikleri sizce nasıl olur düşünmeye çalışın işi bir oyun noktasına dökebilirsiniz.Örnek İngiltere gelişmiş bir ülke olarak doğum oranları az,nüfus artış hızı düşük gittikçe yaşlanan bir nüfusa sahip,aile planlaması uygulanan,eğitim seviyesi yüksek,yaşam standartları iyi olduğundan insan ömrü uzun ,bağımlı (çocuk) nüfus az üreten aktif nüfus fazla,sağlık hizmetleri iyi olduğu için bebek ölümlerinin az olduğu,göç alan  bir ülkedir diye belirlenebilir.Şimdi zıt özellikte bir ülke  olarak afganistan seçilerek tersi değerlendirmeler yapılabilir.Sorular karşınıza çıktığı zaman hemen bu karşılaştırmadan yola çıkarak gelişmiş ve geri kalmış ülkenizi belirleyip daha doğru ve sağlıklı yorumlar yapabilirsiniz.

Yine dikkat edilmesi gereken hususlardan bazılarıda piramitlerde tabanda daralma varsa bu ülkede doğumlar kontrol altına alınmaya çalışılıyor yorumu yapılabilir.Tabanda genişleme nüfus arttırmaya çalışılıyor anlamındadır.Orta bölümlerde meydana gelen şişmeler yada çekilmeler o dönem için ya göç alınmış yada verilmiş yada savaş yada doğal afetden dolayı bir nüfus kaybına uğramıştır şeklinde yorumlanabilir.

S.6 Devletlerin nüfusla ilgili ilk bilgi edinme çabalarına özgü örnekler nelerdir ?

 

Osmanlılarda ilk sayım, İkinci Sultan Selim (1566-1574) döneminde, Amerika’da 1790’da, İngiltere’de 1801’de yapılmıştır. Osmanlılarda daha sonraki yıllarda, Sultan İkinci Mahmûd Han döneminde, 1826-1828 yıllarında nüfus sayımı yapılmak istenmiş fakat netice alınamamıştır. 1844 yılında askerî gâye ile 1854’te vergi tesbiti için sayım yapılmışsa da çalışmalar yarıda kalmıştır. 1856’da Anadolu ve Suriye’de, 1874’te Tuna vilayetlerinde sayım yapılmıştır. 1878’de Nüfus Sicili Nizamnâmesiyle nüfus müdürlükleri kurulmuş böylece ölüm, doğum ve yer değiştirmelerin kaydı yapılmağa başlanmıştır.

Cumhûriyet döneminde ilk sayım 1927’de, ikincisi 1935’te yapıldı. Bundan sonra her beş yılda bir, Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsünce nüfus sayımları hazırlanır, yönetilir ve değerlendirilir. Askerî, sosyal, ekonomik meselelerin her hususta açığa çıkmasında çok faydalı olan sayımlar, daha önceden îlân edilen belli günlerde, sokağa çıkma yasağı konularak yapılmaktadır. Birinci Dünyâ Harbi veİstiklâl Savaşından sonra 12.500.000 olan nüfus, 1990 sayımına göre 56.473.035’e yükselmiştir. Doğum sayısının ölüme göre fazla olması Romanya, Yugoslavya ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler 1939’da Hatay’ın Türkiye’ye katılması, nüfus artışının sebepleridir.

 

S.7 Nüfus hangi koşullar altın bir ülke için güç değil yük durumuna gelir ?

 

Bir ülkede ekonomik sıkıntı varsa, o ülke için nüfus bir yük haline gelir.Nüfus beslenemediği için sosyal patlamalar meydana gelir ve ülke huzuru bozulur.Açlık ,hastalık ve ekonomik kriz baş gösterir.

 

S.8 Tarih öncesi çağlarda nüfus artış hızının düşük olma nedenleri nelerdir ?

 

tarih öncesi çağlarda insanların kendilerini vahşi hayvanlardan koruyabileceği hiçbir alet yoktu ve o yüzden vahşi hayvanlar insanlara zarar veriyorlardı bu yüzden nüfus artışının 3. seviyesinden biri kesici aletlerin bulunmasıdır kesici aletlerde ilk olarak sopaların ucuna takılan çakmak taşı ve sivri taşlardır.

 

M.Ö. 3200 yılında yazının bulunuşu ile o dönemlerin insanları hakkında bilgilerimiz hızla artmıştır . Bilim adamları da insanlık tarihini yazılı yazısız belgelere göre incelemektedirler . Bunun için yazının bulunuşuna kadar geçen döneme tarih öncesi devirler , yazının bulunuşundan sonraki döneme de tarih devirleri adı verilmiştir . Yazı, Mezopotamya'da Sümer şehir devletleri zamanında ( M.Ö. 3200 ) bulunmuştur . Tarih bilgilerimize hız kazandırmıştır . Bu nedenle yazının bulunuşu tarihçiler tarafından tarihin başlangıcı olarak kabul edilir. Tarih Öncesi Devirler büyük uygarlık merkezlerinde M.Ö. 3000 tarihinden eski olan çağlardır. ve bu çağlarda bazı önemli icatlar yapılmıştır.Tarih öncesi çağlar ayrıca bölümlere ayrılır. Taş Devri Taş Devri, insanın ortaya çıkışı ve taştan araçlar yapmasından başlayarak kalkolitiğin sonuna kadar geçen tarih öncesi dönemdir. Paleolitik Çağ Paleolitik Çağ, tarihöncesi uygarlığının gelişme sürecinde, kültürel evrelerin en uzunu (insanlık tarihinin %99'u) ve Buzul Çağlarının kültürel karşılığı olan; insanlığın ilk ortaya çıkışından, M.Ö. yaklaşık 10.000 yıl öncesinde Neolitik Çağ'ın başlamasına kadar süren arkeolojik çağdır. Bu çağda çaytaşı, çakmaktaşı, hayvan kemikleri ve ağaç gibi doğal maddelerden besinleri pişirmeye ve ısınmaya başlanmıştır. Mağara ve kaya sığınaklarının duvarlarına çizilen resimler yine bu çağın belirgin özelliklerindendir. Paleolitik Alt, Orta ve Üst olmak üzere üç alt döneme ayrılmaktadır. Epipaleolitik Çağ ise, doğayı denetimi altına almaya başlayananın, besi üretimine geçişinin hemen öncesinde yer alan çağdır. Kaba Taş Çağı Diğer adları: Paleolitik Çağ, Epipaleolitik Çağ, Eski Taş Çağı, Yontma Taş Çağı, Kabataş Devri Dönem:600.000 - 10.000 Kabataş eski taş çağıyla aynı anlama gelmektedir. Orta Taş Çağı Orta Taş Çağı bilinen diğer isimleri Yontma Taş Devri, Mezolitik Devir. Dönem: MÖ 10000-MÖ 6000 İnsanların taşları yontmaya başladığı, taşları kendilerini savunmak ve avlanmak için kullandıkları devirdir. Basit aletler yapılmıştır. İnsanlar mağara duvarlarına resimler yapmaya başlamışlardır. Bu dönemde insanlar yaşamlarını avcılık ve toplayıcılıkla sürdürmüşlerdir. İnsanlar bu çağda doğal sığınaklar sayesinde vahşi hayvanlardan korunmuşlardır. İnsanlar üretmeyi bilmedikleri için tüketici durumundadırlar. Kemikten zıpkınlar,taştan heykeller yapılmaya başlanmış; dönemin sonlarında ateş yakma öğrenilmiştir. Gezegende yaşanan son buzul çağının sona ermesi ardından, insan topluluklarının yayılma eğilimi gösterdikleri ılıman iklim kuşaklarında, yepyeni bir evrimsel açılım yaşanmaya başlanmıştır. Buzulların çekilmesiyle ılıman iklim kuşağında gerek fauna gerekse flora, hem çeşitlilik hem de popülasyon olarak belirgin gelişmeler göstermiştir. Bu mevsimsel farklılıkların oldukça belirgin olduğu ve genellikle kurak sayılabilecek yaşam alanlarında ortaya çıkan ve yayılabilen türler, kaçınılmaz olarak dayanıklı, uyum sağlama ve üreme yetenekleri geniş, görece daha küçük cüsseli türlerdi. İşte bu ortam, insan topluluklarına geniş olanaklar sunmuştur. Buğday ve arpa gibi yaygın ve kurak iklime uyumlu bitki türlerinin ve koyun, keçi, sığır gibi otçul türlerin ortaya çıkması ve yaygınlaşmasıyla insan topluluklarının yaşam biçimi de değişmeye başlamıştır. Doğaya doğrudan müdahale ederek, besin olarak kullanılabilecek bitki türlerini yetiştirme ve bazı hayvan türlerini evcilleştirerek sürüler oluşturmak, bu dönemin belirgin özelliği olmuştur. İnsan toplulukları bu yeni yaşam tarzında iki ana kolda gelişme göstermişlerdi. Bazı topluluklar evcilleştirdikleri hayvanlardan oluşan sürüleri temel besin kaynağı olarak kullanırken bazı topluluklar ise sınırlı ölçüde de olsa bahçe tarımına başlamışlardır. Her iki ana kol da avcı-toplayı topluluklar olmaktan zamanla çıkmış, bir anlamda besin üreten topluluklar haline dönüşmeye başlamışlardır. Kuşkusuz ağırlıklı olarak tarımla uğraşan topluluklar, avcı-toplayıcı toplulukların yaşam tarzını bırakarak yerleşik düzene geçmek zorunda kalmışlardır. Ağırlıklı olarak hayvan sürülerini kullanan topluluklar ise göçebe ya da yarı-göçebe topluluklar haline gelmişlerdir. Özellikle tarım yapmanın öğrenilmesi bu toplumların beslenme ve yaşam tarzlarında kökten değişikliklere yol açmıştır. Büyük ölçüde rastlantılara, ileri derecede uzmanlaşmaya bağlı olan avcı-toplayıcı yaşam tarzı yerini, besin maddelerini stoklayabilen ve beslenme açısından daha güvenli toplumlar oluşturmuştur. Bakır Devri Kalkolitik Çağ (Bakır Taş Çağı) Dönem: M.Ö. 5000-3000 Diğer adları: Maden Taş Çağı, Kalkolitik Çağ Adını taşın yanısıra bakır kullanımından da alan Kalkolitik Çağ, kültür tarihinde ilk ön kent kültürlerinin başladığı dönem olarak bilinir. Yeni veriler, madenin ilk işlenmesinin Neolitik Çağ'ın Çanak Çömleksiz evresinde başladığını ortaya koymuşsa da, kullanımının çeşitlenmesi ve yaygınlaşması bu dönemde gerçekleşmiştir. MÖ yaklaşık 5.000-3.000 yılları arasına tarihlenen Kalkolitik Çağ, İlk, Orta ve Son olmak üzere üç aşamada incelenir. Gelişkin tarım ve hayvancılık, insanın sosyal yapısındaki değişimleri giderek çabuklaştırmıştır. Yöneticiler, din adamları, çeşitli zanaatçılar gibi farklı grupların yanısıra anıtsal mimari, savunma ve sulama sistemleri, uzak mesafe ticareti ile lüks/prestij maddelerinin ticareti gelişmiştir. Bu gelişim sonucu, Anadolu'da, söz konusu çağ yerleşme yerlerinin sayısının 852'ye ulaştığı görülür. Önemli merkezler arasında, batıdan doğuya, Bakla Tepe (İzmir), Liman Tepe (İzmir), Hacılar (Burdur), Beycesultan (Denizli), İkiztepe (Samsun), Alişar (Yozgat), Domuztepe (Adana), Yumuktepe, Mersin Tarsus Arslantepe (Malatya), Değirmentepe (Malatya), Girikihaciyan (Diyarbakır) sayılabilir. Erken Kalkolitik Geç Neolitik dönemde yaşanan yangınlardan sonra ileri üretici dönem denen Kalkolitik dönem başlamıştır. Bu dönemin en önemli özelliği taş aletlerin yanısıra bakırın da kullanılmaya başlamasıdır. İkinci belirgin özellik ise özgün bezemeli kaplardır. Kalkolitik Çağın ilk evresi olan Erken Kalkolitik’te nüfus artışıyla birlikte yerleşim yerlerinde de bir artış görülmektedir. Önemli yerleşim yerleri arasında Hacılar, Kuruçay, Can Hasan, Köşkhöyük, Yümüktepe, Tülintepe, Norşuntepe, Korucutepe, Samsat ve Tilkitepe sayılabilir. Geç Kalkolitik İkinci evreyi oluşturan geç kalkolitik dönem kabaca M.Ö. 4. bine tarihlenir. Anadolu bu dönemde büyük olasılıkla Boğazlar üzerinden gelen göçlere sahne olmuştur. Buna bağlı olarak nüfus artmış ve yeni yerleşim yerleri ortaya çıkmıştır. Artık Anadolunun bütününde homojen bir kültürden söz etmek söz konusu değildir. Göçlerle gelen etkiler sonucu eski ince kap formlarının yanında onlardan tümüyle farklı, siyah zemin üzerine beyaz boya ile yapılmış çizgilerle bezenmiş yeni kap çeşitleri ortaya çıkmıştır. Daha önceki gerçekçi Anatanrıça figürinlerinin aksine son derece soyut, fakat yine Anatanrıçayı ifade eden, mermerden yapılma idoller yaygınlaşmıştır. Küçük kutsal alanlardan başka ortak tapınaklar bulunmamaktadır. Genel olarak sadece bebekler ev içlerine gömülmüştür. Yetişkinler ise yerleşim dışına gömülmektedir. Halk tarım ve hayvancılıkla yaşamını sürdürmekte, zaman zaman avcılık ve balıkçılıkta yapmaktadır. Maden kullanımıyla ilgili olarak ticaret oldukça yaygınlaşmıştır. İlk tekerlek kullanımı bu dönemde olmuştur. Yazının bulunması da bu döneme aittir. (Sümerler tarafından) Tunç Çağı Period: (M.Ö. 3000-1200) Kalay ve bakırın karışımından oluşan tunç Anadolu'da Kalkolitik sonunda görülür. Ancak tunç madeninin alet ve kap yapılmasında kullanılması 3. binin başlarına rastlar. Mezopotamya'da ve Mısır'da tunçtan eserlerin yapılmaya başlandığı sıralarda (M.Ö. 4. bin sonu) yazı keşfedilmiş bulunduğundan bu ülkeler için Tunç Çağı deyimi yerine yazılı belgelerden elde edilen kronoloji ve sınıflandırmalar kullanılır. Buna karşılık yazıyı henüz kullanmayan Anadolu, Hellas (Yunanistan), Balkanlar ve Avrupa gibi bölgeler için Tunç Çağı deyimi geçerlidir. Tunç Çağı Anadolu'da 3000, Girit'te, Ege'de ve Hellas'ta 2500-2000, Avrupa'da ise 2000 yıllarında başlar. Anadolu'da Tunç Çağı üç evre gösterir: Tunç Çagı üç bölümü ayrılır: Erken Tunç Çağı (3000-2000) Orta Tunç Çağı (2000-1750) Geç Tunç Çağı (1750-1200) Demir Çağı Demir Çağı pek çok bölgede değişik tarihlerde başlamış ve bitmiş olsa da Anadolu'da genel olarak, MÖ 13. yüzyılda başladığı, MÖ 4. yüzyılda bittiği kabul edilen ve demirin ergitilerek kullanılmasıyla karakterize olan bir dönemdir. Bu dönemde bulunan demirin bulunup işlenmesi, sanayinin gelişmesine neden olmuştur. Bakır ve tunçun yerini demirden silah ve eşyalar almıştır. Ticaret hızlanmış, toplumların birbirleriyle ilişkileri sağlanmıştır. Demir Çağı'na ait Anadolu uygarlıklarından bazıları, Geç Hitit Kent Devletleri, Urartular, Frigler, Lidyalılar ve Likyalılar'dır.

S.9 Nüfus artış hızının negatif değer gösterdiği ülkeler hangileridir ?

 

Avrupa (Almanya,İngiltere,Fransa,İtalya, Norveç,İsveç,İsviçre) ABD,Kanada,Avustralya

Anahtar Kelimeler: 2013,2014,10.Sınıf ,coğrafya ,ders kitabı ,sayfa 93, soru ,cevapları,indir,
Bu haber toplam 25657 defa okunmuştur
Haber Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 Diğer Haberler
 
Namaz Vakitleri
İmsak
05:13
Güneş
07:00
Öğlen
12:04
İkindi
14:30
Akşam
16:46
Yatsı
18:21
Videogaleri
Fotogaleri
Finans
İMKB 100
86.169
USD ALIŞ
2.2130
USD SATIŞ
2.2230
EURO ALIŞ
2.7530
EURO SATIŞ
2.7680
POUND ALIŞ
3.4450
POUND SATIŞ
3.4950
ALTIN ALIŞ
84.3800
ALTIN SATIŞ
84.9200
Hava Durumu
Havadurumu
Tarihte Bugün
2002 Endonezya'da mahkeme, Doğu Timor'un 1999'da Endonezya'dan ayrılması sırasındaki olaylarda insanlığa karşı suç işlemekle suçlanan; iki eski komutan, bir polis şefi ve bir hükümet yetkilisini beraat ettirdi.
Sayısal Loto
22.11.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
05 - 22 - 29 - 32 - 46 - 47
Şans Topu
26.11.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
08 - 17 - 26 - 30 - 31 - 11
Süper Loto
27.11.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
01 - 24 - 33 - 35 - 43 - 50
On Numara
24.11.2014
Tarihli Çekiliş Sonucu
07 - 16 - 29 - 31 - 32 - 34 - 35 - 38 - 40 - 41 - 44 - 49 - 50 - 53 - 56 - 59 - 61 - 65 - 71 - 72 - 76 - 77
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Haber Sitesi Kur